Pages

9 Haziran 2020 Salı

Kitap Yorumu: Cam Şato 4 - Gölgeler Kraliçesi

Herrrrrkese merhaba

HIMYM Barney'sinin de dediği gibi Dehşetül-vahşet güzel bir kitap okudum!

Cam Şato serisine tekrar başladığım için çoook mutluyum. Ama tabii üçüncü kitabın yorumunu okursanız azcık hayal kırıklığına uğradığımı görebilirsiniz. Bunun iki sebebi var: Yanlış zamanda okudum ve yazar aniden U dönüşleri yaptı. Okurken hem karakterleri benimsemekte zorlandım hem de bu değişimi kabul edemedim açıkçası. İlk iki kitapta Celaena ve Chaol beraber olacak diye koca bir beklentiye girdim. Üçüncü kitapta yolları ayrılmak zorunda kaldı ve karakterler aniden evrim geçirdi. Ve bu ikili adeta düşman oldu.

Açıkçası üçüncü kitapta birçok karakteri ve Wyrd meselesini hiç ciddiye almamıştım ama Gölgeler Kraliçesi'nde pür dikkat kesildim. Olay üstüne olay oluyor. Hatta birçok olay oluyor. Artık kemik kadro ortaya çıktı diyebilirim.


Öncelikle karakterlerin yorumunu yapmak istiyorum çünkü hemen hemen hepsini eşit derecede görüyoruz. Aelin (Celaena demeyeceğim artık) ve ekibiyle başlayayım. Aelin, yaşadığı tüm olaylardan ağır dersler çıkaran bir karakter olarak inanılmaz güzel bir şekilde ilerliyor. Hata yapıyor mu? Yapıyor ama telafisiyle beraber. Bu kitapta duygularını törpülemiş ve mantıklı hareket eden bir Kraliçe olarak görüyoruz. Okurken hiç de 19 yaşında olduğu aklıma gelmemişti.
Rowan, ahhhh Rowan. Chaol ve Dorian ikisilini katlar, yer bu Fey prensi. Üçüncü kitapta ne kadar ketum ve dik başlıysa, bu kitapta da öyleydi ama duygularını salmış artık. Aelin'in önünde diz çöküp sadık bir prens olacağına dair yemin etmişti. Valla helal olsun, gözümde kalpler çıkarak okudum onun sahnelerini. Saçlarını kestirmesi de pek güzel oldu. Ha şöyle.

Chaol ismini yazarken bile ateş püsküresim geliyor. İlk iki kitapta beyefendiyi severken yazarın da hinliği yüzünden karaktere süper uyuz olmaya başladım. Aniden Aelin'e olan sevgisi yok oldu ve hem kızın arkasından hem de yüzüne karşı "canavarsın" dedi. Ayyy haspam. Sen nesin? Kralın kölesiydin de Aelin sayesinde bir yerlere geldin. Buralarda sansürlü konuşmak istemiyorum ama Chaol'u çekici erkek karakter listemden kovuyorum. Bakalım kendini nasıl sevdireceksin?
Nesyrn, yepisyeni kadın karakterimiz. Okçuluyla gönlümü fethetti. Buz gibi dursa da zeki ve yetenekli biri. Aelin'in her olayında önemli bir konumda yer aldı. Maalesef Chaol'la bir şeyler yaşayacak gibi... Meh.


Aedion ise ekibin en soytarı ve masum ismi bence. Aelin'in kayıp kuzeni. Üçüncü kitabın sonunda Kral'a teslim olmak zorunda kalmıştı. Yavrucuğum ne işkenceler çekti... Aelin onu o zindanlarda bırakır mı hiç? Hemen hokus pokus planları kurdu ve ağzından bal damlayan Aedion'ı kurtardı. Adrian Ivashkov havası alıyorum azcık. Aedion'un babasıyla ilgili de şok edici bir bilgi alacaksınız. Ama en güzeli ise... Ay durun bundan bahsetmeyeceğim ama bu çocuğa aşk ne kadar yakışır di mi?



