Pages

1 Haziran 2014 Pazar

Kitap Yorumu / Önerisi: Ejderin Aşkı - G. A. Aiken


Uzuuun bir süreden sonra yeni bir fantastik seriye başladım. Daha ilk kitaptan çok sevdim, çok güldüm ve bayıldım ! Bakalım, siz seri hakkında ne düşüneceksiniz. :D

Her zaman yeni bir seriye başlarken tedirgin olurum ve açıkçası ön yargılı yaklaşırım. İnternetten bloglardan ve Goodreads'deki yorumlardan birkaç bilgi edinirim. Kafamda bir taslak oluşur. Sonra hiçbir beklentim olmadan okumaya başlarım. Artık şöyle de bir şey var ki; geçmiş zamanda müthiş kitaplar okumuş olursunuz ve yeni başladığınız kitaplar size yetmeyebilir ya da "hmm bu biraz klasik olmuş, yeni bir şeyler katabilirdi" gibi düşünceler aklınızdan geçebilir. Bu durum ne yazık ki bende var. O yüzden sıfır beklentiyle kitaba başlıyorum.
Bunları neden mi yazdım ? Bu kitap hiç aklımda yoktu. Fuar zamanı çok yakın bir arkadaşımın isteği üzerine aldım ve aylardır okunmayı bekliyordu. Eh, artık elimde kitap kalmayınca başlayayım dedim. Başlamadan önce de bloglardan yorumlara baktım ama ilgimi çeken bir şey olmadı. Bu kadar güzel bir seriyi doya doya anlatan birilerini bulamadım. Ya da vardır ama ben gözden kaçırmışımdır. Bilemiyorum ama bu yüzden seriyi sıkı bir şekilde tanıtmaya hazırım. :D

Fantastik Dünyalar'da; vampirleri, kurtadamları, dönüşüm geçirenleri, gölge avcılarını, ruhları, uzaylıları, melekleri... yani kısacası hemen hemen her şeyi okudum, okumaya devam ediyorum. Ama bu seferki karakterimiz başka bir yaratık. Bir Ejderha ! Bu durum ürkütücü, hayal etmesi zor gelebilir ama inanın bana bir Ejderha'ya aşık olmaya hazır olun.

Kitapta iki hikaye geçmektedir. İkisini de açıklayıcı bir şekilde anlatacağım. Eminim ki ikisine de bayılacaksınız. :D

Ejderha Ailesi

Ejderhaların yaşadığı bir dönemi düşünün. Çok, çok eski zamanlar. Hani bir savaş yapıldığında aylar süren, bir yere ulaşırken at üzerinde günler geçirilen bir dönem... İşte o eski zamanlarda Kanlı Annwyl adında çılgın savaşçı bir kız hayal edin. Kanlı Annwyl denmesinin sebebi ise; despot ağabeyi Lurcan'ı öldürmek için önüne çıkan her adamının kellesini alması. Bu hayattaki tek amacı Lurcan'ı öldürmek ve daha da özgür olmak. Bu yüzden onun yanından kaçıp, iki yıldır köylerde isyan çıkartarak kaçmayı başarır. Lurcan'ın yolladığı adamları ise bir güzel öldürür. Elbette tek değildir. Yanında çok güvendiği iki asker vardır: Danelin ve Brastias.
Annwyl, bir gün Kara Ovalar'da yine birden fazla düşmanla savaşırken yaralanır. O sırada, mağarasında kendi halinde takılan vahşi görünümlü, güçlü bir Ejderha bu savaşın gürültüsünden rahatsız olur ve dışarı çıkar. Karşısındaki savaşçıları bir ateş püskürüğü ile yerle bir eder. Yerde yatan ve kendinden geçmek üzere olan küçük insanı alır ve mağarasında bakmaya başlar.
Annwyl çok yaralıdır ama Ejderha Fearghus'ın kız kardeşi Morfyd, aynı zamanda bir büyücü olduğu için kızı kısa zamanda iyileştirir. Sonrasında ise asi kız, korkutucu ve vahşi görünümlü Ejderha'dan korkmak yerine ona meydan okur ve giderek dost olmaya başlarlar. Fearghus, geceleri kızla ejderha şeklinde dost olarak takılırken gündüzleri ise bir şövalye olarak onu eğitmeye başlar. İnsan biçimindeki halini kıza söylemez. Yani gizli bir oyuna başlamış olur. Annwyl ise hem ejderhanın dostluğundan çok hoşlanır hem de kendisini eğiten şövalyeye karşı yoğun bir şeyler hisseder. Eh sonrasındaki bol romantzim sahneleri sizin okumanız lazım. :D

İlk hikaye bol kahkahalı, eğlenceli, aksiyonlu ve kanlı, romantik ve dolu doluydu. Okurken ben çok güldüm. Bu ikilinin laf atışmaları çok komikti. Bazı sahneleri ağır kaçabilir. O yüzden kitabı herkese önermiyorum. Ki savaş sahneleri de çok vahşice anlatılmış. Bu anlatış biçimini ben sevdim, betimlemesi 'sert' olan savaş sahnelerine rastlamak zordur. :D O yüzden kitabı herkes okusun demiyorum, merak edenler göz atsınlar.
Ve kitabı okurken, PC Cast'ın Deniz Tanrıçası'ndan; S.S.Atıcı'nın Av hikayesinden; Merlin'den birkaç sahne aklıma geldi. Onların tarzında, ortaya karışık bir hikaye oluşmuş gibi. Cidden güzeldi. :D

Kitaptaki diğer karakterlerden de bahsetmek istiyorum. Özellikle Fearghus'un erkek kardeşleri çok komiğime gitti. :D Hepsi birbirinden sevimli, komik ve fenalar. Sanırım serinin diğer kitaplarında onlar başrolde olacakmış. Sabırsızlıkla bekliyorum. :D

Ateşler ve Zincirler

Bu hikayede ise Fearghus'ın annesi ile babasının tanışma hikayesi anlatılmış. Açıkçası ilk hikayede annesi ve babası çok sinir bozucuydu. Özellikle babası beni baya sinir edip, nefretimi kazanmıştı. Ama bu kitapta onları okurken sanki onlar değilmiş gibi hissettim. Sanırım gençken daha çekici oluyorlar. Bilemiyorum. :D Bu hikayede de bol bol "fena" sahneler vardı. Birbirleriyle zıtlaşan Bercelak ve Rhiannon, birçok kez didişirler, inatlaşırlar ama sonunda vahşi bir şekilde beraber olurlar. Ve mutlu son... Kısa bir hikaye idi zaten.

Kitabın geneline bakarsak gerçekten iyiydi. Eksik tarafları da vardı ama onlar göze çok çarpmıyor. Daha çok akıcı olduğu için bazı sahneler bile çirkin gelmiyor gözünüze. O yüzden baya sevdim ben. Her iki hikayede de hırçın, elde edilmesi zor ve özgürlüğüne düşkün iki kadın vardı. Ve bu asi kadınlara ayak uyduran, onları dizginleyen, çabalayarak elde eden iki inatçı, güçlü ve seksi adamlar vardı. :D Ejderhaların hem insan biçimlerini hemde kendi doğal hallerini çok sevdim. Sanırım aşık olduğum kitap karakterleri arasına bir ejderha da eklenmiş oldu. :D

Bir sonraki kitapta görüşmek üzere...
Sevgiler, öpücükler: Jane

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder