Pages

Rachel Vincent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rachel Vincent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2013 Pazar

Dönüşüm Serisi 6 / Final Kitap - LİDER

Serimizin müthiş kitap isimleri ve kapak fotoğrafları. Bayılıyorum serinin kitap kapaklarına !

Severek ve soluksuz okuduğum seriler bitince -özellikle de hiç beklenmedik bir anda- terk edilmiş gibi hissediyorum. O serideki karakterleri benimsiyorum, bazılarını ailemden biriymiş gibi birilerini de sanki hayatımın aşkıymış gibi görüp, bağlanıyorum. Onlarla beraber kahkaha atıyorum, heyecanlanıyorum, öfkelenip acı çekiyorum ve mutlu sona ulaşıp yollarımızı ayırıyoruz. Bir kitap kurdunun acı dramı diyebilirsiniz bu giriş yazıma. Evet, şimdi vahşi görünümlü ve cimri kitap kurdu Jane'in eski haline geri dönüp kitabı hem yerden yere vurma hemde göklere taşıma zamanı ! :D

"Gerçekten bir fark yaratmak için doğru amaç için bazen yanlış şeyi yapman gerekir."

Uzun zamandır -Lise 2'den beri- severek okuduğum, takıntılı olduğum erkek karakterlerime bir yenisini daha ekleyen -Jace Hammond- ve bana aksiyonu bol bol yaşatan, son kitaplara doğru saç yoldurtan Dönüşüm Serisi, 6. ve final kitabı olan Lider'le beraber bitti. Bitti yani, bir daha Sanders ailesini ve Jace'i okumak yok. Buraya kadarmış. Şimdi doya doya ve açık sözlülüğümle yorum yapmak istiyorum ama konusundan bahsetmeden bu işe girişemem elbette.

O yüzden Lider'in konusundan anlatmaya devam ediyorum ; Eğer serinin bir okuyucusu iseniz önceki kitaplardaki baş düşman Malone'i ve adamlarını hatırlıyorsunuzdur. Ki kendileri bu kitapta resmen "En en en feci düşman" ödülünü hakkeden performanslar sergiledi. Gerçekten çok fena bir düşman Malone. Faythe ve ailesi, geçmişteki kayıplarını ve hırslarının acısını almak için yeni planlar kurarlar. Üstüne bir de Gurur Sürüsünde Baş Lider seçimleri gelince ortalık iyice karışır. Çünkü Faythe'nin babası Greg ile Malone rakiptir. Şuan ki duruma bakıldığında ise Malone'in daha avantajlı olduğu görülmektedir. Ya savaşacaklar ya da seçimlerin sonuçlarına katlanacaklardır. Ki Sanders ailesi tam bir savaşçı ruhuyla dolu. Başlarında böyle lanet bir düşman varken Faythe'de özel hayatında bir seçim yapmakla meşguldur. Marc'ı ya da Jace'i seçmesi ve hayatına ona göre devam etmesi gerekmektedir. Fakat bu seçim hiç de kolay değildir. Özellikle Malone ve adamları karşısında savaştıkları sırasında çok önemli adamlarını kaybettiklerinde her şey bir anda arap saçına döner. Çok heyecan ve hüzün verici bir sonla her şey sonuçlanır. Ve bir müthiş seri daha bitmiş oldu.

"Sana dokunmadan ne kadar uzun süre durabildiğimizden etkilenmen mi gerekiyor ? Çünkü oynadığımız oyun buysa sanırım kaybetmeyi yeğlerim."

Bu anlattığım şeyler kesinlikle hiçbir şey! Kitabı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Yukarıda özetçe anlattığım şeyler resmi bir kitabın arka kapak yazısı gibi .Burada her şeyi detaylı anlatıp,rahatlamak isterdim ama spoiler vermeyi pek sevmiyorum ne yazık ki. :D Kitabın geneline bakarsak cidden müthişti ! Bir kere aksiyona doyuyorsunuz. Bu serinin o özelliğini çok seviyorum. Romantik konuların yanında çok güzel bir aksiyon, heyecan ve savaş sahneleri de yer alıyor. Okurken öyle hoşuma gidiyor ki bu bölümler. Tekrar tekrar okuyasım geliyor. Özellikle Faythe'in bir kadın olmasına rağmen hem düşük çenesiyle hemde becerikli savaş teknikleriyle karşısındaki düşmanı yerle bir ediyor. Ve kitapta da aynı bu yöntemleriyle hayatını bir çok defa kurtardı. Bu konuda Faythe'i çok seviyorum ve destekliyorum. Ama aşk konusunda cidden berbat ! Lider'de Marc ve Jace'in arasında o kadar çok kararsız kaldı ki cidden sinir oldum. Her ne kadar Jace Hammond delisi olsam da aldatılan Marc olduğu için onu haklı buldum. Ki bu aşk üçgeninde en büyük suçlu kesinlikle Faythe. Karşılık vermese Jace'le beraber olmazdı... Marc'ı da ne kadar haklı bulursam bulayım bu kitapta iki sahnede ona feci sinir oldum. Hani öyle böyle değil. Bir yandan "Ya adam aldatılmış, aldatıldığı halde hala Faythe'e yardım edip, Jace'le yan yana durabiliyor. Eh bir de erkeklik gururu var." diyorum bir yandan da "Yok artık ! Anladık sinirlisin, öfkelisin, haklısın ama bu kadarı da fazla" dedim. Yani kısacası bu kitaptaki aşk üçgeninde resmen sinir krizleri geçirdim. Yazar her ne kadar şaşırtmalı yazıp, "acaba?" diye bir soru belirtmemize neden olsa da kitabın sonunda Faythe'in kimi seçeceğini çok iyi biliyordum ve tahminim doğru çıktı. :D

"...bir uyuşturucu gibiydi. Düzenli ve gizli bir şekilde irademi devre dışı bırakıyordu."

Bir diğer konu ise cidden acı verici. Kitapta biri ölüyor. Şimdi kimin öldüğünü söylemeyeyim, okuyunca görüp şaşırın ve sizde acı çekin. :D Yazar öyle içten yazmış ki... resmen acıyı hissettim ve ben yaşamışım gibi hissettim. Bu yüzden Rachel Vincent'a bir kere daha hayran kaldım ve daha çok sevdim. 
Bu kitaptaki sinir bozucu bölümlere, acı verici ve ağlatan sahnelere rağmen serideki en sevdiğim kitap oldu. Kitaplığımdan sık sık elime alacağım bir kitap oldu diyebilirim. Ki zaten aksiyon ve heyecan verici sahneleri bile kitabın müthiş olmasına yeter. Okurken cidden çok heyecanlandığım yerler oldu. :D Hatta bir ara kitabın içine girip, o sahneleri kendimde yaşamak istedim fakat ne yazık ki cidden imkansız.

Ve son olarak, Dönüşüm serisini fantastik, aksiyon, romantik ve heyecanı seven tüm okuyuculara şiddetle öneriyorum. Hatta fantastik sevmeyenlere bile öneriyorum. Bu kitap sayesinde kesinlikle seveceksiniz ! Favori serilerimden biri ve diğerleri gibi Dönüşüm'ün yeri de bende çok ayrı. Çok farklı konusu, karakterleri ve anlatımı var. 
Rachel Vincent'ı bir gün görürsem, bu seri için teşekkür edip onunla bol bol sohbet etmek isterim. Özellikle biten bir seri olmasına rağmen karakterlerimizin şimdiki hallerini hayal edip etmediğini veya arada düşünüp düşünmediğini sormak isterdim. Jace Hammond bu tatlım, evlenip çocuk yapacak birine de benzemiyor ama ne yapcağı da belli olmaz. :D 

"Seni en çok kimin sevdiği ya da kimin sana en çok ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışarak konuyu karıştırma. İşin sonunda bu sadece tek bir şeye gelecek: Onsuz yaşamayacağın kişiyi seçmeye."

Bir sonraki Rachel Vincent kitabında görüşmek üzere. Seriye bir şans verin.

Minnacık not : Seride, yazarımız aralarda şarkı isimleri vermişti. Karakterlerimizin telefon zil sesleri gibi falan. Bende bir müzik delisi olarak hepsini dinledim. İçlerinden favorilerimi paylaşmak istiyorum. Dinleyin derim ;
U+Ur Hand , She Hates Me  , Tyrant

Not : Faythe Sanders, her ne kadar seri boyunca beni sinirlendirsen ve seni dövmek istememe sebep olsan da yaptıkların çok hoşuma gidiyor.Özellikle erkekleri alt etmene bayılıyorum ! :D Marc Ramos, ah adamım senle kimyalarımız pek uyuşmadı. Huyum kurusun ki aşırı korumacı, hırslı ve baskın erkekleri pek sevemiyorum.Sende beni az sinir etmedin ama umarım amacına ulaşmışsındır. :D Jace Hammond, lütfen çapkınlıklarına devam et. Seni evli ve çocuklu hayal edemiyorum.Hayır niye bu duruma bu kadar taktım bilmiyorum ama sanki sen ileride evlenecekmişsin gibi bir his var içimde. (Jane kafayı yedi.) Tapılası, değişik mavi tonlarındaki gözlerinden öpüyorum seni. Ethan Sanders, ah be oğlum sen niye ilk kitapta dikkatimi çekmedin ki! En yakın arkadaşın Jace'e gönlümü kaptırdım bir kere. Ve 4.kitapta, Tuzak'ta beni salya sümük ağlattığın için teşekkürler !

(Jane'in yani benim, karakterlere sanki okuyacaklarmış gibi yazdığım notları okuduğunuz ve katlandığınız için teşekkürler ! Karakterler konusunda bir deli olabilirim. Cidden.)

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Dönüşüm Serisi 5 - Dönüşüm


Bir yazar her kitabında insanı daha çok heyecanlandırıp, sinir edebilir mi ? Evet. Rachel Vincent buna örnek gösterilebilir. Dönüşüm serisinde her geçen kitapta seriyi daha çok seviyorum ve neden severek okuduğumu daha iyi anlıyorum.
Dönüşüm'ü okurken tüm tırnaklarımı yediğim yetmiyormuş gibi kitap bitince sanki uzun zamandır delice koşuyormuşum da maraton bitince dizlerimin üstünde durup nefes nefese kalmışım gibi hissettim. Ne kadar heyecanlı ve sürükleyici olduğunu siz düşünün artık...
Normalde bu kitabı alıp hemen okumayacaktım. Malum serinin sonuna yaklaşıyoruz. Ama benim çatlak ikizim doğum günü hediyesi olarak kitabı alınca yerimde durur muyum ? Hayır ! O kadar kitaba aç kalmışım ki kitap çok çabuk bitti. Ve son kitap için yayınevine yalvarmaya gideceğim,birazdan...

Ondan önce ilk dört kitaba göz atarsak ; Faythe'nin Gurur Sürüsü bir çok macera ve olay yaşamıştır. Aralarına yeni kişiler katılmıştır. (Manx ve küçük kız Kaci) Ve bizi sarsan ölümler olmuştur. İhanetler ise başlarında kara bulut gibi üstlerinde kalmıştır. Konsey'deki kızışmalar devam etmektedir. Kaçak'ta başlayan bu Konsey kızışmaları ne yazık ki hala devam etmektedir ve işler çok fena karışıyordur. Jace'in üvey babası Malone yerinde durmamaya kararlıdır. Bizimkilerde Tuzak'taki kayıplarından dolayı intikam almak için hazırlanmaktadır fakat beklenmedik bir şey ortaya çıkar. Gökgürültüsü kuşları. Başka bir ırk demek başka gelenekler demek. Ve bu gelenekler yüzünden bizimkilerin başı belaya girer. Hemde hiçbir şey yapmadıkları halde. Bu işin arkasında Malone'in olduğu barizdir fakat bunu gökgürültüsü kuşlarına kanıtlamaları lazımdır. Yoksa Kaci ölür ve Faythe, Malone'in eline kalır. Kanıt için Faythe'in ve Gurur sürüsünün 2 günü vardır. Ve işte o 2 günde neler olmuyor ki ? Kitap ömrümden ömür yedi diyebilirim.
Kitabı okurken resmen dokuz doğurdum. Tırnaklarımı kemirdim ve kitaba gömüldüm. Kitap bitmeden bana uyku yoktu.

