Pages

The Vampire Diaries etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Vampire Diaries etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2017 Cuma

Yabancı Dizi Dedikodusu: The Vampire Diaries - Final


Merhabalar!


Ay, dayanamadım ve geçen hafta final yapan The Vampire Diaries için yazı yazmak istedim. Çünkü bu dizi benim ilk izlediğim yabancı dizilerden biridir. (İlki Gossip Girl) Hatta bu diziyle beraber yaşlandım diyebilirim. İlk izlemeye başladığımda lise 2'ye gidiyordum. 15-16 yaşlarındaydım sanırım. Hatta iki arkadaşımla eş zamanlı izliyorduk. Her bölüm izlediğimizde sınıfta oturup saatlerce dedikodusunu yapıyorduk. İngilizcemizi bile geliştirmişti sevgili Elena. Sürekli, "Are you okay?" repliği ile sınıfta havamız oluyordu. Hey gidi günler hey!

2.sezondan sonra serinin ilk dört kitabını okudum. Hala da kitaplığımda duruyorlar. Ama kitap ile dizi arasında uçurum farkı var. En basiti; Elena kitapta sarışın. Dizide ise esmer güzeli. Ve kitapta bir süre sonra olaylar süper karışıyor ve açıkçası beni sıkmaya başlamıştı. 4'ten sonra kitaba devam etmedim. Diziye ise tam gaz devam ettim. Elena'nın en büyük aşkı Stefan'ı bırakıp, Damon'a geçmesine rağmen. Her sezonun bölümünde gereksiz parti, kutlama ve ergen sahneler olmasına rağmen. Dengesiz karakterlere ve bitmek bilmeyen kötü karakterlere rağmen. Sevdiğimiz karakterler de dahil olmak üzere tahmin edemeyeceğiniz karakterleri öldürüp öldürüp, bir şekilde geri getirmelerine rağmen. Gel zaman git zaman 8 sezonu devirmişiz yahu. Yıllar ne çabuk geçiyor. Şimdi üniversiteden mezun olmak üzereyim. 

Ve dizi geçen hafta bitti. Bir günümü diziye harcadım. Yarım kalan bölümleri bitirip, hemen finale geçtim. Ve kocaman bir pof! Yani az buz olayları biliyorsunuzdur. 6.sezondan sonra Elena'yı canlandıran Nina Dobrev diziden ayrılmıştı. (Sebebi bence Ian Somerhalder'la olan sancılı ilişkisiydi.) 7.sezonda Nina olmadan yine de güzel toparladılar. Sonra 8.sezonun final olacağı açıklandı ki buna sevindim. Giderek saçmalıyorlardı. Ve son dakikada Nina'yı final sahnesi için getirdiler. (Sanki parası bitmiş de 'aa son bölümde oynayıp da bari birkaç senelik harçlığımı çıkarayım dermiş gibi...) Böyle resmen şu da olsun bu da olsun diye hızlandırılmış bir final sahnesi çekmişler. Memnun kalmadım ama sanki dizi bitmiş gibi de gelmiyor. Böyle sanki yarın yeni bölüm gelecekmiş gibi. 😒

Tabii yan dizi niteliğinde olan The Originals'ın daha final sezonu yayımlanmadı. O da yarın başlıyor. TVD'deki karakterleri görebilecekmişiz. Ki o karakter kesin Caroline. O da ayrı bir olay. Resmen beraber olmadığı erkek kalmadı. Ama yine de seviyorum sarışını. Dizide gelişme gösteren tek karakter bence. Resmen herkesi toparlayan o oldu.

Bir de TVD'nin bize kattığı en güzel şey bence Michaelson ailesiydi. Klaus, Elijah, Rebekah, Kol ve Fin'in aksanları, karizmaları, cool'luktan ölen halleri... Yani getirdikleri karakterlerden en en en iyileri onlardı. Ah bir de Stefan'ın dostu Lexi var. Bence kesinkes Lexi'yi öldürdüklerine pişman senaristler. Çünkü her fırsatta geri getirmeye çalıştıkları kişi Lexi oluyordu. Resmen bok yoluna gitti kız. 😠 

Ve yılların kapışması... Team Stefan mı Team Damon mı? Valla onu bilmem de ben Team Klaus hala. Kötü halini de her zaman göstermediği merhametli yönünü de seviyorum. Gerisi size kalmış. 

Son olarak... Şaka maka takip ettiğim bir dizi daha bitti. Ne çabuk büyüyor keretalar. Umarım ilerleyen zamanlarda ekibi tekrar bir araya toplayıp da bir kez daha diziyi ekranlara getirmeye çalışmazlar. Toparlamaya çalışırken batırıyorlardı zaten. Geri dönüş yolları olursa artık gözlerim kan ağlar. Meeh!

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

katherine gif,
Not: Katherine'i bir hiç ettiniz ya hep içimde ukte kalacak vicdansız senaristler! Mis gibi kötü karakteri görmezden geldiler. Neymiş Elena daha çok seviliyormuş. Yalan canım! Bu arada hep söylüyorum, Nina'yı tebrik ediyorum. İki karakteri öyle müthiş canlandırdı ki Elena'dan soğutup, Katherine'i sevdirdi. 

Not 2: Ay bir ben son zamanlarda baya baya Enzo'ya tutulmaya başlamıştım. Böyle o aksanla konuştukça ağzına vura vura sevesim geliyordu. *elleriylekendiniserinletiyor*

Not 3: Ve gözüm kapalı her sezonun soundtrack'larını öneririm. Dehşet bir müzik listesi var. O kadar müthiş şarkılar keşfettim ki bu dizi sayesinde... Youtube'dan hala açar açar dinlerim.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Dedikodu Diyarı: Diziler Alemi


 Merhabalar

Uzun zamandır izlediğim diziler hakkında bir yazı yayımlamıyordum. Hazır elimde işlenecek diziler var dedim, yaz Jane.


Konuya direk Ölümcül Oyuncaklar serisinin dizisi Shadowhunters'tan gireceğim. 2013 yılında serinin ilk kitabı Kemikler Şehri'nin filmi çıkmıştı. Sinemaya adeta uçarak gitmiştim. Oyuncu seçimlerini sevmememe rağmen... Ama şimdi diziyi izleyince dedim ki 'anaa film ekibi mismiş.'

Dizinin kadrosu oluşturulurken baya heyecanla takip ediyordum. Sonuçta dizi yani. Uzun süreli bir şey olacak. Kesin çok titiz davranacaklar. Karakterler tam kitaba göre olacak. Dedim. Ama demekle kaldım. Hatta Jace için Dominic Sherwood seçildiğinde mutluluk dansı yaptım. Nedense kafamdaki Jace'le uyuşmuştu. (Ayrıca bu yakışıklı şey Vampir Akademisi filminde Christian Ozera'yı oynamıştı.) 

Sonra dizinin ilk bölümünü izledim. Sıfır beklentiyle. Açılış sahnesi baya gaza getirdi. O arka fondaki müzik, karakterlerin ortaya çıkışı ve arkasından Clary'i görmemle pısss tüm hava kaçtı. Clary için o oyuncuyu çok mu aramışlar ? Ne oyunculuk var ne mimik ne doğallık... Ay resmen dalga geçmek için onu oraya koymuşlar. Tüm enerjimi emdi. Asık suratla izledim. Kurgunun içine etmişler giderek. Kitaptaki hava hiç yok. Karakterler öyle lay lay lom ki... Cassandra Clare'yi dürtmek istiyorum. Sen bu müthiş hayal dünyanı nasıl hiç edersin be kadın! 

Tabii dayanamadım ikinci bölümü de izledim. Daha da kusmak istedim. Benim sevdiğim Jace, iki dakikada Clary'i kanatlarının altına almaz. Sürekli gülme modunda olmaz. Ya da ne bileyim okuduğum enstitüde Jace, Alec, Izzy, Hodge dışında kimse yoktu. Dizideki enstitüyü görmeyin. Adeta FBI ofisi. O ne be öyle. Yanlış dizi izliyorum sandım. Gündeme ayak mı uydurmak istediler n'aptılar bilmiyorum ama her şey fos çıktı. Hodge demişken... Yemin ederim kitabı okumasam dizide direk Hodge'ı gözüme kestiririm. Bizim buruşuk, yaşlı erkek karakterimiz orada adeta Jace'in rakibi, rakipliğini geç adeta ışık saçan bir varlık. Of! 

Ay daha fazla konuşamayacağım çünkü sevmedim. Az önce üçüncü bölümün geldiğini gördüm. Yok, izlemem. İzlersem sinir krizlerine gireceğim. Geçelim bunu.


İzlediğim ve bitirdiğim diziler var. Mesela yıllar sonra How I Met Your Mother'ı bitirdim. Sonu beni tatmin etmedi ama seviyorum bu ekibi. Sanki hala izlenecek bölümler varmış gibime geliyor. -.- 
Mr. Robot yarım kaldı. Ona devam edeceğim. Değişik bir kurgusu var.
Teen Wolf'un yarı sezonu, The Originals, The Vampire Diaries, Once Upon A Time, Arrow, The Flash ve Supernatural'ın sezonların tamamlanmasını bekliyorum. Ben her hafta yeni bölüm beklersem çıldırırım. Hem de sezon tamamlandıktan sonra izleyince konu bütünlüğünü kavrıyorum. Bana öyle daha zevkli geliyor.
The Walking Dead ayrı ama. Her hafta bekler, izlerim. Son 26 gün mü ne kaldı. :(
American Horror Story: Hotel de bitti. Valla hiçbir şey anlamadım. Pek sevemedim de. Matt Bomer için izledim desem yeridir. Nerede o eski ekip, eski sağlam kurgular...

Şu an bir dizi izlemiyorum ama izlemek istediğim çok dizi var. Öyle böyle değil. Ve yeni çıkan tüm güncel dizileri de takibime aldım. Supergirl, Legends of Tomorrow, The X Files'ın yeni ekibiyle yeni sezonu gibi. 
Bilgisayarımda Sherlock'un tüm bölümleri ve Smallville'nin ilk sezonu var. Büyük ihtimalle onları ön plana alırım. Dizi önerileriniz varsa, şöyle Lost, Fridge, Merlin gibi ağzı tadımda kalacak diziler gibilerse şiddetle öneriniz. :D

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

31 Aralık 2013 Salı

Jane : Tüm İçtenliğimle; Bol Vampirli Zombili Yıl Diliyorum !


2013'ün son blog yazısından herkese merhaba ! Bu yazıyı, yazıp yazmamak konusunda biraz kararsız kaldım. Ama sonra dedim ki "kitap, müzik ve filmler hakkında bir kaç şey yazdın, dizilerin suçu ne?" Öyle ya, ben bu blog'da hobilerim hakkında bir şeyler paylaşıyorum. 2013'ün son gününde izlediğim dizilere yön vermek istedim. 

Bu sene baya dizi izledim. Yabancı diziler sayesinde zaten ingilizcem gelişti. :D Bu senede bir çok dizi izleyerek, kendimce rekorumu kırdım. Huyum kurusun ki bir diziyi çok sevdiysem, o diziyi hem doya doya izlemek isterim hemde her gün "ayy dur şu bölümü de izleyeyim kapatıyorum" diyerek kendimi kandırırım. Sonucunda ise aşık olduğum dizi karakterlerine elveda demek zorunda kalıyorum. Hem arka arkaya bölümler izlemek hoşuma gidiyor. Hemde söyleniyorum; "bak yine aynı hatayı yaptın, hani yavaş izleyecektin?!"

Bu senede aynı şeyleri yaşadım. Yazın kardeşimle beraber Merlin ve Sonny With A Chance dizilerinin tüm sezonlarını izledik. Ve final bölümlerinde salya sümük ağlayıp "bitti, n'apcaz biz şimdi" modunda olduk. Sonrasında zaten sürekli izlediğim dizilerin devam sezonları başladı.

Bunlardan biri Supernatural. Bayadır izliyorum. İlk 6 sezonu arka arkaya izledim ve sonrasında dizinin her sezonu bekleyerek, yaşlanmaya başladım. :D Ara sezonlara hiç girişmiyorum bile... Bazı kişiler her ne kadar Supernatural artık bozdu, deselerde ben gayet memnunum. Özellikle bu sezon yani 9.sezonda çok iyi ilerliyorlar. Belki de dizinin en iyi sezonu diyebilirim. Her çarşamba eve uçarak geliyorum, yeni bölümü hemen izlemek için. Şuan ne yazık ki ara sezonda. Merakla bekliyoruz... Doğaüstü olayları izlemeyi sevenler Supernatural'ı izlesin, ne diyeyim. :D Dean Winchester'a aşık olmayı unutmayın !

Gelelim The Vampire Diaries'e... Aslında bu sezon izlemeyecektim. Klaus ve müthiş ailesi yoksa ben diziyi n'apıyım dedim. Ama sonra duydum ki Katherine Pierce ön planda olacakmış. Durur muyum, direk yeni bölümlere atladım. Ki dedikleri doğruymuş. Bu sezon mükemmel ! Cidden. Geçen sene "Ögh geldi bu diziden artık. Klaus ve Damon'ın mimikleri için izlerim." diyordum ama bu sezon resmen yeni bölümleri dört gözle bekler oldum. Katherine karakteri olmasa bu dizi zaten ölmüş, bitmiş. Her zaman dediğim gibi Katherine, TVD'nin şahdamarı. Senaristler o şahdamarı keserse dizi kan kaybından ölür. (Dizinin konusuyla uyumlu oldu di mi ? Ben ve ilham perilerim. :D)

Hazır Klaus'tan bahsetmişken The Originals'dan bahsedelim. TVD'nin yan seri niteliği taşıyan yeni sezon bir dizi. Klaus ve Köken ailesi (Rebekah, Elijah...) başrolde. Konuyu geçtim, adamların duruşları, aksanları, vampirlik taslamaları bile diziyi alıp götürür. Ki ben cidden çok severek izliyorum. İlk sezonları olmasına rağmen çok sağlam bir konusu ve ekibi var. Klaus'un göz alıcı dudakları, Rebekah'ın aksanı, Elijah'ın karizması yeter diyorum... TVD izlemekten bıkanlar, rahat olun ve The Originals'a başlayın. Pişman olmayacaksınız. Söz.

Vampir konulu her şeyden bıktım diyenleri The Walking Dead bölümüne alayım... Onu bunu bilmem ben bu diziye aşığım. Nedense bayılıyorum. Bir kere TV'de izledim. Sonrasında internetten izlemeye devam ettim. Tek sinir olduğum şey sezonların az bölümden oluşması ve ara sezonun çoook uzun olması. Şuan mesela ara sezondalar ve başlaması için artık gün saymıyorum. Yeni bölüm karşıma çıksında, şaşırayım diyorum. 
Ben ki zombilerden nefret eden insan, bu dizide zombisever oldum. Hatta bir ara İstanbul'da yapılan Zombi etkinliklerine katılmayı bile düşündüm. Ölmeden önce yapılacaklar listemde bile yer alıyor bu etkinlik. :D  Neyse, çok kaliteli bir dizi. Bir zombi saldırısı olursa ne yapacağınızı bilmek istiyorsanız, izleyin. Vali'ye de benden selam söyleyin !

Arada bana bir gaz geliyor, How I Met Your Mother arka arkaya izliyorum. Hatta tırsıyorum "off sezonlar bitecek, ot gibi ortada kalacağım" diye. Ama sonra bir bunalma geliyor. Diziyi aksatıyorum. Genellikle yaz tatilinde geceleri izliyorum. Eylül ayı bir geliyor, sanki düğmeye basılmış gibi HIMYM izlemeyi bırakıyorum. Ve cidden bu huyumdan nefret ediyorum. Zaten Mart'ta final bölüm yayınlanacak. Diziyi izlemeye kıyamaz oldum ama en kısa zamanda izleyeceğim. Sizde izleyin.


Bu yılın sonlarına doğru White Collar izlemeye devam ettim. Geçen sene TV'de bir kanal keşfetmiştim. Haftasonları 5-6 bölüm arka arkaya White Collar yayınlıyorlardı. Bende Matt Bomer'a kafayı takmıştım. İlk 2 sezonu TV'de bir güzel izledim. Sonra bi şey oldu, devam etmedim. Geçen gün TV'de yine karşıma çıktı. "Ahaa izlenecek bir dizi buldum." dedim. Diğer diziler ara sezonda nasılsa... En son hangi bölümde kaldığımı hatırlamadığım için 2.sezonu baştan sona izledim. Meğersem 2.sezonun final bölümünde kalmışım. Yani genel bir tekrar yapmış oldum. :D Olsun canım, Matt'i bıkmadan izlerim. Bu hafta da 3.sezona başladım. Dizi şuan 5.sezonda. Son sezona geldiğimde blog White Collar ve Matt Bomer'la dolacak, merak etmeyin. 
Cıvık cıvık aşklardan, kanlı canlı vampirlerden bıktıysanız komedi polisiye dizisi olarak White Collar'ı öneririm. Aman dikkat ! Matt Bomer'a aşık olmadan önce hakkında minik bir araştırma yapın. Yoksa benim gibi mağdur olmayın.

Son olarak ; bu 2013'teki son yazım olduğu için minik bir dilek paylaşımı yapayım dedim. Gelecek seneden çok umudum ve beklentilerim var. Hatta olacağına tüm içtenliğimle inanıyorum. Bir yengeç bunu diyorsa sizde inanın ve bekleyin. :D Şaka bir yana cidden 4 rakamı benim uğurlu rakamım. (Batıl inancımda vardır) 2014'ü zaten daha yaşamadan sevmeye başladım. O yüzden, yeni yılda bol bol dilekler dileyin. İsteyin. Hedefleyin ve gerçekleştirmek için elinizden gelen her şeyi yapın. Sağlık, huzur ve mutluluğun yanı sıra bol bol kitap, müzik, film, dizi, para, kuru kafalı olan her şeyi istiyorum. :D Aşk istiyorum diyeceğim, olmayacak. Rahatıma neden diken batırayım. Kısacası, umarım herkesin isteği gerçekleşir. Tüm içtenliğimle; umuyorum, diliyorum, yeni yılınızı kutluyorum ve kocaman sevgiler, öpücükler diyorum : Jane

Not : 2014'teki izlenilecek dizi listem baya kabarık. Teen Wolf, Friends, Arrow, The Big Bang Theory, Prison Break gibi diziler önceliğim olacak gibi. Her zamanki gibi önerilere açığım.

27 Eylül 2013 Cuma

Yabancı Dizi Önerileri : Hayatınız "Renklensin"


   Normalde çok dizi izleyen biri değildim. Yaklaşık üç sene önceye kadar. Sonrasında yabancı dizilere bir sardım ki... Beni tutabilene aşk olsun. Günlerce diziye bağlandığım, sırf sezonu bitirmek için okulu astığım günleri bilirim ben. Ya da gözlerim şaşı olana kadar 10 bölüm arka arkaya izlediğim zamanları bilirim. İşte bazı diziler insanı anormal yapabiliyor. :D İyi yönleri de var elbette. Özellikle Amerikan yapımı diziler izlediğim için ingilizcem gerçekten çok gelişti. Bazen türkçe alt yazısına bakmadan izlediğim bölümler oluyor ve bu insanda öyle bir mutluluk yaratıyor ki... (Ya da sadece bende mi öyle oluyor ? Minik şeylerden bile mutlu olan bir insanım işte.) 
Yan etkileri kadar çok faydaları da oluyor bu dizilerin. Tabii aşırı bölüm izlemezseniz... (Yoksa gözleriniz bozulup, gözlüğe mahkum kalabilirsiniz.)  Gel gelelim hangi diziler izlenmeli, keyif alınmalı. Şahsen ben çoğunlukla fantastik ve bilim kurgu dizileri izlerim. Ama son zamanlarda sitc-com, komedi ve polisiye dizilerine de takmış durumdayım. Zamanım olsa herhalde Dizimag'i yalayıp yutardım. Fakat yine sınav döneminde olduğum için maalesef sit-com dizileriyle idare ediyorum.
Öyle bir dönemdeyiz ki, herkes yoğun, meşgul ya da oturup saatlerce dizi, film izleyebilecek bir konumda değil. Bu yüzden yeni dizilerden ya da kısa sezonlu dizilerden bahsedip, aklınızı çeleyim dedim. 
Daha öncelerinde Lost'tan, Fringe'den, Supernatural'dan ve Merlin'den doya doya bahsettim. Onlara da göz atabilirsiniz. Çok fazla sezonları yok. Ama bu sefer 3-4 sezonluk ya da 5 sezon olup devam eden dizilerden bahsedeyim dedim. 

The Walking Dead : Sanırım, yeni bölümleri için kıvranıp durduğum dizilerden biri. O kadar çok seviyorum ki kurgusunu. Normalde zombi temalı şeylerden nefret ederim. Ama bir gün TV'de iki bölümünü arka arkaya izledikten sonra internete gömüldüm ve mevcut sezonlarını izledim. Eh, sonrasında yeni bölümleri için süründüm. Ama değiyor, gerçekten. Nedense, dünyada bir olay olup, insanlar bu olaydan etkilenip, ilk çağdaki yaşamlar gibi hayat mücadelesi vermeye başladıkları zamanı konu edinen her kurguya karşı bir ilgim var. Mesela Lost'ta da öyleydi. Bir adaya düşen uçaktaki yolcular teknolojisiz ve doğa yaşamıyla hayat mücadelesi veriyorlar, uğraşıyorlar. Sanki her şeye en baştan başlıyorlar gibi. İmkanım olsa bende her şeyden sıyrılıp, yaşamım için mücadele vermek isterdim. Evet, her neyse. Zombi severler zaten diziye direk başlasın. Kurgusu çok sağlam. Aralık'ta 4.sezon başlayacak. O zamana kadar diğer sezonları rahatlıkla bitirebilirsiniz. Hayatınıza zombilerle devam edin. İnanın çok "renkli" oluyor. :D
Once Upon A Time : Aslında bu diziyi anlatan en iyi cümlem ; Masallar hiç bu kadar karanlık olmamıştı." 
Eminim küçüklüğünüzde mutlaka "bir varmış bir yokmuş" cümlesini duymuşsunuzdur. Ya da Pamuk Prensesi, Rapunzel'i, Peter Pan'i, Kırmızı Başlıklı Kız'ı tanıyorsunuzdur. İşte bu dizi de masal kahramanlarını ön plana alıp, karanlık taraflarını göstermiş. Kurgusu o kadar hayran verici ki... Her bölümde şaşırıyorum ve inanılmaz bir hayranlık duyuyorum. Zaten yapımcısından belli ne kadar kaliteli bir dizi olduğu ; Lost ve Fringe'in de yapımcılığını yaptığı J.J. Abrams. Kurgusu yanında, karakterler ve oyuncuları müthiş uyum içinde. Oturup arka arkaya sayısız bölüm izletebilecek bir dizi. Haftaya 3.sezonu başlıyor. Hazır daha yeniyken diziye mutlaka göz atın derim. Daha ilk bölümden zaten dikkat çekiyor. Masal kahramanları var diye ön yargıya kapılmayın çünkü yetişkinlere de hitap edebilecek bir dizi.

The Vampire Diaries : Vampir Günlükleri'ni bir yerlerden duymuşsunuzdur. Büyük bir hayran kitlesi var. Özellikle "çılgın genç kızlar" tarafından çok izleniliyor. İlk zamanlar bende dizinin delisiydim. Sonrasında senaristler olayları öyle bir karıştırdı ki, artık bir kaç karakterim için izliyorum bile diyebilirim. Ama ilk 3 sezonun tadı bambaşka ! Dizide ne ararsanız var. Vampirler başta olmak üzere, kurt adamlar, cadılar, köken aileler, melezler, görsel ikizler, avcılar, eh bir tane insan karakterimiz de var. Dizinin kitaplarını okuyanlar zaten konusunu bilirler ama kitap ve dizi çok farklı. İlkten kitapları favorim olarak görüyordum ama kabul ediyorum ki dizideki kurgu daha sürükleyici ve güzel. Gelecek ay 5.sezona başlayacak. Eminim ki ilk 3 sezona bayılacaksınız. -Özellikle köken ailesine- Eh sonrasında biraz söylenip, senaristlere küfür edebilirsiniz. Hakkediyorlar. :D Ve son olarak, bu dizinin soundtrack'ına hayranım. Her bölümde bağımlayıcı müzikler çalıyorlar. Mp3'üm de bol bol TVD müzikleri var zaten. Dizi, double yarar sağlıyor bana. :D

White Collar : Polisiyelere takmış olduğumu söylemiştim. Alın size miss gibi bir polisiye dizisi. Başrolde Matt Bomer var desem... Onu izlemekten alt yazıyı kaçırıyorum hep. Bu bir yan etki tabii. Ama dizinin kurgusu çok iyi. Sürükleyici ve heyecan verici. İlk 2 sezonu TV'den izledim. Sonrasını internetten izlemeye devam ediyorum. Gelecek aylarda 5.sezonu başlayacak. Sağlam bir polisiye dizi isterseniz öneririm. İzlemem canım benim derseniz de Matt Bomer'la aşk yaşamaya aynen devam ederim. :D 

Sonny With A Chance : Disney'in eski dizilerinden biri. Aslında bunu önerip önermemek konusunda biraz kararsız kaldım. Çünkü dizi öyle bir yerde bitiyor ki... Bunun sebebi ise başroldeki Demi Lovato'nun (İdollerimden biri, ona bu konuda kızmam imkansız.) rehabilitasyon'a gitmek için diziden ayrılmasıydı. 2 sezonluk bir dizi. Devamını getirebilirlerdi ama dediğim gibi başroldeki sağlam oyuncu çıkınca reytingler düştü ve dizi kaldırıldı. Disney'in her filmini izlerim ama her dizisini kolay kolay izlemem. Çünkü konuları çoğu zaman benzer oluyor ve belirli yaşa hitap ediyorlar. Fakat, bu diziyi gerçekten kaç yaşına gelirsem geleyim sıkılmadan izlerim. Komedi tavan yapıyor. Aşk, elbette var. Eğlence, müzik, heyecan... Her şey var. Bu yaz, sezonları yeniden izledim. Diziyi izlerken zaten aptal aptal sırıtıyorsunuz. Bazı yerlerde kahkaha atmak için videolarını durduğum zamanları bilirim ben. Ya da bir yere fena halde takıp, geri sar geri sar derken 20 dakikalık bölüm yarım saati geçer. :D Beni çok güldüren ve eğlendiren bir dizi. İzleyin derim. İnternette alt yazılısı yok fakat çok güzel dublajları var. 2 sezonun değerini bilin. O.o

Jane'den şimdilik bu kadar. Daha bende ne ganimetler var ileride göstereceğim. Umarım önerilerim bir işe yarıyordur. Çünkü ben dizi, film, müzik ve kitap önerilerine bayılırım ve her zaman insanlardan istekte bulunurum. Eğer benim gibiler varsa, diye böyle yazılar hazırlıyorum. Jane'i yakından tanıyın ve aslında ne kadar 'sosyal' biri olduğunu görün. :P

Sevgiler, öpücükler ; Jane

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Aşık Olunacak Dizi Karakterleri Vol 1

  

Böyle değişik yazılar yazmaya alıştım sanki... Kitapları okurken ya da bir şeyler izlerken insan ister istemez baş veya yan karakterdeki erkek karakterleri - özellikle genç kızlar- gözüne kestiriyor. Bu konuda benimde takıntılı olduğum kesin. Tabii delilik derecesinde bir takıntılık değil bu. Amma okurken ya da izlerken erimeme engel de değil. :D

Kitap karakterlerinden sonra dizi karakterlerine el atmak istedim. Çünkü o kadar çok yabancı dizi izliyorum ki... İngilizcemin iyiliğini onlara borçluyum diyebilirim. Ve emin olun Amerikan yapımı diziler müthiş ! Adamlar fantastik - bilim kurgu alanında uzman zaten. Ve karakterleri...

Evet o konuya gelirsek aşık olunacak bir çok erkek karakter var. Bunlar daha başlangıç. Fırtınaya hazırsanız,başlıyorum.


-Supernatural : Fantastik bir dizidir. Winchester kardeşler Avcıdır. Aklınıza gelen her türlü 'doğaüstü' varlıkları avlıyorlar. Ve binbir türlü maceraya atılıyorlar.Dizi hala devam etmekte ve 9.sezondadır. Korku,macera,aksiyon,komedi ve dram seviyorsanız diziye direk başlayın derim.-

Dean Winchester (Supernatural) : Kesinlikle aşık olunası karakterlerin başında geliyor.Bir kere adam eğlenceli,komik. Bazen sadece mimikleri bile yeter. Tam serseri diyemem. Hayatı önemsiyor ama pek çaktırmıyor. Sevdiklerine çok değer veriyor. Göz bebeği Impala'ya -eski bir araba türü- takıntılı. Yemeye -özellikle hamburger ve turta-  aşık bir insan diyebilirim. Bende onun ses tonuna aşığım.. Winchester aşkına!


Castiel (Supernatural) : Dizimizin meleği ! Dean'i koruyan bir melek diyebiliriz. Dünya'da yaşamak ona zor olsa gerek bazen aklı beş karış havada. Saf ve eğlenceli biri. Üstünden hiç çıkarmadığı bir paltosu var ki 8 sezondur eskimedi :D Bu saf dolu adama tutulmamak imkansız !

Sam Winchester (Supernatural) : Winchester'ların en masumu ve sakini diyebiliriz. Abisi Dean'e göre oldukça sakin biri amma gel gör ki adam çekici. Yavru köpek bakışlarıyla -kesinlikle alaycı bir yorum değil- insanı içine çekebilir...



-Lost : Dizi hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.-




Jack Shephard (Lost) : Adamızın tek doktoru. Sakin ve düşünceli tavırlarıyla adam zaten çekici. Gülüşü,konuşmaları ve yardımseverliği ile artı puanları topluyor. Daha ne diyeyim. Dizide gözüme kestirdiğim ilk karakterlerden biriydi.


James 'Sawyer' Ford (Lost) :Adamızın en serseri karakteri. Onu bu kadar sevmemin nedeni de bu. Sigarası,alkolü ve insanları kandırma gibi huyları olsa da adam,kendini sevdiriyor. Ada da diğerlerine lakap takmakta da ünlü. :D Her ne kadar uzaktan umursamaz biri gibi görünse de içinde fırtınalar kopuyormuş.Belki de o yüzden içiyordur...


-Fringe ; doğaüstü olayları incelen bir FBI dizi diyebiliriz. Ajan Olivia Dunham olağandışı bir olayı incelerken eskiden doktor olan Walter Bishop ile yolları kesişir. Onun oğlu Peter'da olaya girmiş olur. Mükemmel ekip ( daha sayamadığım bir çok karakter var) 5 sezon boyunca dünyayı kurtarmak için savaşırlar ve amaçlarına ulaşırlar.İzlenilmesi gereken bir dizi. Bana bir çok şey kattı. 5.sezon ile dizi final yaptı.Doya doya izleyebilirsiniz.-

Peter Bishop (Fringe) : Ses tonuna,bakışlarına ve hareketlerine hayran kaldığım bir karakter daha ! Hafiften serseri biri ama birine aşık olunca ve dizide işler ciddileştiğinde serseri halinden eser kalmıyor diyebilirim.Yeşil,etkileyici gözlerine teslim olmaya hazır olun !


Lincoln Lee (Fringe) : Dizi de sevdiğim bir yan karakterdi. Mahvetti beni bu herif. Hem kendini sevdiriyor hemde hemen terk ediyor... Ama Ajan Lee sevilmez mi? Peter'ın baş rakibi diyebilirim. :D Gözlüklü hali bile ayrı bir çekiciydi.



-The Vampire Diaries : İlk izlediğim dizilerden biri. Vampirler,kurtadamlar ve cadılar... Doğaüstü varlık dediğim hemen hemen her tür var. Diziyi anlatsam... olmaz,izlemek lazım. Dizi hala devam ediyor ve 5.sezona geçiş yaptılar. Doyasıya izleyebilirsiniz. Ve aman dikkat. Bu dizi de çok ölümler oluyor. Herkese,hemen bağlanmayın derim. :D-

Klaus (The Vampire Diaries) : Merhaba Niklaus. Diziye ilk geldiğinde düşmandı. Doğal olarak bende kısık gözlerle izliyordum onu ama Klaus değişti ve benim gözler onu pörtlemiş bir şekilde izlemeye başladı. İngiliz aksanıyla "Vampire" demesi bile mum gibi erimenize bir neden... Dış görünüşüne laf yok zaten. Ah bir de Klaus'u aşık olunca görün. O zaman mezar taşınızı hazırlayın derim.

Stefan & Damon Salvatore (The Vampir Diaries) : Zıt kardeşler diyebilirim. Stefan ; sakin ve iyilik sever biri. Kumral ve korumacı biri. Damon ise yerinde duramayan, nerde kötülük Damon orda. Ve masmavi gözlerine tezat simsiyah saçlar. Serseri biri. İşine gelirse ciddileşebiliyor. Ama Damon'ın ciddi hali genellikle ölümle sonlandırılıyor. Adam,boyun kırmayı ve kalp sökmeyi seviyor. Eh ne de olsa arkadaş vampir.Hayatın tadını çıkarıyor. :D




-HIMYM : Bir grup arkadaşın eğlenceli,komik,olaylı ve bazende hüzünlü olaylarını anlatan biri dizi. Sit-com dediğimiz 20 dakikalık dizi, gerçekten bağımlayıcı. Bir oturuşta 7-8 bölüm izlettirir. Gülmekten çenemin ağrıdığı çoğu zaman oldu. Dizi hala devam ediyor. 9.sezona geçiş yaptılar.Açın,izleyin ve zamanı doyasıya geçirin derim.-


Ted Mosby (How I Met Your Mother) : Efsane karakterlerden biri.Çok değişik bir ruh hali var. Bazen ciddi bazen komik bazen saf. Ama Mosby sevilmeyecek biri değil. Gerçek aşkını bulana kadar canı çıkıyor. Umarım buna değer :D


Marshall Eriksen (How I Met Your Mother) : Marshall'ın ismini duyunca aptal gibi sırıtasım geliyor. :D Çok eğlenceli biri ve gerçekten saf. Gerçek aşkını,Lily'i bulduğu için çok şanslı. Dünyanın en mükemmel çifti bile diyebiliriz. Bu kadar uyumlu olmaları şaşırtıcı ama mutluluk verici.


Barney Stinson (How I Met Your Mother) :  Kesinlike efsane bir karakter. Çapkın,komik,takıntılı ve çok eğlenceli bir karakter. Takım elbise dışında onu görmek çok zor. Kadınlar onun gözünde elmas değerinde. Ama elbet bir gün gerçek aşkını bulacak. Zaten bu kadar çapkın olmasının da bir nedeni var. İnsanın kalbi kırılmadan, kolay kolay değişmez.




-The Walking Dead : Bir gün uyanıyorsunuz ve dünyayı zombilerin bastığını duyuyorsunuz. Çoğu sevdikleriniz de zombilere dönüşmüş durumda... Bu durumda ne yaparsınız ? İşte bu sorunun cevabını dizide bulabilirsiniz. Zombileri konu edinen biri dizi. Ben ki zombileri sevmeyen bir insan diziye tutuldum çünkü kaliteli ve bağımlayıcı bir dizi. 4.sezona geçiş yaptılar ve gerçekten heyecanlı devam ediyor...- 


Darly Dixon (The Walking Dead) : Dizide en gerçekçi bulduğum tek insan Darly. Omzunda oku, altındaki motorsiklet ile korkusuzca zombilerle savaşıyor. Grubun en iyilerinden biri. Umursamaz tavırların altında yumuşak bir kalp var elbette.



-Merlin : Camelot Krallığı'nın hikayesi anlatılıyor. Merlin adındaki genç büyücü, Kral'ın tek oğlu Arthur'u korumakla görevli. Kaderi bu. Arthur ile binbir türlü maceraya atılıyorlar. Her defasında Merlin hayatlarını kurtarıyor ama kimse bunu bilmiyor. Çünkü Camelot'ta büyü yasak ! Büyücü olanlar ve büyü yapanların tek cezası ; idam. Merlin buna rağmen her türlü tehlikenin göbeğinde yer alıyor. Dizi 5.sezon ile final yaptı. Gerçekten mükemmel bir dizi.-


Arthur Pendragon (Merlin) : Kendileri Prens olduğundan olsa gerek biraz havalı biri. Ama aynı zamanda gerçekten iyiliksever ve alçak gönüllü biri. Merlin'le didişmeleri, şakalaşmaları izlemeye değer. Siz birde Arthur'u aşık olunca görün...

Merlin (Merlin) : Çevresindeki insanlara saf,ahmak ve bir hizmetçi olarak görülebilir ama hepsinden daha güçlü ve cesaretli biri. Yeri geldiğinde gerçekten çok komik biri olabiliyor. Ve bu adamı ağlatmasınlar... İçimden bi şeyler kopup gidiyor resmen :|



Lancelot (Merlin) : En çok bu adam için ağlamışımdır herhalde... Senaristleri alıp bir güzel dövesim var... Her neyse. Camelot'un korkusuz en cesaretli şövalyelerinden biriydi. Yumuşak,sıcacık bir kalbi vardı. Diğer tüm karakterlere göre en sakini ve uysalıydı. Ama işte o bile insanı kendine çekiyor.Fazla söze gerek yok.İzleyin,görün derim.



Daha anlatılacak, anlatırken "acaba tekrar izlesem mi diziyi ?"diyeceğim Aşık Olunacak Dizi Karakterleri yazısının devamı olucak. Önereceğiniz her diziyi dikkate alırım. :D

Sevgiler,öpücükler ; Jane