Pages

Süper Kahramanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Kahramanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2015 Cuma

Dizi Maratonu: Evde Boş Boş Durmuyoruz...

Herkese merhabalar!

Uzun zamandır buralara uğramıyordum çünkü bir şeye odaklanmıştım. Onun bitmesini bekliyordum. Ve şimdi rahatlıkla yazıyı yazabilirim. 

Herkes tatile girdi değil mi ? Ben bir haftadır evimdeyim. Aslında sıkıntıdan patlamak üzereyim. Ama her zaman olduğu gibi kurtarıcılarım var. İş ilanlarına bakma dışında hep dizi izledim. Cinder'dan sonra kitap da okuyamaz oldum. Ki okunacak o kadar mükemmel kitaplar var ki... Bugünden sonra kitap maratonuna başlayacağım inşallah.

Gelelim asıl konumuza. Sizi bilmem ama ben yılın ilk yarısında baya dizi izledim. Öyle böyle değil. Sırf dizi izlemek için okula gitmediğimi biliyorum. (Evet, gelenek devam ediyor.) Eğer ben okula gitmeyip, dizi izliyorsam bu dizi olmuş demektir. Hemen size listeyi ve ayrıntıları veriyorum. İlginizi çeken varsa izleyin, gömülün ve gelin dedikodusunu yapalım.

Okulun ikinci yarısı başladığında Arrow'a başladım. Sonuçta Batmangillerden. DC'nin dizi yapımına el atmasına çok sevindim. Açıkçası çizgi roman okuyan biri değilim. Okumak da istiyorum ama hiç fırsatımı bulamadım. O yüzden yayınlanan dizilerini izliyorum. Arrow da bunlardan biri. Green Arrow, bence bu aralar en popüler dizilerden biri. Ben çok sevdim. Öyle böyle değil. Baş karaktere aşık olup, söveceksiniz. Çünkü bir yandan da çapkın biri. Konuyu nasıl anlatsam bilemiyorum. Ama şunu belirteyim, aksiyonu ve sağlam kurguyu seviyorsanız Arrow'a yapışın. O hareketleri, şaşırtıcı planları ve eğlenceli ekibi ile dizinin büyük hayranı olacaksınız. Güvenin bana.

The Flash, Arrow sayesinde başladığım biri dizi. Ki zaten yan dizisi olarak gösteriliyor. The Flash'ın baş karakteri Barry'i ilk Arrow'da tanıyacaksınız. Daha sonrasında bu dizide onun hikayesini izliyor olacaksınız. Flash, Arrow'dan daha farklı. Doğaüstü güçleri var. Yani dizimiz fantastik kıvamda. Dizi olmasına rağmen efektler müthiş. DC gerçekten bu alanda ilerliyor ve gelişiyor. Filmlerinden daha çok sevdim. Ve konusu elbette sağlam bir kurgudan oluşuyor. İlk sezonun sonunda kafayı yiyebilirsiniz. Şuan ilk sezonu full izleyebilirsiniz ama size küçük bir uyarı vereyim. Arrow'un ilk 2 sezonunu izleyin. Daha sonrasında 3.sezona geçmeden önce bir Flash bir Arrow izleyin. Bazı bölümler bağlantılı. Kopukluklar yaşamamınız için bu yöntemi öneriyorum.

Bir diğer süper kahramanımız ise Daredevil. Bunu listeye ekleyip eklememe arasında kaldım çünkü ilk sezon çok bunaltıcıydı. Konuyu çok ağır işlemişler. Bazı sahneler saçma geldi. Çizgi romanı nasıldır, bilemem ama ilk sezon 13 bölümden oluşmasına rağmen baya zorlu izledim. Sezon finalinde ama 'kesinlikle devam edeceğim' dedim. Çünkü bu diziden ümidim var. İkinci sezonun daha renkli ve hareketli olacağını ümit ediyorum. Aynı şekilde ekibin de öyle olmasını umuyorum. Marvel yapımlarını seviyorsanız zaten bu diziye balıklama atlarsınız ama size küçük bir uyarı daha; Marvel'in filmleri çok daha güzel. Dizi de henüz yerlerinde sayıyorlar.

Diğer bir dizi ise Hannibal. Bu diziyi daha önce niye kimse bana önermedi ? Tam benim sevdiklerim arasındaymış! Psikopatça, çılgınca olan kurguları severim. Hem de çok. Bana da 'psikopat mısın Jane' diyebilirsiniz. Nedense gerçek dışı -ki bu gerçek dışı da olmayabilir- şeyleri çok seviyorum. Hannibal'ı da bu yüzden sevdim sanırım. Ağır bir konusu vardı. Bazı bölümlerde cidden bunaldım ama genel olarak çok sevdim. Mideniz kaldırıyorsa bu diziyi izleyin. Böyle diyorum çünkü Hannibal, insan eti yiyen biri. Boşuna Hannibal-Cannibal* demiyorlar.  (yamyam*) Bir insan bu kadar mı soğukkanlı cinayet işler, yemek tarifi yazıp, pişirir ? Daha anlatayım mı ? Adamın öldürme yöntemleri bile hayret verici. Elbette onaylamıyorum ama diziyi dizi yapan olay bu. Bir izleyin de adamlar neler yapıyor görün. Bazen tırsmadım değil hani.

Şimdi yazıyı burada löp diye kesiyorum. Aslında bir diziden de bahsedecektim ama onu anlatmak baya uzun sürecek ve ona özel ayrı yazmam lazım. En en en kısa zamanda gelecek. İnanın bana, en güzelini sonraya saklıyorum. Diziler hakkında dedikodu yapmak isterseniz, beni nerede bulacağınızı biliyorsunuz. Ve bu aralar blog'a gelen tatlı ve destekleyici yorumlarınız için; ask.fm'deki eğlenceli sorularınız için kocaman teşekkürler. Sizler de çok içten ve sevecensiniz. Seviliyorsunuz.

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

24 Ocak 2014 Cuma

Tatil Aşkına ! : Filmlere Gömülme Zamanı


2014'ün ilk film önerisi yazısından herkese merhaba !  
Şuan hem tatildeyim hemde tatilde değilim gibi bir şeyim. Üniversiteye hazırlananlar için hazirana kadar tatil yok aslında. :D Ama yinede film izlememi engelleyecek bir şey olamaz. Ki cuma en sevdiğim gündür. (Çoğu kişi gibi) Şanslı ben, bu cuma evdeyim. Makyajsız, rahat kıyafetlerle, dağnık topuzumla mutlu mesutum. Arada kitap okuyorum, ders çalışıyorum, izlenmesi gereken dizileri izliyorum ve filmleri izlemek için zaman ayarlıyorum. :D Aşağıda önerdiğim filmleri daha önce izledim ama sizde izleyin. Yenileri çok yakında gelecek. Mutlu, huzurlu, bol; kitaplı, müzikli,filmli bir tatil diliyorum hepinize ! 

The Perks of Being a Wallflower - Saksı Olmanın Faydaları : (Dram, Romantik) Filmi ilk çıktığı zamanlar izlemiştim. Emma Watson, Logan Lerman ve Lily Collins kadroda olduğu için ilgimi çekmişti. Aslında çok anlamlı bir filmdi. Klasik Amerikan gençliği... Filmdeki bazı sahneler çok hoşuma gitti. Kısa bir süreliğine hayattan kopmak istiyorsanız, izleyin derim. Soundtrack'ına mutlaka göz atın !

Now You See Me - Sihirbazlar Çetesi : (Gerilim, Gizem, Suç) Eğlenceli ve bir o kadar gizemli sihirbazlar düşünün... Ve bunların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan müthiş perfomansı hayal edin. Film, 2013'e damgasını vurmuştu. Bende Jesse Eisenburg'un da kadroda olduğunu öğrenince hemen izledim. Büyüleyici ve etkileyici bir filmdi. Suçluları ve aldatıcı performanslarını izlemeyi cidden seviyorum. :D

Aşkta Yükseliş : (Dram, Romantik, Aksiyon) Bir İspanyol filmi. Değişik ve etkileyici bir aşk hikayesi anlatılıyor. Tatlı Bela kitabıyla benzer bir konusu var. Film uzun olmasına rağmen hiç sıkılmadan izledim ve gerçekleşmesini dilediğim sahneler oldu. :D Şahsen baş karakterdeki erkeğin cesaretine hayran kaldım. Aşk dolu bir film izlemek isteyenler için öneririm !

L.O.L : (Dram, Komedi, Romantik) Yine klasik bir Amerikan gençliğini anlatan bir film. Konusu cidden basit. Film de çok uzun değil ama oyuncular, bazı sahneler ve diyaloglar çok hoşuma gitti. Nedense bu filmi aşırı sevdim. Habire oturup, izleyesim geliyor. Miley Cyrus başrolde ve oyunculuğu çok iyiydi. Bu filmden sonra Douglas Booth hayranı oldum. Biri o çocuğu bana getirsin ! :D Filmin soundtrack'ına göz atın derim.

İnanılmaz Örümcek Adam : (Aksiyon, Fantastik, Macera,) Arada fantastik izleme aşkım debreşiyor. O dönemlerin birinde İnanılmaz Örümcek Adam'ı izledim. Hemde baya geç izledim çünkü eski versiyonundan daha iyi olucağını düşünmüyordum. Fena yanılmışım. Andrew, çok iyi Spiderman olmuş. Emma Stone zaten filme acaip yakışmış. Hayran kalarak izledim filmi. Müthiş ya. Diğer filmleri için sabırsızlanıyorum ve sinemada yatıya bile kalabilirim. :D

"Sırların bedeli vardır. Bedava değiller."

Tarzan (1999) :  Animasyon bir film ile yine buradayım ! Animasyonlar vazgeçilmezim. Geçenlerde ikizle Tarzan'ı izledik. Yeni versiyonu izlemeden önce zaten eskisini kesinkes izleyecektim. O yüzden Tarzan'ı izlemem çok iyi oldu. Bayıldım ! Bir animasyon da kötü olsun, imkansız ! Mutlaka izleyin, hiçbir şey kaçırmayacaksınız.

Mr. Nobody - Bay Hiçkimse : (Dram, Romantik, Fantastik) Çok ilginç ve ağır bir konusu olan filmdi. Felsefe hocamın ısrarıyla izledim. :D Adam resmen filme aşık olmuş, habire izleyin diyordu. Bende bir film delisi olarak izledim elbette. Film yaklaşık 3 saat sürüyor. Bir çok ülkenin yapımcılarından oluşmuş kapsamlı bir film. Konusundan bahsedeyim diyeceğim ama karmakarışık hale getiririm. İnternetten bir araştırın derim. Ama  farklı boyutlara ve paralel evren olayına inanıyorsanız kesin izleyin derim. O yüzden filmi çok beğendim ve baya etkiledi beni.

"Seçim yapmadığın sürece, kalan olasılıkların hepsi mümkündür."

Starstruck - Yıldızla Randevu : (Komedi, Müzikal) Bir Disney filminin kötü olma ihtimali çok az. Ki bu onlardan biri değil. En iyisi ! Sterling Knight ve Danielle Campbell ( The Originals - Davina) ikilisine bayıldım ! Filmi çok eğlenerek izledim ve cidden bitmesin istedim. Filmin soundtrack'ına mutlaka ama mutlaka bakın. Ben bağımlısı oldum. 

Remember Me - Beni Unutma (2010) :  (Romantik, Dram) Robert Pattinson yüzünden salya sümük ağladığım bir filmdi. Aslında başlarında çok eğlendim, güldüm, eridim... Pattinson çekiciliği diye bir şey var. Fakat sonlara doğru yerle bir etti beni. Hem anlamlı hem romantik hemde sonlara doğru hüzünlü bir filmdi. Artık filmi izlemeye korkar oldum. 

Zathura - Bir Uzay Macerası : (Aksiyon, Macera, Komedi) Kristen Stewart sağolsun müthiş bir film izledim. 2005 yapımı olmasına rağmen çok etkileyici bir uzay filmiydi. İzlerken hiç sıkılmadım. Heyecanlı ve eğlenceli yerler çokça vardı. Oturun, izleyin. Zathura oyunundan bende istiyorum !

Tatilde bol bol film izlememiz dileği ile ;

Sevgiler, öpücükler : Jane

30 Aralık 2013 Pazartesi

Jane : Filmlerde Yeni Keşifler Yapma Yılı ; 2013 !


2013 benim en verimsiz olduğum yıldır herhalde. Ne doğru düzgün kitap okuyabildim ne de doyasıya film izledim. Bir dakika. Birazcık doyasıya film izlemiş olabilirim. Özellikle yaz tatilinde ve sonrasında film serileri izledim. Harry Potter ve Batman serilerini baştan izledim. Buz Devri serisini yeni keşfederek bir kaç kere üst üste izledim. Iron Man serisini geç izlediğim için biraz hayıflandım ama doya doya izledim. Spiderman'in diğer versiyonunu da unutmayayım. Yani bu sene aslında çoğunlukla Bilim Kurgu ve Fantastik türü filmler izledim. Animasyonlar vazgeçilmezim. Romantik-Komedi olmazsa olmazım. Aksiyon-Macera filmlerine hiç girmiyorum bile...

Yok ya, izlemişim yine bu sene film. Ama geçen seneye oranla baya eziktim. Geçen sene resmen filmkoliktim. İzlemediğim romantik-komedi ve gerilim-korku filmi kalmamıştı resmen. Testere ve Son Durak filmlerini repliklerine kadar ezbere bilirim. :D Sonra arkadaşlarım "sen neden bu kadar psikopatsın yea" diyorlar. İzlediğim filmleri bir göründe konuşun. 




Ama bu seneki en büyük keşfim kesinlikle Hint filmleri oldu. Hint filmi deyince aklıma direk Aamir Khan geliyor. Adama aşığım diyeceğim olmayacak. Adam, babam yaşında ama koluma takıp gezsem sevgilim zannederler o derece genç gözüküyor ve karizmatik !  Arkadaşımın zoruyla Ghajini'yi izledim ve sonra beni tutabilene aşk olsun. Bir ara zaten Aamir Khan dışında film izlemez olmuştum. Bir de adamın filmlerini izledikçe millete habire "Hint filmi izleyin" diye baskı yapmaya başladım. Onlarda bensiz izlemiyor. :D Ghajini'yi ve 3 Idiots'u rekor kıracak bir şekilde izledim. Ki biri çıkıp "hadi yine izleyelim" dese hiç durmam anında izlerim. Hatta Mart'ta sınav öncesi 3 Idiots izlemeyi planlıyorum. Ama şimdi o filmi izleyip, eğitime karşı çıkma hırsım yeniden alevlenirse sorun olur. Yok, en iyisi ben Titanik geleneğini bozmayayım. (Evet, her kritik sınav öncesi Titanik izliyorum. Ne kadar mükemmel değil mi ?)
İzlenecek daha çok Aamir Khan filmi var. Artık yeni yılda bol bol izlerim. Ve Dhoom 3 filmini sinemada izlemezsem kahrımdan ölürüm. Fragmanlarına mutlaka bakın derim. Bir insan her filmde mükemmel olmamalı ! Ben ki İngilizce şarkılar dışında yabancı şarkı dinlemeyen insan, Hintçe şarkılar dinlemeye başladım. Ön yargılarınız varsa kesinlikle filmleri izleyin, düşünceleriniz değişecek.
Bunların dışında bu sene kitaptan uyarlanan filmler de izledim. Stephenie Meyer'ın Göçebe adlı romanının filmi de onlardan biri. Kitaba zaten bayılmıştım. Filmi de bir harikaydı. İzlemenizi öneririm. Yazında Cassandra Clare'nin Kemikler Şehri romanının filmini izledim. Her ne kadar hiçbir umudum olmadan izlesem de filme taptım diyebilirim. Hatta en kısa zamanda tekrar izlemeyi planlıyorum. Kitabı okumadan filmi izlemek yok ama, burada bir anlaşalım. :D 
Ve geçtiğimiz ay Açlık Oyunları'nın ikinci filmi Ateşi Yakalamak'ı izledim. Allah'ım, resmen filmle aşk yaşadım. İlk film yüzünden Ateşi Yakalamak'a gitmeyi bile düşünmüyordum. Neyseki içimdeki kitap kurdu yerinde duramadı ve filme gittim. İyi ki gitmişim. Kendimi bu mükemmelikten mahkum etseydim... bilemiyorum ne yapardım.

Bu sene gerilim-korku filmi izledim mi hatırlamıyorum. Halle Berry'nin Karanlık Dalgalar ve Jessica Alba'nın Göz filmlerini izledim diye hatırlıyorum sadece. Bunların dışında bol bol romantik film izledim. Now Is Good,
hem romantik hem duygusaldı. Silver Lights Playbook zaten bu yılın bomba filmiydi. Oscar'ı kesinlikle hakkeden bir filmdi. Jennifer Lawrence'ı bu filmden sonra daha da çok sever oldum.


Ah bir de, bir gün de Tumblr'da gezinirken bir gif gördüm. Resmen gifle evlenmek istedim, o derece sevdim. Sonra hangi filmden olduğunu öğrenip, izledim. L.O.L filmini çok uzun zamandır biliyordum ama nedense izlememiştim. Ve izleyince, bir daha izlemek istedim. Konusu basit, sıradan ama sahneler ve oyuncular o kadar müthişti ki filme çok anlam katmışlar. Sonrasında gaza gelip Miley Cyrus filmlerine dadandım. So Undercover filmini de öneririm. Eğlenceli bir polisiye filmdi. Polisiye demişken, 2014'te bol bol polisiye filmler izlemek istiyorum. Böyle bol aksiyonlu, vurmalı kırmalı, heyecanda doruk yapan filmler...Önerileriniz varsa lütfen söyleyin. Kendimde araştıracağım ama öneriler önceliğim olur her zaman. Polisiye film istiyorum !

Silver Light Playbook filminden replik.
Ve son olarak bu sene yeni bir film ve oyuncular keşfettim. Aslında bu keşfim bir bakıma Tatlı Bela kitabı sayesinde gerçekleşti. Kitabı okumadan önce blog'lardaki yorumları okumak istedim. Bir blog'ta -şuan adını hatırlayamıyorum- Tatlı Bela okuyanlar mutlaka bu filmi de izlesin yazmış. Önerilen bir filmi hiç göz ardı eder miyim ? Hemen not ettim. İki filmlik bir seriymiş. Bende Tatlı Bela'yı okur okumaz filme gömüldüm. Bir İspanya Yapımı olan Aşkta Yükseliş (Tres Metros Sobre El Cielo), cidden çok güzeldi ya. Kitapla çok benzerlikleri vardı ve filmde çok etkileyiciydi. Bazı sahnelerinde zaten çok imrendim. Bende böyle şeyler istiyorum diye. Hint filmlerinden sonra İspanya filmlerine de sardım. Filmin devam niteliğindeki ikinci filmini izlemedim. Çünkü ilk filmin sonunda sinirlerim çok bozuldu. Acaip sinir bozucu bir final sahnesi vardı. Ama merakıma yenik düşüp, filmi izleyeceğim. O yakışıklının sonunu görmem lazım !


2013'teki film maceram böyle geçti. Yeni yılda bol bol film izleyeceğim. Her haftasonu mutlaka bir film saati ayarlayacağım. Gerçekten insanı çok rahatlatıyor. Umarım 2014'te doyasıya Animasyon, Polisiye, Aksiyon-Macera ve Korku filmleri izlerim. Romantik-Komedi de izlemek istiyorum ama Katherine Heigl, Gerard Butler gibi sağlam oyuncular işin içinde olursa izlerim. Bu seneki tek film dileğim ; kitaptan uyarlamalarda bizi, çılgın kitap kurtlarını hayal kırıklığına uğratmayın ! (Vampir Akademesi, Aynı Yıldızın Altında, Uyumsuz, Alaycı Kuş Part 1)

2014 - Film etkinliklerinde görüşmek üzere !
Sevgiler, öpücükler : Jane

20 Ekim 2013 Pazar

Film Önerisi / Yorumu : Batman Serisi


Herkesin mutlaka hayranı olduğu bir süper kahramanı vardır. Genç kızların aşık olduğu, delikanlı erkeklerin örnek aldığı falan... Eh, benimki de Batman. Ne zamandan beri Batman delisiyim, vallahi bende bilmiyorum, hatırlamıyorum. Ama öyle bir tutulmuşum ki Batman'in her versiyonunu açıp, izledim. Hiçbirinden geri kalmadım yani. :D Ama elbette 2005'te yeniden çekilen versiyonu ile Batman'e tekrardan vuruldum. Bu sevgimi blog'umda paylaşmak için seriyi tekrar izledim. Ve işte üç filmden oluşan yepyeni Batman serisine benimle göz atın, heyecanlanın, eğlenin, şaşırın ve şeey, evet belki Batman'i paylaşabiliriz. :D


 Filmlerden söz etmeden önce kim bu Batman bir tanıyalım. Kendileri Bruce Wayne, aslında milyarder ve playboy bir hayırseverdir. Çok küçük yaşlarda gözleri önünde ailesinin öldürüşünü görmüş ve bundan dolayı bir çok eğitim almıştır. Savaş eğitimi. Daha sonra Gotham Şehri'ndeki kötülükleri yenebilmek için kendine bir kostüm hazırlıyor. En büyük korkusundan ilham alarak bu kostümü hazırlıyor. Yarasa Adam ya da Kara Şovalye diye adlandıralabilir. Ama biz ona Batman diyoruz. :D Diğer Süper Kahramanlar gibi özel güçleri yok. Ama Bruce'un zekiliği ve dedektiflik yeteneği, şirketindeki bilimsel destekleri, serveti ve teknolojisiyle savaşını başlatır ve sürdürür. (Ek bilgi ; yakın arkadaşı Supermandir.)  Elbette kostümlü haliyle, normal evinde yaşamamaktadır. Evinin yeraltındaki mağarada kendine özel bir yer kurmuştur. Son model teknolojisi sayesinde her şey elinin altındadır. Özellikle siyah tank şeklindeki süperötesi arabasını -daha doğrusu kurtarıcısını- görmeniz lazım ! Bruce'un en büyük yardımcı ise kahyası Alfred'dir. Ve şirketinde görev alan Lucius Fox ile polis komiseri Jim Gordon'da Batman'e oldukça yardım etmektedir.

Batman Begins - Batman Başlıyor 

Serimizin ilk filminde Bruce Wayne'in nasıl Batman olduğu ve bu aşamaları göstermektedir. Bruce, küçükken içine düştüğü kuyuda yarasalarla karşılaşır ve bu onun en büyük korkusu olur. Daha sonra ebeveynleri gözü önünde öldürülür. Yıllar sonra yetişkin bir adam olan Wayne, yine yerinde durmaz ve başına bela alır. Bir yandan sıkı bir eğitim alırken bir yandan da düşmanlar edinir. Gotham Şehri'ne geri döndükten sonra da şehirdeki adaletsizlikle savaşmanın yollarını arar ve diğer kimliğini ortaya çıkarır. Batman'le tanışın ! Kahyası Alfred ve şirketindeki adamı Fox ile kostümünü, mekanını ve özel araçlarını hazırlar. Ve Gotham şimdiye kadar ki en büyük kurtarıcısını karşılıyor ! 
Yargılanan suçluları delirten psikaytr Jonathan Crane, Batman'in başına bela olur. Hazırladığı ilaç sayesinde, karşı tarafa sıktığı sprey karşısındaki insana en büyük korkularını halüsinasyon olarak göstermektir. Ve bu ilacı tüm Gotham Şehri'ne yaymaya hazırdır. Kahramanımız ise buna engel olmaya çoktan hazırdır. Ama karşısına çıkan eski bir düşman her şeyi yerle bir eder.Eh bir de çocukluk arkadaşı ve aşkı olan Rachel, Bruce'un en zayıf noktasıdır. Sonrasında bol aksiyon, macera ve heyecan bulmak mümkün. Bazı sahneleri tekrar tekrar izledim. Bazı yerlerde resmen hipnoz olmuş gibi ekrana odaklandım. Açıkçası seriyi yeniden izlerken Batman'i kıskandım. :D Bir aksiyon sever olarak filme de bayıldım. Filmin sonunda zaten asıl adamımızın geleceğinin sinyalini vermişler. Batman'i en zorlayan düşman olacak kendisi. Diğer filmin konusunu merak edenler için yazının devamına alalım sizi. :D 
(Not : Bu Batman kostümlü adama aşık olmamak imkansız ! Siyah zaten favori renklerimden biri. Onu simsyahlar içinde gördükçe benim halimi düşünün bir de...)

 "Neden düşeriz, Bruce?  Tekrar ayağa kalkmayı öğrenebilmek için."  (Thomas Wayne)

"Korkuyu birinin üzerinde kullanmak için önce kendi korkularının efendisi olmalısın. "

Kara Şövalye - The Dark Knight 

Şimdi bu filmin konusunu anlatmak çok zor... Nasıl anlatsam, neleri atlasam, neleri ön plana çıkarsam... Öncelikle şunu belirteyim efsane karakter Joker, bu filmde yüzünü bize gösteriyor. Batman'in en büyük, en güçlü ve en zeki düşmanıdır kendisi. Gotham Şehri'nde hala adaletsizlik ve suçlar devam etmektedir. Teğmen Jim Gordon ve Wayne Şirketi'nin güvenilir adamı Bay Fox hala Batman'in en büyük destekçilerindendir. Ve bu filmde Bölge Savcısı Harvey Dent'te işin içine giriyor. Harvey, kesinlikle bir dost. Aslında aynı zamanda Rachel konusunda Batman'e rakip. Fakat bu konu oldukça karışık. Batman'de aşk konularına girmeyelim. Çünkü hatırladıkça mahvoluyorum... Herneyse. Suç dehası olan Joker, bir çok adamıyla Gotham'ı sarsar. Öyle böyle değil. Ve sonrasında sınırsız aksiyon ve şaşırtmalı sahneler bir biri ardına filmde sıralanır. Konusundan bu kadar bahsetmek yeterli çünkü detaya girersem fena spoiler vermiş olurum. Ve inanın bana bu filmde gerçekten şaşkına uğramak isteyeceksiniz.

İlk filme göre Kara Şövalye gerçekten elmas değerinde. Bu filmi izledikten sonra "İşte, neden Batman'i çok sevdiğimi ve Batman'in baş düşmanı olmasına rağmen neden Joker'i de çok sevdiğimi anladım." demiştim. Ki eminim her izlediğim de aynı tepkiyi vereceğim. Seride benim en en en sevdiğim film bu. Milyon defa bıkmadan izlerim. Her şeyi bilmeme rağmen yine aynı heyecanı yaşar, aksiyon tavan yapar ve ağzım açık bir şekilde izlerim. Çünkü bu film gerçekten ama gerçekten sizi şaşkına uğratacak. Film 145 dakika ve o 145 dakikanın hepsi dolu dolu desem ? Aksiyon, heyecan, gizem, şaşırtıcı, hüzün verici ve eğlenceli. Bu filme ne desem kelimeler yetmez. O derece 'fenaydı'. Zaten Joker karakteri filme öyle bir hava vermiş, renk katmış ki... Seriyi çok üst düzeye çıkarmış. Joker'in tarzına, zekiliğine ve kişiliğine gerçekten hayranım. Belki de bir Batman hayranı olarak bunu söylemek beni de düşman yapar. :D Ama izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız. İlk defa filmi izlediğimde o kadar çok şaşkına uğramıştım ki film sonunda sanki hız treninden aşağıya fırlatılmış gibi hissettim. Toparlanamadım ve tekrar tekrar izlemek istedim. Batman'in gerçek olmasını ve gelip beni bulmasını bile diledim. :D Yani diyeceğim o ki... Bir çok Süper Kahramanın filmlerini izledim. Spiderman, X-Men, Iron Man, Thor ve daha hatırlamadıklarım... Batman'in bu filmi diğerlerini üçe beşe ona katlar, yer bitirir. Evet işte bu kadar iddialıyım. :D Eğer "Uuu Jane beni gaza getirdin, Batman izleceğim" diyorsanız bir diğer ve son filmin yorumu için aşağıdaki yazıya davet ediyorum sizi. Bir Batman delisi olarak bu yorumu yapmam hakkımdı değil mi ?

"Ya kahraman olarak ölürsün yada kötüye dönüşmeni izleyecek kadar uzun yaşarsın. "

"Neden bıçak kullanıyorum biliyormusun? Tabanca çok hızlı. Böylece küçük anların tadına varıyorsun." (Joker)

Efsane Joker Repliği İçin : Tıktıktık


Kara Şövalye Yükseliyor - The Dark Knight Rises

Evet, müthiş serimizin son filmi... Bu sefer Batman'in düşmanı Gotham'ı ele geçirmeyi başarır. Ne Bay Fox ne Jim Gordon ne de kahramanımız Batman buna engel olabilmektedir. Bane, teröritlerin lideridir ve Gölge Birliğinin üyesidir. Aynı zamanda Bruce Wayne'yi de eğiten Ra's Al Ghul tarafından eğitilmiştir. Bane'in gücünün sınırsızlığını düşünün... Filmdeki yeni karakterimiz Catwoman'a, Selina Kyle'e de merhaba deyin. Kendisi başta Batman'e karşı gelmiştir ve resmen Bane'in eline Batman'i teslim eder. Fakat daha sonra inanılmaz bir şekilde Catwoman'la Batman'i sırt sırta izlemeniz mümkün. Ayrıca Catwoman rolünde Anna Hathaway yer almaktadır. Onu izlemeye zaten bayılıyordum. Bu filmde ise resmen gözlerim kamaştı. Kadın, dünyaya Catwoman olmak için doğmuş resmen ! Evet,her neyse. Kara Şövalye ;Batman, belki de ilk kez bu kadar zor durumda kalır. Ben izlerken artık "Yeter, lütfen biri şu Bane'i öldürebilir mi ? Nerde benim Joker'im ?" diye isyanlara bağlamıştım. Gerçekten çok etkileyici bir filmdi ve seriye yakışır bir finaldı. Ve oldukça uzun bir film. :D Kara Şövalye'ye göre bu filmi biraz sönük bulabilirsiniz. Ki zaten Kara Şövalye'den sonra her aksiyon filmi size sönük gelecek. (Belki James Bond filmleri hariç.) Ama bu filmin en etkileyici kurgusu ise Gotham'da gerçek bir savaşı gözler önüne sermek... İzlerken habire "Bunu nasıl yapabiliyorlar ? Aman Tanrım, yok daha neler !" diye kendimce söylendim. Çok şaşırtıcı sahneleri vardı. Ve bu filmde Batman'den çok Bruce Wayne'yi görüyoruz. Yani maskesini takmadan da savaşın içinde yer alıyor diyebilirim. Ama Batman haliyle izlemek bambaşka. Onu her kostümlü gördüğümde sahnede "Adamım sen neredeydin ?" diyerek mızmızlandım. Filmin sonunda zaten arka arkaya şoklara giriyorsunuz. Hatta "Hayır böyle bir final olamaz" bile diyebilirsiniz. Ama sakin olun. Arkanıza yaslanın ve Batman'in güvenilir kollarında filmi izleyin derim.
[ Kara Şövalye'nin sonunda Joker'in en son ki durumunu göremiyoruz. Ve açıkçası ben onu devam filminde görmeyi bekliyordum. Ama sonra şok edici bir haber okudum, resmen dünyam başıma yıkıldı. Joker'i oynayan Heaht Ledger, Kara Şövalye vizyona girmeden altı ay önce vefat etmiş. Detaylı bilgileri Ledger'ın vikipedi'sinden okuyabilirsiniz. ]
"Maske takmadan önce, kim olduğum kimsenin umurunda değildi."(Bane)

Catwoman: Arkanda.
Mercenary: Kim ?
Batman: Ben.

"Kaçamayacağın kimseden bir şey çalma, çocuk." (Kedi Kadın)

Bir film serisinin daha sonuna geldim / geldik. Böyle, serisi tamamlanmış efsanevi filmleri izlemeye bayılıyorum. Batman serisini üç güne bölerek izledim ve o üç gün boyunca resmen bambaşka bir boyutta gibi hissettim kendimi. Bir Batman delisi olarak benim halimi düşünün bir de ! Her filmini izlediğimde "neden kendime bu acıyı yaşatıyorum ki?" diye söylendim. Batman benim için çok önemli. Ve Batman'in yeni versiyon filmini, Christian Bale olmadan izlemek acı verici olsa da merakımdan kesinlikle izleyeceğim. :D
Bir sonraki tatilde, yeni film serimizide görüşmek üzere !

Sevgiler, öpücükler ; Jane


***Batman'in bu serisi dışında 1995 yapımı "Batman Daima" ve 1997 yapımı "Batman & Robin" filmleri de favorimdir. İzlemenizi gerçekten tavsiye ediyorum. O yıllarda bile filmleri mükemmel bir şekilde çekmişler. Efektler çok iyiydi. Batman Daima'da Jim Carrey ve Nicole Kidman gibi efsane isimler yer alırken, Batman & Robin filminde ise Georger Cooleny ve Uma Thurman gibi müthiş oyuncular yer alıyor.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Film Önerisi : Iron Man Serisi


   Kafamı yine duvarlara sürtmek istiyorum, bu mükemmel film serisini geç keşfettiğim için. Hep aynı hatayı yapıyorum zaten. Gündemde çok konuşulan bir filmi görmezden gelip, sonra ne zaman bittiğini öğreniyorum o zaman oturup arka arkaya izleyip "ben bunu nasılll kaçırmışım sinemada !!??" diye isyanlara bağlıyorum. Iron Man'le de durum aynen böyle. Hayır, filmin tüm repliklerini, giflerini orada burada görüp, "vay be, işte bu çok iyiydi" diyorum sonrada film vizyondan kalkınca ve devam filminin çekilmeyeceğini öğrendiğim zaman izlemiş oluyorum. Her neyse, pişmanlıklarımı bir kenara bırakıp, filmi anlatmak istiyorum. :D 

Pekala, süper kahramanlardan Batman'e aşık olabilirim... (Hatta blog'da ilk süper kahraman film serisi olarak Batman'ı yazmayı düşünüyordum.) Iron Man'de yedek süper kahramanım olabilir... Superman'in lafını hiç etmiyorum bile. Şimdiki gözdem Iron Man - Tony Stark !
Eh, çok geç oldu onu tanıyalı ama olsun. Artık canım sıkıldıkça tekrar tekrar açıp, izleyebileceğim bir filmim daha oldu ! 
Tony Stark,  milyoner ve mucit bir karizmalı adamdır. Biraz çapkın, orta derece de serseri, ve oldukça esprili biri. Eh biraz da umursamaz biri. Çünkü düşmanlarına açık adresini bile verebiliyor. İşler ciddi olsa bile onu espri yaparken görebilirsiniz. Iron Man serisinde üç kere karşımıza çıkıyor. (Keşke daha fazla olsaaa) Üç filmde de düşmanlar, aksiyon, macera, komedi ve Tony Stark'ı görmemiz mümkün. :D Şaka bir yana, şimdi ciddi olup bu üç filmin kısaca konularından bahsedip, neden mükemmel ve eğlenceli olduklarını, özellikle son filmin neden milyon defa izleseniz de bıkmayacağınız bir türde olduğunu falan açıklayacağım.


Iron Man - Tony, babasından miras kalan 'Stark Endüstrileri' adlı şirketin başına geçer ve silah üretimine başlar. Ki kendisi zaten teknolojiyle çok içli dışlı biridir. Evinin bir bölümünde teknoloji çılgınlığıyla karşılaşmanız mümkün. Silah üretimi yüzünden başı belaya girer ve Afganistan'da bir terör örgütü Tony'e suikast düzenler. Bu suikasti düzenleyenler arasında iş ortağı olan Obadiah Stane'de işin içindedir. Suikast sırasında Tony'in vücuduna bir çok şarapnel parçaları girmiştir. Özellikle kalbi büyük bir hasar görmüştür. Tony'nin ölmemesi için Yinsen adındaki bir cerrah, onun göğsüne bir tür mıknatıs yerleştirir ve hayatını kurtarır. Tony, kendine geldiğinde doktorla beraber oradan kaçabilmek için bir zırh hazırlar. Bu zırhı kendisi teknoloji sayesinde yönetebiliyordur. Oradan kaçmayı başarır fakat yaptığı ilk zırh çok ilkeldir. Yardımcıları sayesinde evine tekrardan döner. Sonrasında olaylar hızlanır zaten. Eve geri dönünce daha çok modern bir zırh yapar. Her şeyiyle kendisi ilgilenir ve mükemmel bir sonuç ortaya çıkar. Iron Man'le tanışma zamanı ! Mükemmel zırhı sayesinde o artık bir kahramandır. :D İlk film, çekildiği yıldaki teknolojiye rağmen çok güzel yapılmış. Zaten Tony Stark'ın mimikleri, replikleri sayesinde film sıkıcı değildi. Aksiyon sahneleri de fena değildi. Ve evet, ikinci filme geçmek için sabırsızlanacaksınız. 



Iron Man 2 - İlk filmin sonunda çılgın Tony, Iron Man olduğunu söyler ve düşmanlar alarma geçer. Evet, resmen kendini ipi çekilmiş bombaya atan bir adam bu. :D Bu filmde ise gerçekten ama gerçekten zorlayıcı bir düşmanı vardı. Düşmanlar yetmiyormuş gibi devletten baskı görür. Teknolojisini orduyla paylaşmasını ısrar eden hükümet karşısında olumsuz cevap verir çünkü bilginin yanlış ellere geçmesinden korkutuğu için Iron Man zırhının sırrını açıklamak istemez. Her neyse, Ivan Vanko adındaki Rus düşmanı zaten her şeyi solda sıfır bırakıyor. Yıllar öncesinde Tony'nin babasının yanında çalışan bir adamın oğlu olan Ivan, televiyonda Iron Man'i görünce yerini belirler ve işe koyulur. Kendisi de müthiş bir zırh hazırlar ve bizimkinin başına büyük bir bela olur. Gerçekten çok zorlayıcı bir düşmandı. Tony tek başına olsa bu işin altından kalkar mıydı, bilemiyorum. Arkadaşı Rhodey'de bir zırh sahibi olarak sırt sırta savaşırlar vee mutlu son. Ama bu filmdeki en şaşırtıcı ve mükemmel sürpriz ise Scarlett Johansson'du. Bu kadına hayranımdır. Zaten filme çok ayrı bir renk katmış. Tamam, Tony'nin sadık yardımcı -hatta sevgilisi- Pepper'ı da seviyorum ama Scarlett süperdi ! Aksiyon sahneleri bu filmde çok daha iyiydi. Tony'nin esprileri yine havada uçuştu. Gayet güzel bir filmdi.


Iron Man 3 - Sinemada olduğu zamanlar ilgilenmeyip, vizyondan kalktığı zaman seriye merakımın artması... Pişmanlığımı bir kenara bırakıp, favorim olan filmimi doyasıya anlatmak istiyorum. Bu sefer ki konumuz ise ; Filmin başında Tony, yıllar önce bir yeni yıl partisinde karşılaştığı sakat bilim insanı Killian'ı hatırlar. O partide, Killian ona bir teklifte bulunur ama bizimki onu alaycı bir şekilde reddeder. Ve bilin bakalım yıllar sonra karşısına süper güçlü düşman olarak kim çıkar ? Killian !  

"Masum bir şeye başlarsın. Heyecan verici bir şeye. Ardından hatalar ve verdiğin ödünler gelir. Kendi iblislerimizi kendimiz yaratırız."

Şimdiki zamanda ise Tony bir yandan Pepper ile ilişkisini dengede tutmaya çalışırken diğer yandan hobisi olan zırhlara aynen devam eder. Birden fazla zırh yapar ve zırhları giymeden de onları kontrol edebileceği şekilde ayarlar. (Kesinlikle mükemmel bir şey.)  Bir gün terörist Mandarin tarafından New York bombalı bir saldırıya uğrar ve Tony'nin yakın adamlarından biri olan Happy Hogan feci bir şekilde yaralanır. Tony'de bu durum karşısında basın yoluyla Mandarin'i tehdit eder.  Hatta resmen açık adresini verir. Ve yine bilin bakalım bir gün sonra kimin evi helikopter saldırısına uğrar ? Tony, saldırı karşısında Pepper'ı korur. Ardından kendini Tennessee'de bulur. Orada tanıştığı 10 yaşında olan ve yaşından olgun davranan Harley ile bir takım olur. Elbette düşmanları onu orada da bulur. Bir süre sonra işler gerçekten çığrından çıkar. Pepper, Killian tarafından kaçırılır. Killian'ın özel olarak hazırladığı "ateşli" insanlar ise Tony'nin başını belaya sokar. Ateşli diyerek dalga geçmiyorum. Bu insanlar gerçekten ateş püskürtebiliyor ya da dokundukları yerleri yakabiliyorlar. Tony yine arkadaşı Rhodey ile düşmanlara karşı savaşır. Ne savaş ama ! Resmen ağzım açık izledim. Teknolojiyi son noktasına kadar kullanmış adamlar. Aksiyon sahnelerine bayıldım ! Müthişti. Zaten filmde beni bu kadar etkileyen şeylerde bunlardı. Aksiyon dur durak bilmedi. Tony ve Rhodey mükemmel bir iş çıkardılar. Son dakika da Pepper'da beni baya şaşırttı. Tony'le aralarındaki bağı çok sevdim. :D Filmin sonu elbette mutlu son. Hatta Tony'i son kez görürken üzüldüm bile. Keşke devam etse falan diyeceğim ama seriyi mahvetmelerini de istemiyorum. En azından içim rahat, çoook memnun kalarak seriyi bitirdim. :D Bu filmi milyon kere, sıkılmadan izler miyim ? Kocaman bir evet ! Gerek aksiyon sahneleri gerek Tony'nin şebeklikleri... gerekse Tony'nin evindeki süperötesi teknoloji. Açıkçası o yaşamını çok kıskandım. Bende bir tane istiyorum. :D  Bayıldım bu seriye.

Tony Stark, seninle tanışmak büyük bir zevkti. Bana aksiyonu dolu dolu yaşattığın için teşekkürler. Iron Man'i özleyeceğim. "Yenilmezler" de görüşmek üzere !

Sevgiler,öpücükler ; Jane