Faythe,Marc'la beraber olmasına rağmen Tuzak'ta Jace'le bazı haltlar yediği için başı fena derttedir. Kitap boyunca Marc'a söylemesini bekledim. Çünkü resmen adamın yüzüne gülüp, Jace'le "Ne yapacağız?" derdindelerdi. Bu benim çok sinirimi bozdu. Zaten Faythe'i sevmiyorum. Kadın karakterlerden en gıcık olduğum biri. Sen git, seride adamım dediğim Jace Hammond'la beraber ol, ihaneti sevmediğim yetmezmiş gibi Marc'ı aldat. Ve bunu ona söyleme. Söylememek için habire bahaneler... Bu konuda ikisi de hatalı. 
Ama asıl sinir olduğum Marc Ramos'du. Adamı tam seviyorum derken asabi,asi ve sinirli yönü bu kitapta daha belli oldu. Öfkeli olmakta haklı ama acısını sadece neden Jace çekiyor ? Adam, Marc'tan dayak yiye yiye kafayı yiyecek. Az kaldı zaten Jace bir gün patlayacak bakalım ne zaman ? (O günü sabırsızlıkla bekliyorum !) 



Bu kitapta hem güldüm hem heyecanlandım hemde çok sinirlendim. Böyle kitabın içine dalıp, birde ben el atayım isteği ile doluydum. Yine de yazarın en sevdiğim huyu bu kitapta da devam etti. Hem macerayı hem aşkı aynı dengede tuttu. O yüzden bu seri çok sevilerek okunuyor. Ne çok aksiyon ne çok cıvık cıvık aşk var. 



Serinin son kitabını artık sürünerek bekleyeceğim. Sevgili Pegasus Yayınevi ailesine sesleniyorum ; Lütfen son kitap için çok bekletmeyin. Kitabı beklerken her an 'dönüşüm' geçirebilirim !

Sevgiler,öpücükler ; Jane

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Aşık Olunacak Kitap Karakterleri Vol 1


Bir insan kitaptaki erkek karakterlere takıntılı olabilir mi ? Sanki gerçeklermiş gibi onlar hakkında konuşup,onları savunabilir mi? Eğer bu kişi kitap kurduysa evet, böyle bir şey olması mümkün. Ben ki fena takıntılı,kıskanç ve korumacı insan, konu sevdiğim karakterlere gelince vahşi bir kediye dönüşebiliyorum. Gerçekten de hayatımda normal birilermiş gibi davranabiliyorum. ( Delilik derecesinde değil elbette) " x kişi nasıl biridir?" diye sorarsanız onu yaratan kişiden -yazarı- daha çok anlatabilirim.

Bu yazıyı hazırlarken tek tek en sevdiğim karakterlerin hayatlarına şöyle bir göz attım. Vay be dedim,liste giderek kabarıyor. Ki bunlar daha başlangıç. Okunacak milyon kitap var... Bu demek oluyor ki milyon erkek karakterde listeye eklenecek gibi. Şimdilik bu 'haremle' mutluyum. :D

İlk okuduğum ve çok sevdiğim karakter Edward Cullen'dı. Ki eminim çoğu kişinin de ilk gözde karakteri Edward'dı. Ama sonradan onu sevgili Bella Swan'a teslim ettim. Zaten benim için çoook yaşlıydı :P (Kıskançlık krizi geçiriyor hala...) Sonrasında kısmetim açıldı zaten. :D Artık isimleri karıştırmamaya çalışıyorum. Tabii her önüme gelen karaktere yapışmıyorum.Bir de şöyle bir durum var artık gençlik romanlarında aşk üçgeni var. Masum kızımız iki çekici erkek arasında kalıyor. Ben genellikle terkedilen,avutulmaya ihtiyaç duyan karaktere vuruluyorum ama karakterlerde beni çeken özellik sadece bu değil. Aşağıdaki isimlere detaylı baktığınız zaman hepsinin bazı ortak yönlerini görmüş olacaksınız. (Christian Grey dışında. O bir istisna.) Genellikle vurulduğum karakterler ; serseri tipli,esprili,kendinden emin,hayatı umursamıyor gibi görünselerde aslında en çok takıntılı olan ve yeri geldiğinde korumacı olan, isteyince fena romantik olan ve enerjileri yüksek olan karakterler.

Adrian Ivashkov (Vampir Akademisi / Richelle Mead) : Ivashkov,en çok değer verdiğim karakter diyebilirim. Yazar yüzünden Ivashkov'la beraber üzüldüm,terkedildim,mahvoldum ama kahkaha attığım zamanlarda oldu. :D Zümrüt yeşili gözleri ve koyu kahverengi saçlarıyla serseri tipli biri. Sigarası,alkolü her türlü pisliği var ama adam çekici n'apalım. Yaramaz,muzur bir çocuk gibi görünebilir. Ama kalbini kırdığınızda  bambaşka bir delikanlı olabiliyor. O deli dolu kalbini gören biri olduğum için şanslıyım. Bir dilek hakkım olsaydı Adrian Ivashkov'u gerçek hayatta,yanımda olmasını dileyebilirdim. Anlayın ne kadar çok sevdiğimi. :D

Patch Cipriano (Düşmüş Melekler / Becca Fitzpatrick) : Ivashkov'un bir numaralı rakibi olabilir. Patch olmasa Düşmüş Melekler serisi bir hiç olurdu zaten. Esmer,beysbol şapkasıyla ünlü ve yine serseri tipli biri. Patch gerçekten serseri gibi... Giyinişi,hareketleri... Ama adamın korumacı tarafı işte insanı çekiyor.Kendinden emin halleriyle,çarpıcı sözleriyle insanı dondurabilir.Ve binbir parçaya ayırabilir. Etkisi ne kadar yüksek siz düşünün... Eh bir de adam melek...İntikam veya Koruyucu meleği ne farkeder ! İkinci bir dilek hakkım olsaydı şu an Patch yanımda,blog'umla uğraşmaktansa onunla takılabilirdim. :D

Jace Wayland (Ölümcül Oyuncaklar / Cassandra Clare) : Cassandra'nın efsanevi karakterlerinden biri daha... Kitaptaki Jace Wayland'a bayılıyorum. ( Filmdeki Jace'i görmeyin derim.Kusabilirsiniz.) Sarışın,mavi gözlü diye klasik biri gibi görünebilir. Ama hayır,kesinlikle fena biri. Dünya kendi etrafında dönüyormuş gibi davranıyor olabilir ama birine bağlanınca içindeki bambaşka Jace ortaya çıkıyor. Kitap karakterlerin en önemli özelliklerinden biri de bu. Sevdiklerine karşı umursamazmış gibi davransalarda içten içe korumak ve hep yanlarında olmak için yanıp tutuşuyorlar. Bu özellikleri zayıf noktalarıymış gibi saklamayı tercih ediyorlar. Kısacası Jace Wayland'ı kapın derim. Yoksa Cassandra bizim oğlanı kurban edecek...

Will Herondale (Cehennem Makineleri / Cassandra Clare) : Sizi içine çeken bir çift mavi göz, gece karanlığı kadar siyah olan saçlar,özel oyulmuş gibi mükkemel bir yüz düşünün... Yazarken ben bile eridim. Cassandra'nın bir diğer başka 'fena' karakteri. Herondale sayesinde resmen kitabı okurken kanser oldum. Zaten bu seriyi okurken hayattan kopuyorum.Cassandra'nın hayal dünyasına altın bilet almıış gibi oluyorum. Will,hayatı umursamıyormuş gibi görünüyor ama içinde nasıl bir fırtına kopuyormuş da haberimiz yokmuş. Mekanik Pren's de onunla beraber bende yıkıldım diyebilirim.Ah,neyse...



Daemon Black (Lux / Jennifer L. Armentrout) : Yeni gözdelerimden biri. İlk başlarda fena gıcık olmuştum. Bu manyak Uzaylıya kim aşık olur ya,diye söyleniyordum.Evet,artık onlardan biriyim. Öküzün teki olabilir ama adam etrafındaki enerjisiyle insanı kendine çekiyor. Sadece yeşil gözleriyle bile beni kendisine çekmesi mümkündü. Uzaylı olması hiçbir şeyi değiştirmedi. Pisliğin teki de olsa,sinir bozucu da davransa Daemon Black,bebeklerimden biri oldu.


'Bones' Crispin Phillip Arthur Russell ( Gece Avcısı / Jeaniene Frost) : İsmi çok uzunmuş gibi görünebilir.Biz ona kısaca "Bones" diyoruz. :D Ama en güçlü ve eski vampirlerden biri. İngiliz olduğunu 'Arthur' ismiyle bile anlayabilirsiniz. Tipini betimlemek zor çünkü beyfendi kılıktan kılığa giriyor. Ama onu ilk okuduğunuzda, sarı saçlı,beyaz tenli,koyu renkli gözleriyle hayal edebilirsiniz. Kesinlikle kendinden emin biri. Ve yeri geldiğinde feci korumacı biri. Ama Bones, Ah Bones... Çook etkileyici biri.

Christian Grey ( Elli Ton / E.L. James) : Hmmm. Grey'i yazıp yazmama konusunda kararsızdım :D Seriyi okuyanlar Christian'ı çok yakından tanır zaten. Benim onda en sevdiğim özellik her şeye rağmen güçlü kalması ve sevdiğine karşı korumacı olması. Aslında çoğu zaman kitabı okurken aşırı sinir olmuştum ona. Yine de onu seviyorum. Her şeye sahip olması da hoşuma giden bir diğer neden. :D




Jace Hammond (Dönüşüm / Rachel Vincent) : Bu karaktere sarılıp,her şey yoluna girecek demek için nelerimi vermezdim... Dönüşüm serisini okuyanlardan bir çoğu Marc tarafında olup Jace'i dışlıyorlar. Belki de bu yüzden Jace karakterini çok seviyorum. Sevdiği kadın, çok yakın olmasa da iyi olduğu -Marc- arkadaşıyla beraber.Nasıl acı çektiğini siz düşünün. Bazı şeyleri umursamıyormuş gibi görünse de onun içinde de fırtınalar kopuyor.Ah, Jace Hammond gel Jane'in kollarına...

8 Haziran 2013 Cumartesi

Dönüşüm Serisi 1 - Serseri / Rachel Vincent

Orijinal kapak fotoğrafları.Ülkemizde de aynı şekilde yayınlanmakta.
Kedileri sever misiniz ? Bir kere daha düşünün.Çünkü bunlar Kedi Adam !!!

Kitaplığımda bol bol fantastik türe ait seriler bulabilirsiniz.Zaten çoğunlukla onlar var.Aradaki Romantik-Komedi ve Kristin Hannah romanlarını saymazsak kitaplığım gerçekdışı olaylarla dolu olan kitaplarla kaplı.
  Bunlardan biri Dönüşüm serisi. İlk kitabın kapak fotoğrafına bayılmıştım.Ama ilk okuduğumda kendisine pek bayıldığım söylenemez.Ya o zamanlar kitapları algılayamıyordum (Vampir Akademisi serisinide o zaman okumuştum ve feci sıkılmıştım.Şimdi ise kitapları için yerlerde sürünebilirim.) ya da yeni bir seri olduğu için odaklanamamıştım.Ama daha sonra sakin kafayla okuyunca seri,favorilerimden biri oldu.İlk başta konusu çok tuhaf gelmişti.Hani vampirlere,cadılara,kurt adamlara alışkınım.Ama Kedi Adam ? Hayal gücüm bu seriyle daha da gelişti diyebilirim.Eh birde kedi sever bir insan olduğum için bu seri biraz daha ilgimi çekti.Kedi Adamlar nasıl olabilirdi ki ? Kitabı okuyunca anladım. :D


     Baş karakterimiz Faythe,bir kedi adam.Tüm ailesi de öyle.Bu arada Kedi Adamlar 2'ye ayrılıyor.Serseriler ve Gurur sürüsüne bağlı olanlar.Faythe ve ailesi zaten bir Gurur sürüsü.Serseriler ise gurur sürüsüne bağlı olmayan,başı boş tipler.Ve Kedi Adamlar arasında dişiler çok değerli.Çünkü toplumlarında dişi sayısı oldukça az.Bu yüzden belli yaşa gelen dişiler,gurur sürüsünden biriyle evlenip,çocuk yapmak zorundalar.Soylarını devam ettirmek mecburiyetindeler..Ve Faythe kesinlikle evlenip,çocuk yapabilecek bir karakter değil.Özgürlüğüne,hayatına düşkün.Bu yüzden ailesinden uzaklaşıp üniversite okumaya gidiyor.Ve arkasında sadece ailesini bırakmıyor.Beraber büyüdüğü,aşık olduğu adamı Marc'ı da terkediyor.Ailesi Marc'la evlenmesinden yana.Ama Faythe henüz buna hazır değil.
   5 yıl çok normal bir hayat yaşarken ve normal bir insan sevgilisi Andrew'la her şeyi iyi giderken bir gün kedi kokusu hisseder ve takip edildiğini anlar.Bilin bakalım karşısına kim çıkar ? Marc Ramos ! Aslında yıllarca iyi olup olmadığını bilmek için zaten takip eder ama bu sefer karşısına çıkar.Çünkü önemli bir gelişme vardır.Bir grup serseri,dişileri kaçırmaya başlamıştır.Bu yüzden Faythe tehlike altındandır ve gurur sürüsüne geri dönmek zorundadır.Emir,babasından geldiği için (Babası,gurur sürüsünün başında ) eve tıpış tıpış geri döner.Kitabı okurken evdeki erkek sayısı beni çok şaşırtmıştı.Marc ve babası dışında erkek kardeşleri ; Micheal,Ethan,Owen ve yanlarında çalışan Parker ,Vic ve Jace olmak üzere 8 erkekle beraber yaşıyorlardı.Tabii kendini bildi bileli durum böyle olduğu için alışkındı kendisi ama ben ilk okuduğumda "tuhaf" diye geçirmiştim içimden.Diğer kitaplarda ise daha rahattım, insan alışıyor.Bir de Ryan diye bir erkek kardeşi var...Ona sonra geleceğim.
      Dişi kedileri kaçıran serseri grubu,Faythe'nin kuzenini kaçırdığı için herkes kızımızı koruma çabasındadır.Ama o yerine durur mu ? Bir şekilde o da kaçırılıyor ve olaylar başlıyor.Kaçırıldığı bölümlerde Faythe'ye hayran kalmıştım.Telaşa kapılmaktan çok kendince planlar yapıp,uygulamaya çalışıyor.Ve büyük bir şokla karşılaşıyor.Okuduğumda "Yok canım,daha neler ?" demiştim.

   

   Aslında kitaptaki karakter sayısı oldukça fazla.Ama ilk 4 kitabı arka arkaya okursanız ister istemez hepsi aklınızda kalıyor. ( Ülkemizde ilk 4 kitap yayınlandı. 5.kitap ise yolda,en kısa zamanda çıkacak. Seri toplamda 6 kitaptan oluşuyor. )
       İlk kitapta karakterleri tanıma,onların dünyasını daha yakından öğrenmelerle geçiyor.Ama sonlara doğru macera dolu olaylar oluyor elbette.Ve ortalık çok fena karışıyor.Diğer kitaplarda sinir krizi geçirdiğimi hatırlıyorumda... Son 2 kitap kim bilir nasıl tepkilere yol açıcak bende.


Faythe karakteri ; deli dolu bir kız.Çıt kırıldım bir tipte kesinlikle değil.Sonuna kadar savaşıyor,çabalıyor ve amacına ulaşmaya çalışıyor.Baskıcı yönü ağırlıkta.Güçlü kadın karakterlerden biri.

Marc karakteri ; Gurur sürüsünde liderin sağ kolu denilebilir.Aslında o bir serseri.-Hayat hikayesini öğrenmek için kitabı okumak zorundasınız.- Serseri olmasına rağmen Greg ( gurur sürüsünün lideri ve Faythe'nin babası ) onu sürüsüne kabul etmiş ve eğitmiş.Marc,sert yapılı bir gibi gözüksede yumuşak bir tarafıda var.Sanırım bu tarafının kimin oluşturduğunu tahmin edersiniz...Faythe.

Jace karakteri ; ilk kitapta pek ortalarda gözükmesede diğer kitaplarda baya karşımıza çıkıyor.Faythe'ye deliler gibi aşık ama Marc'la da araları iyi.Şaşırtıcı değil mi ? Aralarındaki bağ çok etkileyici.Serideki favori erkek karakterim. :D

Ethan karakteri ; 4. kitabı okuduktan sonra bu karakteri ne kadar çok sevdiğimi farkettim.Ve nasıl geç keşfettim diye kafamı duvarlara sürtmek istedim.Jace'le çok çok yakın arkadaşlar.Hatta kardeşler bile diyebilirim.

      Serilerde her zaman ilk kitaplar riskli olur.Ya çok seversiniz ya hiç sevmezsiniz.Ama ben sevmesemde mutlaka bir şans verip,yeniden okurum.Ve 2.okuyuşumda o seri favorilerimde yerini alır.Bu seride de aynen öyle oldu.Fantastik olaylara doyuyorsunuz,kendinizi içinde buluyorsunuz.Tatilde bu maceraya atılmak istiyorsanız seriye başlayın derim.Çünkü her kitapta kendini daha çok sevdiren,bağlayan bir seri.Yazarın hayal gücünü çok sevdim.




"...Hey,Marc?"
"Evet ?"
"Babamın Ryan'la bir anlaşma yaptığını unutma." Başını salladı ama ikna olmamıştım. "Bu,ona dokunmayacağın anlamına geliyor.Bana söz ver."
"Dokuz canımın üzerine yemin ederim."
Kahkaha attım.Hayır,dokuz canımız yoktu.Ama olsaydı bu havalı olurdu.Özellikle de Miguel'in durumunda.Eğer dokuz canı olsaydı, her birimiz sırayla onu öldürebilirdik.Ne yapalım,bunu bir seferde düzgünce yapmakla yetinmek zorundaydık.
---
"Kardeşlerin kendilerine göz kulak olabiliyordu ama hiç kimse seninle baş edemiyordu."
Gözlerine bakmamak için yumağı inceledim. "O kadar da kötü değildim."
Gülümsedi. "Ethan'ın kolunu kırmıştın."
"Kendimi korumak içindi.Ayaklarımı bırakmıyordu.
"Ayakkabını bağlamana yardım ediyordu."
---
"Gerçekten kustun mu ?" diye sordu Jace.
Gülümsedim. "Evet,yere.Sanırım Vic'in ayakkabılarına da ."
Jace kahkaha attı.