Lysandra, Aelin'in geçmişinde yer alan bir isim. Çocukluk arkadaşıymış zamanında ama Suikastçılar Kralı Arobynn (bu da ayrı sinir bozucu bir karakter) yüzünden araları fena açılmış. (Aelin'in erkek arkadaşı Sam'in ölümüyle bağlantılı.) Sonrasında kötü yollara düşmüş. Bu bataklıktan çıkamadan tekrar Aelin'le karşılaştılar. Onların sahneleri hem duygusal hem vahşiydi. Lysandra'nın hikayesine çok üzüldüm. Özellikle de yanında korumaya çalıştığı Evangeline ile aralarındaki bağ içimi sızlattı. Hikayelerini okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ve Lysandra ile ilgili bomba bir bilgi var!!!

"Neden ağlıyorsun?" diye sordu Rowan.
"Ağlıyorum," diyerek burnunu çekti Aelin. "Çünkü öyle berbat kokuyorsun ki gözlerim yaşardı."

Şimdi gelelim cadılar meclisine. Bir önceki kitapta sahnelerini okurken çok boğulmuştum. Manon Siyahgaga'nın olaylara girişine gereksiz yere detaylı bölümlerle yormuştu beni yazar. Bu kitapta her şey cuk oturdu. Manon kimmiş, kimlerle çalışırmış, amacı neymiş çözdüm. Yanındaki cadılar ise Asterin (bunun acıklı hikayesi beni benden aldı...), Sorrel ve Vesta henüz ön planda değiller ama Asterin'i bol bol görüyoruz. Bir de Perranth krallığı var. Nereden pırtladı çözemedim ama başındaki adam Vernon ve yeğeni Elide baya olayları karıştıracak gibi gözüküyor. Özellikle Elide'nin Aelin'le bir bağı var. Eminim bir sonraki kitapta her şey açıklanacak.

Son olarak Lorcan'dan da bahsedip kitabın içeriğiyle ilgili yorum yapacağım. Lorcan, Rowan'ın eskiden komutanıymış ama Rowan'ın Aelin'e bağlılık yemini etmesiyle beraber baş düşmanları oluyor. Aslında dost-düşman ikilemesi içerisinde diyebilirim. Zira bazen çıkar ilişkili de olsa yardım ediyor.

Ne çok karakter varmış değil mi? Olaylar da bir o kadar fazla.

Aelin, Kraliçe olduğunu kabul ettikten sonra kayıp Wyrd taşı için yollara düşüyor. Bu sırada Dorian'ın büyü gücünün ortaya çıkmasıyla beraber babası Wyrd yüzüyle onu yönetmeye başlıyor. İçinde bir Wyrd prensi ile yaşayan Dorian, artık bizim bebek yüzlümüz değil. Duygusuz bir robot misali ortalarda geziyor. Chaol ise onu yüzüstü bıraktığı için kurtarma planları hazırlıyor. Fakat suikast yapmaları için listede öncelik vermeleri gereken bir yığın olay var. Ta daaa! Gelsin sayısız yumruklaşma.

Hangi birini anlatsam bilemiyorum. Aelin bu kitapta birçok kişinin hayatını kurtarıyor. Yeni dostlar ediniyor. Bazı şeyleri açıklığa kavuşturuyor ve mutlu sona da ulaşıyor diyebilirim. Ve fakat fırtına öncesi bir sessizlik oluyor kitabın sonunda. Yazar, bu kitapta baştan sona sürekli bir heyecan ve kaos yaratırken son sayfalarda aniden her şeyi durdurup o sessizlikle bir gerginlik yaratıyor. Bunu iliklerime kadar hissettim. Hani korku filmlerinde olur ya; arka fonda adrenalin dolu bir müzik olur sonra o gözümüzü kapattıracak sahnenin yaklaştığını haber veren ses aniden kesilir. İşte öyle bir şey.

Serideki favori kitabım ikinci kitaptı ama şu an bu kitap oldu. Neyini çok sevdin diye sorarsınız... Olayların farklı mekanda geçiyor olması çok hoşuma gitti. Serilerde genellikle başlangıç noktasında ilerler ama karakterler o bölgeden ayrılınca bende bir heyecan oluşuyor. Bu kitapta hiç yerlerinde durmamaları, tansiyonun hep yüksek tutulması ve diyalogların kısa ve net olması bende kitabı okuma isteği oluşturdu.
Beşinci kitapta baya şoklanacakmışım, öyle diyorlar. Hayırlısı. :) Ara vermeden seriye devam edeceğim.

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane