Pages

Duman ve Kemiğin Kızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duman ve Kemiğin Kızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2016 Çarşamba

Kitap Yorumu: Tanrı ve Canavarların Düşleri


Merhabalar

Bir seri daha bitirdim! Her bir seri bitirdiğimde onlardan ayrılmak, bir daha okuyamayacağımı bilmek... Ne bileyim sanki bebeklerimi evlendiriyormuş gibi hissettiriyor. Ama aynı zamanda yeni seriler için de avuçlarım kaşınıyor. :D

Canlarım, öncelikle eğer hala Duman ve Kemiğin Kızı'nı okumadıysanız hemen ama hemen okuyun. Bu ay okuoku.com'da 10 TL. Ve serinin diğer kitapları da bu fiyatta. Bunu kaçırmayın. Çünkü gerçekten çok sağlam bir kurgusu var.

Serinin ilk kitabına göre diğer iki kitabı karşılaştırırsam... Duman ve Kemiğin Kızı hepsini sollar. Çünkü o çok ayrı, çok farklı ve çok daha güzeldi. Ama yine de bu seriyi çok seviyorum. Yazarın karakterlerini, kurgusunu, dolambaçlı anlatımını dahi seviyorum. O yüzden Tanrı ve Canavarların Düşleri'ni kalın ve yorucu bir anlatımı olmasına rağmen hemen okudum. Buradan sevgili yazarı Uğur MEHTER'e saygılarımı iletiyorum. Ben bile okurken başım ağrıdı, kim bilir çevirirken en akıcı halini ortaya koymaya çalışırken çevirmen ne ruh hallerine girmiştir...

Kitap 647 sayfa ama inanın bana ilk 300 sayfa çöp. At gitsin. Yani çok gereksiz betimlemeler vardı. İlk 300 sayfa içinde çok az diyalog vardı. Yazar daha çok karakterlerin iç dünyasını ve etrafında olan bitenleri anlatmış. Buna gerek var mıydı? Hayır. Ben asıl Akiva ve Karou'nun geleceğini görmek istiyordum. Yazarımız dolandırmış dolandırmış en sona bırakmış. Kitabın son 200 sayfasına kalp kalp kalp. Hızlı okumamın sebebi bu yüzdendi sanırım. Bana Zuzana, Mik, Ziri, Liraz verin... Kitabın en renkli karakterleriydi. Akiva ve Karou adeta siyah-gri renklerini size doğru üflüyordu. Depresyon, depresyon ve depresyon...

"...bazılarımız arzularımızın efendisiyken bazılarımız heveslerimizin kölesiyiz." 

Kitabın konusuna gelirsek. Kurgu çok güzel bağlanmış ama dediğim gibi gereksiz detaylarla doluydu. Kimeralar ve melekler en sonunda birlik içinde olup, dünyayı Akiva'nın amcası Jael'den ve Razgut'tan kurtarmaya çalışmalarına başlamıştır. Bunun en büyük sebebi ise Beyaz Kurt'un bedenine giren Ziri'dir. Çünkü eski Beyaz Kurt olsa melekleri anında öldürürdü. Tabii bedenin içinde Ziri olduğunu Karou ve dostları dışında kimse bilmiyor. Planlar yapılıyor, ihanete uğruyorlar, ölümler olmazsa olmaz ama neyse ki seri mutlu son ile bitiyor. Akiva ve Karou bile en sonunda harekete geçti. Kitap boyunca birbirlerine bakıp, iç çekmeler... Dokununca elektrik kapılmış gibi çıldırmalar... Ben aşırı romantikliğe gelemiyorum sanırım. :D

Ama Zuzana ve Mik çiftine hayranım. Doğallar, sempatikler, renkliler... Kitabın akıcılığını bu çift yapıyor zaten. En severek okuduğum çiftlerden biriydi. Akiva'nın kardeşi Liraz başlarda uyuz olsa da bu kitapta kızı çok sevdim! O da biraz inkar etse de mutluluğu buldu. Yuppi!

Çok uyuz olduğum bir karakter vardı. Hatta onun varlığını unutmuştum bile. Karou'nun üvey büyükannesi Esther! Kadın resmen nankör ya. Bu kadar mı çakal olabilir? Kitabın içine girip boğazlayasım geldi. Neyse ki Mik benim yerime hıncını aldı. Hıh...


Son kitapta yeni bir karakter daha vardı. Eliza. Adeta sürpriz yumurtadan çıkmış gibiydi. Onun pek amacını anlamadım ama bizimkilerle yolları kesişince baya yardımı dokundu. O yüzden sevdim onu da...

