Pages

12 Haziran 2015 Cuma

Kitap Yorumu: Ay Günlükleri 1 - Cinder / Marissa Meyer


"Bir varmış bir yokmuş."

Merhabalar...

Bu aralar blog'a yazacak çok şeyim var ama tembelliğim üstümde. Neyse ki yaz tatili geldi ve sonunda bol bol vaktim olacak. Başka planlarım olmazsa tabii. :D Eh, sizlerde tatile girdiğinize göre blog'u alt üst edin ve yine eskisi gibi sohbetler edelim. Hiç yanıma uğramaz oldunuz. Fark etmedim sanmayın. *-*

Şimdi gelelim asıl konuya. Birkaç gün önce Artemis Yayınları'ndan çıkan Ay Günlükleri serisinin ilk kitabı Cinder'ı okudum. Ve cidden aşık oldum. Bu kadar mı akıcı ve güzel bir kurgu olur? Yazarın hayal gücünü kıskandım ve bayıldım. Ülkemizde baya geç çıktı seri ama şuan ilk 3 kitap mevcut ve yanılmıyorsam 4.kitap hazırlık aşamasında. Bu hızla giderlerse seriyi yiyip, bitirebiliriz. *sırıtmalar*

Kitabın konusu aslında hem bilindik hem de yazarın hayal gücüyle harmalanmış. Cinderella'yı bilirsiniz ? Üvey annesi ve üvey kız kardeşleri ile yaşayan, evde hizmetçi gibi görülen ve bir gün baloya gitmesiyle Prens'i etkileyip, bir ayakkabısını unutan masal kahramanlarından biri. Cinder kitabında ise olaylar hemen hemen aynı. Ama zaman dilimi farklı. Günümüzden uzak, geçmişten parçalar taşıyan ve belki de gelecekte karşılaşacağımız şeylerle donanmış bir kurgu hayal edin ? Ben bayıldım. Siz de bayılabilirsiniz.

 Gelecekteki Yeni Pekin'e hoş geldiniz! Burada hem insanları hem androidleri (gelecekteki uzman robotlar olarak düşünebilirsiniz) hem de Kraliyet'i görebilirsiniz. Teknoloji çok fena gelişmiştir fakat Veba hastalığına henüz bir çözüm bulunamamıştır ve bu da tüm halkı etkilemektedir. Bunun yanısıra Ay İnsanları, Dünyayı dikizlemektedir. Söylentilere göre Veba hastalığını da onlar getirmiş. Amaçları tahmin edilebilir; Dünyayı ele geçirmek.

Cinder, kurgumuzda baş karakter. Üvey annesi ve iki üvey kız kardeşi ile beraber yaşayan bir mekanik ustasıdır. Ama dış görünüşü masallardaki gibi değildir. Vücudunun bazı bölümleri metaldir. Çok küçükken bir yangın sırasında yaralanır ve ancak böyle tedavi edilir. Bu yüzden üvey annesi ve bazı kişiler tarafından da say-borg olarak adlandırılıyor. Buna rağmen Cinder, çarşı gibi bir yerde android'i Iko ile çalışıp, üvey annesine para götürmektedir. Kendi halindedir ama bu Cinder'ın bazı farklılıkları var. Bunları elbette anlatamam. Kitapta okuyunca anlayacaksınız ve şaşıracaksınız. Açıkçası yazar kitabın başlarında ipuçlarını arka arkaya verdiği için olayı çabuk çözdüm ve meraksız okudum. Yine de kitabın akıcılığı kaybolmadı.

"Sana nasıl prens olunacağını söylemek istemem ama yanında korumalar falan olması gerekmez mi?"
"Koruma mı? Benim kadar etkileyici birine kim zarar vermek ister ki?"

Bir gün, Cinder'ı Prens Kai ziyaret eder. Prens Kai, elbette o dönemin en yakışıklısı ve kızların aşığıdır. Eh, Cinder da etkilenmiyor değil. Kai, bozuk olan android'i tamir etmesi için mekanik ustasına getirmiştir. Böylece tanışırlar ve aralarında okunulası bir bağ oluşur. Tabii bunun yanı sıra Cinder, hem Dünyayı hem de Ay İnsanlarını etkileyecek bilgiler edinir. Bu da yetmezmiş gibi kardeşlerinden biri Veba hastalığına yakalanır ve üvey annesi bunun Cinder'ın bulaştırdığını düşünüp, onu ihbar eder. Böylece Cinder, Dr. Erland ile de tanışmış olur. Bunları böyle arka arkaya anlatıyorum çünkü spoiler vermeden karakterlerden bahsetmem lazım. Bu söylediklerim de kesinlikle spoiler değil. Bilirsiniz beni, spoiler vermeyi pek sevmem. Ama inanın bana bu kitabı açık açık anlatmak ve içimdekileri dökmek isterdim. Çok mu çok etkilendim.

Bunların dışında kurguyla ilgili pek bir bilgi veremeyeceğim. Tek diyebileceğim gerçekten bu seriye şans verin ve okuyun. Çok akıcı, yeri geldiğinde komik ve sizi sinir etmeyen bir kitap. Karakterleri cuk oturmuş. Cinder'ı sevmemek elde değil. Prens Kai, genç olduğundan olsa gerek bazı hareketleri tam oturmamış ama seveceksiniz. Ümidim var o karakterden. En çok Iko'yu ve Dr. Erland'ı sevdim. Ağızları çok güzel laf yapıyor. :D

Bu dünyayı seveceksiniz ve benim gibi 'keşke bu dünyanın içinde yer alsam' bile diyebilirsiniz. Çünkü ben kitabı okumaya başladığımdan beri bunu söyleyip, duruyorum. Ve sakın benim gibi ikinci kitabı almamazlık yapmayın. Şuan ikinci kitap diye deli gibi dolanıyorum. -.-

Bir sonraki kitaba kadar görüşmek üzere.
Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

5 yorum:

  1. Bu serinin kurgusu çok hoşuma gidiyor. Kapakları da çok güzel. Ah, alınacak bir sürü kitap olmasa ayrıca para da olsa da alabilsem keşke :D
    Tembelliğini üstünden çabucak at lütfen, daha sık yaz :D
    Seni mime etiketledim bu arada, bakarsın diye linkini koyuyorum. Öptüm :*
    http://kitapkaravani.blogspot.com.tr/2015/06/mim-14-o-mu-bu-mu.html

    YanıtlaSil
  2. Kai'den umudu kes bence ben hayatımda hiç bu kadar ürkek bi prens okumadım -.- ama seriyi çok seviyorum ve bence ileride çok favori birkarakterin olacak -.*

    YanıtlaSil
  3. Serinin kitapları bağlantılı mı yoksa ayrı ayrı da okuyabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle sırasıyla okunmalı. Olaylar bağlantılı. Cinder-Scarlet-Cress-Levana-Winter olmalı

      Sil
  4. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil