Pages

Supernatural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Supernatural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2016 Çarşamba

Dedikodu Diyarı: Diziler Alemi


 Merhabalar

Uzun zamandır izlediğim diziler hakkında bir yazı yayımlamıyordum. Hazır elimde işlenecek diziler var dedim, yaz Jane.


Konuya direk Ölümcül Oyuncaklar serisinin dizisi Shadowhunters'tan gireceğim. 2013 yılında serinin ilk kitabı Kemikler Şehri'nin filmi çıkmıştı. Sinemaya adeta uçarak gitmiştim. Oyuncu seçimlerini sevmememe rağmen... Ama şimdi diziyi izleyince dedim ki 'anaa film ekibi mismiş.'

Dizinin kadrosu oluşturulurken baya heyecanla takip ediyordum. Sonuçta dizi yani. Uzun süreli bir şey olacak. Kesin çok titiz davranacaklar. Karakterler tam kitaba göre olacak. Dedim. Ama demekle kaldım. Hatta Jace için Dominic Sherwood seçildiğinde mutluluk dansı yaptım. Nedense kafamdaki Jace'le uyuşmuştu. (Ayrıca bu yakışıklı şey Vampir Akademisi filminde Christian Ozera'yı oynamıştı.) 

Sonra dizinin ilk bölümünü izledim. Sıfır beklentiyle. Açılış sahnesi baya gaza getirdi. O arka fondaki müzik, karakterlerin ortaya çıkışı ve arkasından Clary'i görmemle pısss tüm hava kaçtı. Clary için o oyuncuyu çok mu aramışlar ? Ne oyunculuk var ne mimik ne doğallık... Ay resmen dalga geçmek için onu oraya koymuşlar. Tüm enerjimi emdi. Asık suratla izledim. Kurgunun içine etmişler giderek. Kitaptaki hava hiç yok. Karakterler öyle lay lay lom ki... Cassandra Clare'yi dürtmek istiyorum. Sen bu müthiş hayal dünyanı nasıl hiç edersin be kadın! 

Tabii dayanamadım ikinci bölümü de izledim. Daha da kusmak istedim. Benim sevdiğim Jace, iki dakikada Clary'i kanatlarının altına almaz. Sürekli gülme modunda olmaz. Ya da ne bileyim okuduğum enstitüde Jace, Alec, Izzy, Hodge dışında kimse yoktu. Dizideki enstitüyü görmeyin. Adeta FBI ofisi. O ne be öyle. Yanlış dizi izliyorum sandım. Gündeme ayak mı uydurmak istediler n'aptılar bilmiyorum ama her şey fos çıktı. Hodge demişken... Yemin ederim kitabı okumasam dizide direk Hodge'ı gözüme kestiririm. Bizim buruşuk, yaşlı erkek karakterimiz orada adeta Jace'in rakibi, rakipliğini geç adeta ışık saçan bir varlık. Of! 

Ay daha fazla konuşamayacağım çünkü sevmedim. Az önce üçüncü bölümün geldiğini gördüm. Yok, izlemem. İzlersem sinir krizlerine gireceğim. Geçelim bunu.


İzlediğim ve bitirdiğim diziler var. Mesela yıllar sonra How I Met Your Mother'ı bitirdim. Sonu beni tatmin etmedi ama seviyorum bu ekibi. Sanki hala izlenecek bölümler varmış gibime geliyor. -.- 
Mr. Robot yarım kaldı. Ona devam edeceğim. Değişik bir kurgusu var.
Teen Wolf'un yarı sezonu, The Originals, The Vampire Diaries, Once Upon A Time, Arrow, The Flash ve Supernatural'ın sezonların tamamlanmasını bekliyorum. Ben her hafta yeni bölüm beklersem çıldırırım. Hem de sezon tamamlandıktan sonra izleyince konu bütünlüğünü kavrıyorum. Bana öyle daha zevkli geliyor.
The Walking Dead ayrı ama. Her hafta bekler, izlerim. Son 26 gün mü ne kaldı. :(
American Horror Story: Hotel de bitti. Valla hiçbir şey anlamadım. Pek sevemedim de. Matt Bomer için izledim desem yeridir. Nerede o eski ekip, eski sağlam kurgular...

Şu an bir dizi izlemiyorum ama izlemek istediğim çok dizi var. Öyle böyle değil. Ve yeni çıkan tüm güncel dizileri de takibime aldım. Supergirl, Legends of Tomorrow, The X Files'ın yeni ekibiyle yeni sezonu gibi. 
Bilgisayarımda Sherlock'un tüm bölümleri ve Smallville'nin ilk sezonu var. Büyük ihtimalle onları ön plana alırım. Dizi önerileriniz varsa, şöyle Lost, Fridge, Merlin gibi ağzı tadımda kalacak diziler gibilerse şiddetle öneriniz. :D

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

31 Aralık 2013 Salı

Jane : Tüm İçtenliğimle; Bol Vampirli Zombili Yıl Diliyorum !


2013'ün son blog yazısından herkese merhaba ! Bu yazıyı, yazıp yazmamak konusunda biraz kararsız kaldım. Ama sonra dedim ki "kitap, müzik ve filmler hakkında bir kaç şey yazdın, dizilerin suçu ne?" Öyle ya, ben bu blog'da hobilerim hakkında bir şeyler paylaşıyorum. 2013'ün son gününde izlediğim dizilere yön vermek istedim. 

Bu sene baya dizi izledim. Yabancı diziler sayesinde zaten ingilizcem gelişti. :D Bu senede bir çok dizi izleyerek, kendimce rekorumu kırdım. Huyum kurusun ki bir diziyi çok sevdiysem, o diziyi hem doya doya izlemek isterim hemde her gün "ayy dur şu bölümü de izleyeyim kapatıyorum" diyerek kendimi kandırırım. Sonucunda ise aşık olduğum dizi karakterlerine elveda demek zorunda kalıyorum. Hem arka arkaya bölümler izlemek hoşuma gidiyor. Hemde söyleniyorum; "bak yine aynı hatayı yaptın, hani yavaş izleyecektin?!"

Bu senede aynı şeyleri yaşadım. Yazın kardeşimle beraber Merlin ve Sonny With A Chance dizilerinin tüm sezonlarını izledik. Ve final bölümlerinde salya sümük ağlayıp "bitti, n'apcaz biz şimdi" modunda olduk. Sonrasında zaten sürekli izlediğim dizilerin devam sezonları başladı.

Bunlardan biri Supernatural. Bayadır izliyorum. İlk 6 sezonu arka arkaya izledim ve sonrasında dizinin her sezonu bekleyerek, yaşlanmaya başladım. :D Ara sezonlara hiç girişmiyorum bile... Bazı kişiler her ne kadar Supernatural artık bozdu, deselerde ben gayet memnunum. Özellikle bu sezon yani 9.sezonda çok iyi ilerliyorlar. Belki de dizinin en iyi sezonu diyebilirim. Her çarşamba eve uçarak geliyorum, yeni bölümü hemen izlemek için. Şuan ne yazık ki ara sezonda. Merakla bekliyoruz... Doğaüstü olayları izlemeyi sevenler Supernatural'ı izlesin, ne diyeyim. :D Dean Winchester'a aşık olmayı unutmayın !

Gelelim The Vampire Diaries'e... Aslında bu sezon izlemeyecektim. Klaus ve müthiş ailesi yoksa ben diziyi n'apıyım dedim. Ama sonra duydum ki Katherine Pierce ön planda olacakmış. Durur muyum, direk yeni bölümlere atladım. Ki dedikleri doğruymuş. Bu sezon mükemmel ! Cidden. Geçen sene "Ögh geldi bu diziden artık. Klaus ve Damon'ın mimikleri için izlerim." diyordum ama bu sezon resmen yeni bölümleri dört gözle bekler oldum. Katherine karakteri olmasa bu dizi zaten ölmüş, bitmiş. Her zaman dediğim gibi Katherine, TVD'nin şahdamarı. Senaristler o şahdamarı keserse dizi kan kaybından ölür. (Dizinin konusuyla uyumlu oldu di mi ? Ben ve ilham perilerim. :D)

Hazır Klaus'tan bahsetmişken The Originals'dan bahsedelim. TVD'nin yan seri niteliği taşıyan yeni sezon bir dizi. Klaus ve Köken ailesi (Rebekah, Elijah...) başrolde. Konuyu geçtim, adamların duruşları, aksanları, vampirlik taslamaları bile diziyi alıp götürür. Ki ben cidden çok severek izliyorum. İlk sezonları olmasına rağmen çok sağlam bir konusu ve ekibi var. Klaus'un göz alıcı dudakları, Rebekah'ın aksanı, Elijah'ın karizması yeter diyorum... TVD izlemekten bıkanlar, rahat olun ve The Originals'a başlayın. Pişman olmayacaksınız. Söz.

Vampir konulu her şeyden bıktım diyenleri The Walking Dead bölümüne alayım... Onu bunu bilmem ben bu diziye aşığım. Nedense bayılıyorum. Bir kere TV'de izledim. Sonrasında internetten izlemeye devam ettim. Tek sinir olduğum şey sezonların az bölümden oluşması ve ara sezonun çoook uzun olması. Şuan mesela ara sezondalar ve başlaması için artık gün saymıyorum. Yeni bölüm karşıma çıksında, şaşırayım diyorum. 
Ben ki zombilerden nefret eden insan, bu dizide zombisever oldum. Hatta bir ara İstanbul'da yapılan Zombi etkinliklerine katılmayı bile düşündüm. Ölmeden önce yapılacaklar listemde bile yer alıyor bu etkinlik. :D  Neyse, çok kaliteli bir dizi. Bir zombi saldırısı olursa ne yapacağınızı bilmek istiyorsanız, izleyin. Vali'ye de benden selam söyleyin !

Arada bana bir gaz geliyor, How I Met Your Mother arka arkaya izliyorum. Hatta tırsıyorum "off sezonlar bitecek, ot gibi ortada kalacağım" diye. Ama sonra bir bunalma geliyor. Diziyi aksatıyorum. Genellikle yaz tatilinde geceleri izliyorum. Eylül ayı bir geliyor, sanki düğmeye basılmış gibi HIMYM izlemeyi bırakıyorum. Ve cidden bu huyumdan nefret ediyorum. Zaten Mart'ta final bölüm yayınlanacak. Diziyi izlemeye kıyamaz oldum ama en kısa zamanda izleyeceğim. Sizde izleyin.


Bu yılın sonlarına doğru White Collar izlemeye devam ettim. Geçen sene TV'de bir kanal keşfetmiştim. Haftasonları 5-6 bölüm arka arkaya White Collar yayınlıyorlardı. Bende Matt Bomer'a kafayı takmıştım. İlk 2 sezonu TV'de bir güzel izledim. Sonra bi şey oldu, devam etmedim. Geçen gün TV'de yine karşıma çıktı. "Ahaa izlenecek bir dizi buldum." dedim. Diğer diziler ara sezonda nasılsa... En son hangi bölümde kaldığımı hatırlamadığım için 2.sezonu baştan sona izledim. Meğersem 2.sezonun final bölümünde kalmışım. Yani genel bir tekrar yapmış oldum. :D Olsun canım, Matt'i bıkmadan izlerim. Bu hafta da 3.sezona başladım. Dizi şuan 5.sezonda. Son sezona geldiğimde blog White Collar ve Matt Bomer'la dolacak, merak etmeyin. 
Cıvık cıvık aşklardan, kanlı canlı vampirlerden bıktıysanız komedi polisiye dizisi olarak White Collar'ı öneririm. Aman dikkat ! Matt Bomer'a aşık olmadan önce hakkında minik bir araştırma yapın. Yoksa benim gibi mağdur olmayın.

Son olarak ; bu 2013'teki son yazım olduğu için minik bir dilek paylaşımı yapayım dedim. Gelecek seneden çok umudum ve beklentilerim var. Hatta olacağına tüm içtenliğimle inanıyorum. Bir yengeç bunu diyorsa sizde inanın ve bekleyin. :D Şaka bir yana cidden 4 rakamı benim uğurlu rakamım. (Batıl inancımda vardır) 2014'ü zaten daha yaşamadan sevmeye başladım. O yüzden, yeni yılda bol bol dilekler dileyin. İsteyin. Hedefleyin ve gerçekleştirmek için elinizden gelen her şeyi yapın. Sağlık, huzur ve mutluluğun yanı sıra bol bol kitap, müzik, film, dizi, para, kuru kafalı olan her şeyi istiyorum. :D Aşk istiyorum diyeceğim, olmayacak. Rahatıma neden diken batırayım. Kısacası, umarım herkesin isteği gerçekleşir. Tüm içtenliğimle; umuyorum, diliyorum, yeni yılınızı kutluyorum ve kocaman sevgiler, öpücükler diyorum : Jane

Not : 2014'teki izlenilecek dizi listem baya kabarık. Teen Wolf, Friends, Arrow, The Big Bang Theory, Prison Break gibi diziler önceliğim olacak gibi. Her zamanki gibi önerilere açığım.

7 Eylül 2013 Cumartesi

Yabancı Dizi Önerisi : Supernatural


     Bir dünya düşünün. İçinde her türlü doğaüstü varlık ve güç var. Cadılar, vampirler, kurtadamlar, büyücüler, şeytanlar, melekler, kahinler ve daha adlarını hatırlamadığım çok ilginç ve mitolojik yaratıklar... Ve bu doğaüstü varlıkları avlayan iki kardeş var. Dean ve Sam Winchester'a merhaba deyin ! Günlerinizi, saatlerinizi hatta tüm hayatınızı ele geçirme gibi yetenekleri var bu iki kardeşin. Winchester Bağımlılığı diye bir şey var kesinlikle !
Sanırım en eğlenceli ve en zorlayıcı yazım bu olacak çünkü bu diziye, oyuncularına, konusuna, kamera arkalarına ve müziklerine resmen aşığım. Yaklaşık iki senedir takip ediyorum ve hala bende sıkılma gibi bir durum yok. Nasıl olsun ki ? Dean ve Sam Winchester gibi avcılar, Castiel gibi eşsiz melekler, bağımlayıcı müzikler olduğu sürece bu dizi daha çok devam eder. (Ki zaten şuan neden 9.sezonun çekildiğinin kanıtıdır.)
Amerikan yapımı diziler denince aklıma ilk Supernatural geliyor. Çünkü hayatımı kaplıyor resmen. Sezon finali olduğu zaman kamera arkası videolarına ya da fotoğraflarına gömülüyorum. Öyle etkileyici bir dizi ve ekip işte. Şuan 8 sezonluk olan diziyi nasıl anlatsam bilemedim. Konusu, çok farklı ve başka dallara kadar genişleyen bir türde. Genel olarak bahsedersem ; Sam, üniversitede okuyan zeki ve yakışıklı biridir. Dean ise serseri tipli, nerde kız, içki, yemek var o da oralarda takılan biri. Bir gün Dean, ava çıkan babasına uzun bir süre ulaşamayınca Sam'in yanına uğrar ve babalarının izini bulabilmek için onlarda ava çıkar. Sonrasında geri dönüşü olmayan bir yola sapmış olurlar. Yıllar önce anneleri, tavana yapışık bir şekilde yanarak ölmüştü. Bunu yapanın iblis olduğunu savunan babaları ise o günden sonra her zaman ava çıkar. Ve işte yıllar sonra bu ölüm şekli Sam'in kız arkadaşının da başına gelir. Ve bizimkiler sırt sırta verip, hem babalarını aramaya hemde aile geleneği olan doğaüstü varlıkları avlama dönemine başlarlar.
Avlanırlarken bir çok kasabaya uğrarlar, araştırma yaparlar ve sık sık kılık değiştirirler. Onları çoğu zaman FBI'dan biri olarak görsekte bazen üniversite öğrencisi, bazen de barda takılan boşu boş biri, rahip ya da kovboy olarak görmemiz mümkün. :D Tabii 8 sezon boyunca Winchester'ları habire avlanırken görmüyoruz. Başlarına neler neler geliyor. İblisler sadece başlangıç. Dizi, macera ve korku olduğu kadar duygusal, çok komik ve romantik sahneler de var. Ne yazık ki bizimkiler aşkta pek şanslı değiller. Hele ki peşinizde listesi bitmeyen bir düşman ordusu varsa... Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu dizi gerçekten sıkmıyor ve çoğu yerde öğretici ile olabiliyor. Bkz : intikam almaya gelen hayaletlerden tuz çemberi yaparak kurtulabilirsiniz. :D Şaka bir yana kardeşliğin ve beraberliğin önemi Winchester'lar sayesinde çok iyi anlıyoruz. Her ne kadar Dean umursamaz biri gibi görünse de her fırsatta küçük kardeşi Sam'i, kanatlarının altına alıp, koruyor. (Tabii Sam'in küçük kardeş olduğuna bin şahit ister. Dean onun yanında küçük duruyor. :D)
Dizi de sayamadığım kadar çok karakter var. Bazıları ölüyor, bazıları ölse bile geri dönüyor, bazılarıda bizi tatlı bir tebessümle başbaşa bırakıyor. Dean ve Sam dışında favori karakterlerim ; Cehennemin Kralı (?) Crowley ( ünlü repliği "hello boys"), kendileri bir melek olan Castiel, bizimkilerin babası gibi olan yaşlı, huysuz Bobby, 8.sezonda karşımıza çıkan ve kendini çoook sevdiren Charlie. Bunların dışında Jo'yu hala çok seviyorum. O da avcılardan biriydi. Lucifer ise melek görünümlü şeytan, yine de kendini çok sevdirdi.Sempatik insan. :D İlkten bizimkilere düşman olan ama sonradan yardım eden şeytan Ruby, kaçakçılık işiyle uğraşan Bela,  ve bir diğer şeytanımız Meg. Evet, baya sevdiğim karakter varmış. Hepsi yavrularım gibi ayrım yapamıyorum işte. :D
Soldan sağa ; Crowley,Castiel,Bobby,Charlie,Jo,Lucifer,Rubby,Bela,Meg
Neden Supernatural ? Çünkü baş karakterlerde hem komik hem çekici hemde çok eğlenceli olan Dean ve Sam Winchester var. Onun dışında... fantastik konusu çok ilgimi çekiyor. Bu dizide gerçekten bir çok şey öğrendim ama tabii gerçek hayatta denemeye kalkmadım. İşe yarayacaklarını pek sanmıyorum. :D Gözüm kapalı şeytan kapanı çizebilirim, karşıma tehlikeli yabancılar çıkarsa kutsal su fırlatabilirim, eh, melek ve şeytan bıçaklarını da kullanabilirim sanırım, melek işaretleri de hala aklımda. Bakın, gördünüz mü bende artık bir avcıyım. :D 
Dizi "doğaüstü" olan her şeyi kavradığı için bu kadar sezon devam etmiş ve ediyor da. O yüzden dizimiz de hiçbir sınırlama yok. Sezonları arka arkaya izleyince kafa karışıklığı olabilir ama ilk 3 sezon boyunca her şey normal. Sonrasında işler çok değişiyor. Zaten yavaş yavaş izleyin. Benim gibi birden izleyip, sabırsızlıkla 9.sezonu beklemeyin. :D



Diziden bu kadar bahsettim, gelelim oyuncularına. Dean'i canlandıran Jensen Ackles ve Sam'i canlandıran Jared Padalecki, gerçek hayatta da kardeş gibiler. Her etkinlikte beraber takılıp, ne kadar eğlenceli olduklarını gösteriyorlar. Zaten dizinin kamera arkası videolarını izlerseniz bu ikiliye bayılırsınız. :D Castiel'i canlandıran Misha Collins ise gerçekten çok çılgın bir adam. Bu üçlüye tapıyorum. Neyse ki gerçek hayatta da çok yakınlar. 
Bunların dışında... Dean Winchester'ın tarzını çok seviyorum. Bir Impala takıntısı var ki... sormayın. Sam'i bile gözden çıkarır o mükemmel,eski moda araba için. Müzik tarzı zaten... diziye beni bağlayan bir neden daha. Dizinin efsane şarkısı Kansas - Carry On Wayward Son. Milyon defa dinleyip, bıkmadığım bir şarkıdır. Ki dizinin diğer sezonlardaki soundtrack'ına mutlaka göz atın. Elmas değerinde şarkılar var. Tabii eski tarz müzik zevkiniz varsa.
9.Sezonu beklerken böyle bir yazı hazırlamak istedim. İçimdeki Supernatural aşkı bambaşka. Kafam estikçe favori bölümlerimi açıp, izliyorum. İnanın bana bu dizi sayesinde gerçekten bir avcı oldum !

Son olarak, Supernatural'ın kitapları da var. Ülkemizde de Artemis Yayınlarından bir kaç kitabı çıktı. Ama alıp,okumadım. Kitaplarının, dizideki bazı bölümlerin genişletişmiş versiyonları olarak duydum. O yüzden okumak gelmedi içimden. :D
Winchester'lara Sevgi ve Öpücüklerle ; Jane  

Dean'e Not : Dostum, sayende hamburger delisi oldum. Her bölümde sanki aşk yaşıyormuş gibi hamburger yemek zorunda mısın ? Senin yüzünden artık hamburgerlere, Dean diye hitap ediyorum. "Hadi bir Dean yiyelim." Turta aşkına hiç girmiyorum bile... 

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Aşık Olunacak Dizi Karakterleri Vol 1

  

Böyle değişik yazılar yazmaya alıştım sanki... Kitapları okurken ya da bir şeyler izlerken insan ister istemez baş veya yan karakterdeki erkek karakterleri - özellikle genç kızlar- gözüne kestiriyor. Bu konuda benimde takıntılı olduğum kesin. Tabii delilik derecesinde bir takıntılık değil bu. Amma okurken ya da izlerken erimeme engel de değil. :D

Kitap karakterlerinden sonra dizi karakterlerine el atmak istedim. Çünkü o kadar çok yabancı dizi izliyorum ki... İngilizcemin iyiliğini onlara borçluyum diyebilirim. Ve emin olun Amerikan yapımı diziler müthiş ! Adamlar fantastik - bilim kurgu alanında uzman zaten. Ve karakterleri...

Evet o konuya gelirsek aşık olunacak bir çok erkek karakter var. Bunlar daha başlangıç. Fırtınaya hazırsanız,başlıyorum.


-Supernatural : Fantastik bir dizidir. Winchester kardeşler Avcıdır. Aklınıza gelen her türlü 'doğaüstü' varlıkları avlıyorlar. Ve binbir türlü maceraya atılıyorlar.Dizi hala devam etmekte ve 9.sezondadır. Korku,macera,aksiyon,komedi ve dram seviyorsanız diziye direk başlayın derim.-

Dean Winchester (Supernatural) : Kesinlikle aşık olunası karakterlerin başında geliyor.Bir kere adam eğlenceli,komik. Bazen sadece mimikleri bile yeter. Tam serseri diyemem. Hayatı önemsiyor ama pek çaktırmıyor. Sevdiklerine çok değer veriyor. Göz bebeği Impala'ya -eski bir araba türü- takıntılı. Yemeye -özellikle hamburger ve turta-  aşık bir insan diyebilirim. Bende onun ses tonuna aşığım.. Winchester aşkına!


Castiel (Supernatural) : Dizimizin meleği ! Dean'i koruyan bir melek diyebiliriz. Dünya'da yaşamak ona zor olsa gerek bazen aklı beş karış havada. Saf ve eğlenceli biri. Üstünden hiç çıkarmadığı bir paltosu var ki 8 sezondur eskimedi :D Bu saf dolu adama tutulmamak imkansız !

Sam Winchester (Supernatural) : Winchester'ların en masumu ve sakini diyebiliriz. Abisi Dean'e göre oldukça sakin biri amma gel gör ki adam çekici. Yavru köpek bakışlarıyla -kesinlikle alaycı bir yorum değil- insanı içine çekebilir...



-Lost : Dizi hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.-




Jack Shephard (Lost) : Adamızın tek doktoru. Sakin ve düşünceli tavırlarıyla adam zaten çekici. Gülüşü,konuşmaları ve yardımseverliği ile artı puanları topluyor. Daha ne diyeyim. Dizide gözüme kestirdiğim ilk karakterlerden biriydi.


James 'Sawyer' Ford (Lost) :Adamızın en serseri karakteri. Onu bu kadar sevmemin nedeni de bu. Sigarası,alkolü ve insanları kandırma gibi huyları olsa da adam,kendini sevdiriyor. Ada da diğerlerine lakap takmakta da ünlü. :D Her ne kadar uzaktan umursamaz biri gibi görünse de içinde fırtınalar kopuyormuş.Belki de o yüzden içiyordur...


-Fringe ; doğaüstü olayları incelen bir FBI dizi diyebiliriz. Ajan Olivia Dunham olağandışı bir olayı incelerken eskiden doktor olan Walter Bishop ile yolları kesişir. Onun oğlu Peter'da olaya girmiş olur. Mükemmel ekip ( daha sayamadığım bir çok karakter var) 5 sezon boyunca dünyayı kurtarmak için savaşırlar ve amaçlarına ulaşırlar.İzlenilmesi gereken bir dizi. Bana bir çok şey kattı. 5.sezon ile dizi final yaptı.Doya doya izleyebilirsiniz.-

Peter Bishop (Fringe) : Ses tonuna,bakışlarına ve hareketlerine hayran kaldığım bir karakter daha ! Hafiften serseri biri ama birine aşık olunca ve dizide işler ciddileştiğinde serseri halinden eser kalmıyor diyebilirim.Yeşil,etkileyici gözlerine teslim olmaya hazır olun !


Lincoln Lee (Fringe) : Dizi de sevdiğim bir yan karakterdi. Mahvetti beni bu herif. Hem kendini sevdiriyor hemde hemen terk ediyor... Ama Ajan Lee sevilmez mi? Peter'ın baş rakibi diyebilirim. :D Gözlüklü hali bile ayrı bir çekiciydi.



-The Vampire Diaries : İlk izlediğim dizilerden biri. Vampirler,kurtadamlar ve cadılar... Doğaüstü varlık dediğim hemen hemen her tür var. Diziyi anlatsam... olmaz,izlemek lazım. Dizi hala devam ediyor ve 5.sezona geçiş yaptılar. Doyasıya izleyebilirsiniz. Ve aman dikkat. Bu dizi de çok ölümler oluyor. Herkese,hemen bağlanmayın derim. :D-

Klaus (The Vampire Diaries) : Merhaba Niklaus. Diziye ilk geldiğinde düşmandı. Doğal olarak bende kısık gözlerle izliyordum onu ama Klaus değişti ve benim gözler onu pörtlemiş bir şekilde izlemeye başladı. İngiliz aksanıyla "Vampire" demesi bile mum gibi erimenize bir neden... Dış görünüşüne laf yok zaten. Ah bir de Klaus'u aşık olunca görün. O zaman mezar taşınızı hazırlayın derim.

Stefan & Damon Salvatore (The Vampir Diaries) : Zıt kardeşler diyebilirim. Stefan ; sakin ve iyilik sever biri. Kumral ve korumacı biri. Damon ise yerinde duramayan, nerde kötülük Damon orda. Ve masmavi gözlerine tezat simsiyah saçlar. Serseri biri. İşine gelirse ciddileşebiliyor. Ama Damon'ın ciddi hali genellikle ölümle sonlandırılıyor. Adam,boyun kırmayı ve kalp sökmeyi seviyor. Eh ne de olsa arkadaş vampir.Hayatın tadını çıkarıyor. :D




-HIMYM : Bir grup arkadaşın eğlenceli,komik,olaylı ve bazende hüzünlü olaylarını anlatan biri dizi. Sit-com dediğimiz 20 dakikalık dizi, gerçekten bağımlayıcı. Bir oturuşta 7-8 bölüm izlettirir. Gülmekten çenemin ağrıdığı çoğu zaman oldu. Dizi hala devam ediyor. 9.sezona geçiş yaptılar.Açın,izleyin ve zamanı doyasıya geçirin derim.-


Ted Mosby (How I Met Your Mother) : Efsane karakterlerden biri.Çok değişik bir ruh hali var. Bazen ciddi bazen komik bazen saf. Ama Mosby sevilmeyecek biri değil. Gerçek aşkını bulana kadar canı çıkıyor. Umarım buna değer :D


Marshall Eriksen (How I Met Your Mother) : Marshall'ın ismini duyunca aptal gibi sırıtasım geliyor. :D Çok eğlenceli biri ve gerçekten saf. Gerçek aşkını,Lily'i bulduğu için çok şanslı. Dünyanın en mükemmel çifti bile diyebiliriz. Bu kadar uyumlu olmaları şaşırtıcı ama mutluluk verici.


Barney Stinson (How I Met Your Mother) :  Kesinlike efsane bir karakter. Çapkın,komik,takıntılı ve çok eğlenceli bir karakter. Takım elbise dışında onu görmek çok zor. Kadınlar onun gözünde elmas değerinde. Ama elbet bir gün gerçek aşkını bulacak. Zaten bu kadar çapkın olmasının da bir nedeni var. İnsanın kalbi kırılmadan, kolay kolay değişmez.




-The Walking Dead : Bir gün uyanıyorsunuz ve dünyayı zombilerin bastığını duyuyorsunuz. Çoğu sevdikleriniz de zombilere dönüşmüş durumda... Bu durumda ne yaparsınız ? İşte bu sorunun cevabını dizide bulabilirsiniz. Zombileri konu edinen biri dizi. Ben ki zombileri sevmeyen bir insan diziye tutuldum çünkü kaliteli ve bağımlayıcı bir dizi. 4.sezona geçiş yaptılar ve gerçekten heyecanlı devam ediyor...- 


Darly Dixon (The Walking Dead) : Dizide en gerçekçi bulduğum tek insan Darly. Omzunda oku, altındaki motorsiklet ile korkusuzca zombilerle savaşıyor. Grubun en iyilerinden biri. Umursamaz tavırların altında yumuşak bir kalp var elbette.



-Merlin : Camelot Krallığı'nın hikayesi anlatılıyor. Merlin adındaki genç büyücü, Kral'ın tek oğlu Arthur'u korumakla görevli. Kaderi bu. Arthur ile binbir türlü maceraya atılıyorlar. Her defasında Merlin hayatlarını kurtarıyor ama kimse bunu bilmiyor. Çünkü Camelot'ta büyü yasak ! Büyücü olanlar ve büyü yapanların tek cezası ; idam. Merlin buna rağmen her türlü tehlikenin göbeğinde yer alıyor. Dizi 5.sezon ile final yaptı. Gerçekten mükemmel bir dizi.-


Arthur Pendragon (Merlin) : Kendileri Prens olduğundan olsa gerek biraz havalı biri. Ama aynı zamanda gerçekten iyiliksever ve alçak gönüllü biri. Merlin'le didişmeleri, şakalaşmaları izlemeye değer. Siz birde Arthur'u aşık olunca görün...

Merlin (Merlin) : Çevresindeki insanlara saf,ahmak ve bir hizmetçi olarak görülebilir ama hepsinden daha güçlü ve cesaretli biri. Yeri geldiğinde gerçekten çok komik biri olabiliyor. Ve bu adamı ağlatmasınlar... İçimden bi şeyler kopup gidiyor resmen :|



Lancelot (Merlin) : En çok bu adam için ağlamışımdır herhalde... Senaristleri alıp bir güzel dövesim var... Her neyse. Camelot'un korkusuz en cesaretli şövalyelerinden biriydi. Yumuşak,sıcacık bir kalbi vardı. Diğer tüm karakterlere göre en sakini ve uysalıydı. Ama işte o bile insanı kendine çekiyor.Fazla söze gerek yok.İzleyin,görün derim.



Daha anlatılacak, anlatırken "acaba tekrar izlesem mi diziyi ?"diyeceğim Aşık Olunacak Dizi Karakterleri yazısının devamı olucak. Önereceğiniz her diziyi dikkate alırım. :D

Sevgiler,öpücükler ; Jane