Seri gerçekten çok orijinal. Yani böyle kitaplar var mı dedirten cinsten. Yazarın hayal gücü, karakterleri, kurgunun oluş şekilleri çok ilginç. Mavi saçlı bir Karou, hakkında çok az şey bildiğimiz ve nadiren duygu belirtisi veren Akiva, sıradışı bir hayata çok güvendiği dostu için gözü kapalı atlayan Zuzana, onu çok sevdiği için peşinden giden Mik ve daha niceleri... Serinin kurgusunu da karakterlerini de ama en çok kitap kapaklarını seviyorum. :D Okuyun, bir şans verin. Deneyin. Gerçekten hayatınıza farklılık katacak. Özellikle Prag'ı çok merak edeceksiniz. Bekle beni Prag!!!

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

11 Nisan 2015 Cumartesi

Kitap Yorumu: Kan ve Yıldız Işığı Günleri


Merhabalar...

Direk konuya atlamak istiyorum. Duman ve Kemiğin Kızı'nı okudunuz mu ? Hani, birkaç hafta önce blog'da ballandıra ballandıra anlattığım şu esrarengiz seri ? Okumadıysanız ilk kitabı kapın ve sonra ikinci kitabın yorumunu buradan okuyun. Çünkü şimdi ilk kitabın yorumunda anlatamadığım dedikoduları anlatıp, ikinci kitabı çekiştireceğim.

Her şeyin değişmesi ve hiçbir şeyin değişmemesi...

Duman ve Kemiğin Kızı, özgün kurgusu ve farklı karakteri ile diğer serileri direk solluyor. Gerçekten, bu konuda abartmıyorum. Mutlaka okumanız gereken ve kitaplığınızda olması gereken bir seri. İlk kitabın başlangıcı kafa karıştırıcı olabilir demiştim. Hatta anlamadığınız yerlerde olabilir. Benim de var çünkü. Bu konuda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. İlk kitabın üstünden kısaca geçmek gerekirse; Karou'nun ve Akiva'nın geçmişteki ilgi çekici aşkını öğrenip, şaşırtıcı detaylarını görmüştük. Karou'nun geçmişteki yaşantısı, Akiva'yla karşılaşması, yaşadıkları yasak aşk ve sonundaki ölüm cezası. Kitabı okurken merak ettiğiniz her soruyu, son sayfalarda bulmanız mümkündü. Brimstone'nun ve diğerlerinin Karou'yu neden aileden biri gibi sevdiğini, ölümlerinin Akiva yüzünden olduğunu ve asıl savaşın başladığı sinyallerini almıştınız. İşte, her şey kaldığı yerden ve daha karmaşık bir halde devam ediyor. İnanın bana, bir an yanlış kitabı okuyorum sandım. Ama sonra öyle bir ters köşeye sıkıştırıldım ki... Laini Taylor, okuyucusu ile kedinin fareyle oynaması gibi oynuyor. Her şeye hazırlıklı olun. Hiçbir şey göründüğü gibi olmayacak ve ihanetlerin aslında birer plan olduğunu anlayacaksınız. Ama en önemlisi bu kitapta dostluklar ve aşklar bitmiyor. Elbette savaşlar da...

Kitabın ilk yarısına kadar olayları anlamaya çalıştım. Bir kere, kitaba tamamen beklentisiz başlayın. İlk kitabın büyüsüne kapılıp, ikinci kitaptan daha çok beklentiniz olmasın. Süper hayal kırıklığı yaşarsınız. Beklentisiz ve sakin bir şekilde okuyun. Her şeyin açıklaması yine kitabın sonunda geliyor ve yazara hayran kalacaksınız. Bu yazara güvenim ve oyum tam!

Bu kitap, sadece bir karaktere bağlı kalmamış. Olayların oluş şekilleri, farklı zamanlarda farklı karakterler ağırlıklı olmak üzere anlatılmış. Karou'nun en yakın arkadaşı Zuzana ve onun erkek arkadaşı Mik, Karou ortalıktan kaybolduktan sonra onu aramaya çalışırlar. Zuzana durmadan Karou'ya e-mail atar. Ve en sonunda bir ipucu yakalar. Mik'i de beraberinde sürükleyerek kendilerini çöl sıcaklığında bulurlar.

Akiva, ihanet ettiği kardeşlerinin yanına yani Hazael ve Liraz'a gider. Üçü beraber, hem çıkacak savaş için hazırlanırlar hem de Kimeralar'ın öldürülmemesini engeller. Elbette gizli planları vardır ama inanın bana hiç ummadıkları bir şeyle karşılaşırlar. Yazarın şaşırtıcı kurgusundan biri bu. Ve aynı zamanda Akiva, Karou'yu öldü sanmaktadır. Yine de onu aramaya devam eder. Ve ilginç bir ipucu bulur. Bu ipucu, Karou'nun tüm hayatını geri getirebilir.

Herkes tarafından öldü sanılan Karou ise bambaşka planlar peşindedir. Fas'ın uçcuz bucaksız bir Kumdan Kalesi'nde, Kasbah'da yeni planlar peşindedir. Ama aynı zamanda tutsaktır da. İlk kitaptan Thiago'yu hatırlıyor musunuz ? Beyaz Kurt. Karou'nun geçmişteki yaşamında yani Madrigal olduğu dönemde beraber olmaya zorlandığı lider Beyaz Kurt'tan söz ediyorum. Kendileri geri döndü. İlk kitapta çok göremesek de bu kitapta ön planda. Karou'yu hem koruyor hem de kendi çıkarları için kullanıyor. Bunu yapmasının sebebi ise Karou, yeni dirilticidir. Brimstone'nun yaptığı işi devralmıştır ve Melekler tarafından öldürülen Kimeralar'ın buhurdanlarını alıp, onları yeni bedenlerinde diriltimektedir. Thiago'nun asker adamlarını. Yani bizim mavi saçlı kızımız, savaş için çalışmaktadır. Ama asıl amacı bu değildir. Bu sadece göz yanılması. Olaylar bambaşka bir boyut alacak ve yazarın şaşırtıcı kurgusuna hayran kalacaksınız. Benden söylemesi.

Belki yazdıklarım çok kafa karıştırıcı gelebilir ama inanın bana gerçekten kafa karıştırıcı. :D Kitabı okurken bir an cidden algılayamadım. Ne olduğunu, neler döndüğünü, yeni gelen karakterlerin neler yaptıklarını... Evet, birçok yeni karakter geliyor. İçlerinden sadece ikisini hatırlıyorum. Ten ve Ziri. Ten, bir kadın Kimera ve Thiago'nun sağ kolu. Karou'nun baş düşmanı diyebiliriz. Çok sinir bozucu bir karakter ama sonunda öyle bir şey oluyor ki en sevdiğim karakterlerden biri olabilir. Ziri ise Karou'nun bir nevi akrabası gibi. Madrigal  zamanında Ziri daha küçücük bir çocukken bile ona hayranmış. Bu kitapta Thiago'nun asker adamlarından ama hiç ummadığınız bir anda Karou'nun en büyük destekçisi olacak ve inanılmaz bir fedakarlık yapacak. Yazarın bir şaşırtıcı kurgusu daha!

Bunların dışında... Karou'ya her zamanki gibi hayran kaldım. En bi' sevdiklerimden oldu. Tarzıyla, düşünceleriyle ve dayanıklılığı ile tam puan alır benden. En yakın arkadaşı Zuzana ve Mik kesinlikle favorilerimden! Yazar iyi ki onları da kurgunun için almış dedim. Bu iki tatlı insan, Kimeralar dünyasında oldukça cesurdu. Akiva'ya gelirsek... Soğuk bir tip ama çekiciliği de var. Onu nasıl anlatsam bilemedim ve şunu içtenlikle söyleyebilirim ki bu kitapta açık saçık bir aşk yoktu. Ama aşkın gücünü iliklerinize kadar da hissedeceksiniz. Yazarın sihirli kalemi derim buna.

Seri giderek mükemmel olmaya devam ediyor. Son kitabı çok ama çok merak ediyorum. İkinci kitabın sonu öyle planlı, öyle heyecan verici bir şekilde bitti ki... Cidden üçüncü kitabı hemen istiyorum! İstanbul'a döndüğüm zaman bu seriyi kitaplığımın baş tacı yapacağım.

Anlamadığınız yerler olursa buralardayım. Dedikodusunu da yaparız. Ama şimdilik bu kadar.

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

Not: Bunu dediğime inanamıyorum ama bu serinin dizisi ya da filmleri yapılsa... Müthiş olabilir. Okurken bile hayal etmesi çok zevkli. Hem de çok!

13 Şubat 2015 Cuma

Kitap Yorumu: Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor


"Bir varmış bir yokmuş, bir melekle bir şeytan birbirine aşık olmuş. Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş."

Bu yıl, kitaplar konusunda şanslıyım sanırım. Çünkü arka arkaya çok eğlenceli, akıcı ve beni gerçekten etkileyen kitaplar okudum. Hatta Gümüş Gölgeler'den sonra bir ara toparlanamadım. Kitaplığıma gidip gelip, son 80 sayfasına göz attım. Ama sonra... Safranbolu'na dönüş yolunda Duman ve Kemiğin Kızı'nı elime aldım. İşte maceramız böyle başladı, efsanevi kitapla. *-*

Önceki yazılarımı okuduysanız, bu kitabı baya bir ucuza aldığımı biliyorsunuzdur. Hatta şimdiden söyleyeyim; Macro Centre'dan ya da Migros'dan hemen gidin alın. Hazır indirimde, yararlanın. :D

Okuması çok eğlenceli olsa da anlatılması zor bir kitap. Çünkü daha önce buna benzer bir kurgu okumadım. Çok özgün, meraklandırıcı ve çıldırtıcı bir kurgusu var. Ve kitabın ilk yarısı başka, diğer yarısı bambaşka. Gerçekten, kitabın yarısına gelince sanki başka bir kitaba geçmişim gibi hissettim. O yüzden iki bölüm şeklinde anlatacağım. İkinci bölüm spoiler olabilir, okumak istemeyenler atlasınlar.

Karou, aslında sıradışı bir kızdır ama hayatını normal yaşamaktadır. Normal bir okula gidiyor, resim sanatıyla ilgileniyor ve Prag'da yaşıyor. En yakın arkadaşı Zuzana ile vakit geçirip, eski sevgilisi Kaz'dan kurtulmaya çalışmaktadır. Evet, bunlar onun normal hayatı. Ama asıl yaşamı, kapının diğer tarafında. Sihirli dünya olarak görebileceğiniz bu yerde Karou'nun çok farklı bir ailesi var. Elbette gerçek ailesi değiller (gerçek ailesi ile ilgili bilgi yok) ama Karou, kendini bildi bileli onlarla yaşıyor ve Brimstone için ayak işleriyle uğraşıyor. Kim bu Brimstone? Çok değişik bir yaratık. Yarı insan- yarı hayvan vücuduna sahip bir Kimera'dır. Karou'a verdiği görevler ise belirlediği yerlerden diş toplamasıdır. Her diş karşılığında Karou'ya dilekçik vermektedir. Bu dilekçikler, sizin minik dileklerinizi gerçekleştirebilir. Mesela Karou'nun çok komik dilekleri oluyor; Kaz'ı sinir etmek için onu kaşındırması, gıcık olduğu kızın kaşlarını orman gibi yaptırması, en sevdiği mekanda en sevdiği masanın dolu olduğunu görünce oradakilerin kaldırılması gibi komik dilekler dileyen bir kız. Ama en güzel dileği, saçlarının mavi olması. Evet, Karou diğer kız karakterlerden farklı olduğunu bu saçları sayesinde de kanıtlamış oluyor. Uzun, mavi saçları var. Vücudunun bazı bölümlerinde ilginç dövmeler var ki bunların bir anlamları da var. Özellikle avuçlarının içindeki göz şeklindeki dövmeleri.

"Dilekler sahtedir. Umut gerçektir. Umut, kendi sihrini yaratır."

Kitabın en güzel yanlarından biri neydi, biliyor musunuz? Karou, ayak işleri için bir yerlere giderken sihirli gecitleri kullanıyordu. Öyle güzel yerler vardı ki...( İstanbul ve Türk adları da geçiyor.) Zaten kitap sayesinde Prag'ı iyice merak eder oldum. Fas'ı da çok güzel anlatmış. (Bu bölümde cami sahnesi de var.) Okurken gerçekten etkileniyorsunuz ve büyülü bir hayatta yaşamak istiyorsunuz. Kitabı okurken nedense sanki fantastik bir bilgisayar oyunun içindeymişim gibi hissettim. Hayal edilmesi kolay ve eğlenceli, okuması zevkli... Ne diyebilirim ki. Şuana kadar anlattıklarım kurgunun sadece çeyreği!

Ve tabii her kitapta olduğu gibi bunda da kötü bir karakterimiz var. Karou ve bu sıradışı hayatı devam ederken bir yandan da birileri, geçit kapılarının üzerine yanık el izi bırakmaya başlar. Brimstone ve ekibi (İssa, Yasri, Twiga) bu durumu ciddiye alırlar ama iş işten geçmiştir. Büyük bir savaş başlamak üzeredir. Bundan habersiz olan Karou ise Fas'ta bir melek saldırısına uğrar ve işte o zaman hayatındaki kocaman soru işaretli olan bölümleri öğrenmeye başlar. Ve inanın bana, bundan sonrası inanılmaz etkileyici ve şaşırtıcı.

Yazının bundan sonraki kısma, kitabın *spoiler* olabilecek tarzındaki bilgilerden oluşuyor. Kitabı merak ediyorsanız okuyun derim. Bir zararı olmaz ama benim gibi ketum iseniz lütfen okumayın. :D 

Akiva, bir melektir. Kimeralar -yani şeytanlar- onun bir numaralı düşmanıdır. Çok sıradışı bir görüntüsü var. Ve gerçekten çekici bir karakter. Okurken ağzınızın suyu akabilir. :D Akiva'yı, Karou'ya saldırdığı zaman tanıyacaksınız. İlk başta soğukkanlı bir katil melek olarak gözükebilir ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Zaten Akiva da bunun farkındadır ve nedenini bilmediği bir şekilde Karou'yı kafaya takar ve takibe alır. Ve aslında bu bölümlerde bir şeyler -kötü bir şeyler- olur ve Karou savunmasız kalır. Bundan sonraki olaylar Prag'da geçmiyor. Yazar bizi bir zaman makinesine fırlatıp, geçmişe götürüyor. İşte bu bölüm, anlatamayacağım kadar güzellikte ve masalsı.

Prag'daki olaylar hem eğlenceli hem de konuya ısınmamız konusunda akıcı bir dildeydi. Hatta okurken kafanız feci karışabilir. Yeni kavramlar, yeni isimler... Merak etmeyin, kitabın sonunda hepsi yerine oturuyor ve kitaba aşık olduğunuzu anlayacaksınız. Kitabın ikinci yarısı ise gerçekten fantastik ve masalsı bir dünya. Başka bir kitap okuyor gibi hissedeceksiniz. Öyle güzel öyle masum bir hikaye var ki... Çok etkiledi beni be. Kitabı milyon kez okumaya hazırım! Anlatamıyorum ama cidden okuduğum hiçbir şeye benzemiyordu. Favorilerime elbette girdi.


"Artık çok geç olduğu halde uzun zamandır istediğin bir şeye kavuşmaktan daha acı bir kader olabilir mi?"

Romantik kısmından bahsetmiyorum bile. Hani belki bu yorumu okurken, "Ya Karou ve Akiva beraber olacak işte. Bıla bıla..." diyebilirsiniz ama inanın bana geçmişteki o masum ve çekici aşk masalını okuduktan sonra diğer kitaplardaki aşklar faso fiso gelecek. Benden demesi. :D

Ve kitabın her bölümünde şaşıracaksınız. Bilinmeyen şeyler bir bir ortaya çıktığında şoka gireceksiniz. Yazar, olayları öyle güzel birbirine bağlamış ki bir ara durup, "Ya harbiden bu kurguyu nasıl yazmış? Nasıl hayal etmiş ? Ya da gerçekten böyle bir yer mi var? Orada yaşamış falan sonra Karou'nun yaptığı gibi bizi kandırmaya mı çalışmış, fantastik bir hikaye diye..." düşündüm ve kafayı yiyecektim. Kurgunun özgünlüğünden dolayı fena kıskandım. Fantastik dolu bir dünya ve peşinizden sizi de sürüklüyor. Hiç çırpınmayın, bu akıntıya alışacaksınız.

Karakterlere gelirsek... Tüm karakterleri sevdim. Sinir bozucu eski sevgili Kaz'ı bile! Karou'ya zaten hayran kalacaksınız. Gelmiş geçmiş en iyi kız karakterlerden biri. Güçlü yapısı, kıvrak zekası, inatçlığı, inancı... Her şeyi ile kendine hayran bıraktıran ve kendini sevdiren bir karakter. Kurguyla süper uyumlu olmuş. Ben çok mu çok sevdim. :D

Kitap hakkında diyecek çok şey var da spoiler olmasın diye burada bırakıyorum. Gerçekten fantastik dolu bir kitap istiyorsanız Duman ve Kemiğin Kızı tam aradığınız kitap. Favorilerimden biri oldu artık. İkinci kitap da çıkmış. Son kitap için ne kadar bekleriz, bilemiyorum ama inanın bana Artemis'e baskı yapacağım!

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

Not: Okurken her karaktere hatta her hareketli sahnelere dikkat edin. Kitabın sonundaki olayları kavramanıza çok yardımcı olacak. İnanın bana, ikinci kitap için çıldıracaksınız. Benim gibi. -.-