Pages

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Kitap Yorumu : Ateşböceği Yolu - Kristin Hannah



Ölmeden önce okunacaklar listesinde Kristin Hannah'ın 'Ateşböceği Yolu' da olmalı.Çünkü bu roman her şeyiyle mükemmel.

Kitabın yorumunu yapmadan önce kitabı elime aldığımda bi tuhaf hissettim.Hani bazı şeyler,geçmişte yaşadığınız anıları hatırlatır ve o an çok değişik bir duygu içinde olursunuz ya...İşte az önce bende o durumdaydım.Romanı geçen sene okul zamanında okumuştum.Ve etkisinden uzun süre çıkamamıştım.624 sayfaya doyamadım diyebilirim.Kristin Hannah'la ilk olarak 'Kış Bahçesi' romanıyla tanıdım.Ama bu romanını okuyunca yazarın büyük bir hayranı oldum ve o günden beri çıktığı her kitabını gözüm kapalı alıp,okuyorum.Yakında kitaplığımda sırf bir raf K.Hannah romanları ile dolabilir. :D



Gerçekten çok anlamlı,etkileyici,yeri geldiğinde eğlenceli ve kesinlikle değer verilecek bir romandı. Sevgi ve sadakat,fedakarlık ve dostluk üzerine yazılmış bir kitap.Unutulmayacak eserlerden biri.Olaylar 70'lerden başlayıp 2000li yıllara kadar geliyor.Ve yazar benim hiç yaşayıp,görmediğim o enfes 70li ve 80li yılları öyle güzel anlatmış ki yaşamış kadar oldum.Her zaman 80li yılları yaşamak istemişimdir.Çünkü gerçekten o yıl dünya bambaşka bir yer gibiymiş.Annemin anlattıkları kadarıyla...Belki de bu kitabı o kadar çok sevmemin nedeni de budur. Kitabı okurken o yılların heyecanını,enerjisini iliklerime kadar hissettim.Hele ki bu zamanlar, iki dost tarafından anlatılınca tadından yenmez oluyor.Yazar, iki kadının yıllarca yaşadıkları ebedi dostluğu mükemmel bir şekilde anlatmış.



Kitabı okumadan önce arka kapağındaki Susan Elizabeth Phillips'in yorumu çok dikkatimi çekti ve kitaba başlamama en büyük etkenlerden biriydi ; " Bu muhteşem romanın sayfalarını çok hızlı geçmek istemeyeceksiniz. Kapıyı kilitleyin, telefonunuzu kapatın ve yanınıza bir paket mendil alıp koltuğunuza yerleşin. (Sonra uyarmadı demeyin.) Kristin Hannah'dan başka hiç kimse kadınların dostluğunu tüm acısı, tatlısıyla bu kadar güzel yazamazdı.Harika bir yazar."

  Kitap,nasıl anlatsam...Yorumunu en zor yaptığım romanlardan biri olacak sanırım.Çünkü kelimeler yetmiyor anlatmaya.Beni bu kadar etkilemesinin diğer bir özelliği dostluk üzerine kurulu olması.Her zaman küçük yaşlardan itibaren başlayan arkadaşlıklara hayranımdır.Ve bu kitapta iki genç kızın nasıl tanıştıkları,nasıl hayaller kurduklarını ve nasıl eğlendiklerini anlatıyor.Kitap belli yıllardan oluşuyor. 70li yıllar ; lise hayatları,ilk aşkları,gelecekteki hayalleri,minik kıskançlıklar ve birbirlerine her zaman dost kalacaklarına dair verdikleri sözler,80li yıllar ; üniversite yaşamları,beraber sahip olacakları meslek hayatları ve gelecekteki yaşamları,90lı yıllar ; meslek hayatlarının getirdiği aradaki kopukluklar ama her fırsatta dostluklarını korumaları,aşk yaşamlarındaki karmaşa,2000li yıllar ise anlatılamayacak kadar dram dolu bir bölümdü.Anlatılması güç,okunması gereken bir kitap.



 Kitapta en en en çok etkilendiğim şeylerden biri de yazar aralara şarkı adları serpiştirmiş.Yaşanılan dönemlerin en sık dinlenen,genç kızların dinlemekten bıkmadıkları en ünlü şarkıların adlarını da kitabında yer vermiş.Ben ki müzik delisi insan,bu şarkıları tek tek araştırıp,dinlemeye koyuldum.Ve yazara bir kere daha hayran kaldım.Sayesinde eski tarzda müziklerle daha iç içe oldum.Özellikle Kelly Clarkson'ın A Moment  Like This şarkısını görünce baya şaşırdım.Çünkü kitabı okuduğum zamanlar K.Clarkson'a fena halde takmış durumdaydım.Benim için mucize olmuştu resmen.Ve bir diğer şarkı ise,hala sık sık dinlediğim ve beni çok etkileyen bir şarkı ABBA - Dancing Queen. Hem eski tarzda olması hemde dinledikçe kitabı bana hatırlatması nedeniyle şarkı her zaman dinlenilecek listemde.Ki bunlar daha başlangıç.Kitapta sayamadığım kadar eski tarzda şarkı adları vardı.Kesinlikle dinlenilmesi gereken şarkılar.Tabii modern zamandan kopup,geçmişe geri dönen insanlar için geçerli bu önerim.



      Şimdi yazımı tekrar okurken farkettim de ben kitabın konusundan pek bahsetmemişim.Kim bu iki kadın ? Neler yaşadı da beni bu kadar etkiledi ? İşte Kristin Hannah'ın şüphesiz en mükkemel romanının konusu ; Tully Hart,kendini bildi bile büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşamaktadır.Annesi,özgürlüğüne düşkün,serseri bir kadındır.Tully'nin kaderi anne-babası yüzünden daha şimdiden belli olmuş gibiydi.Ama iyi bir dostluk her zaman geleceği değiştirebilir.Kitapta bunu fazlasıyla kanıtlıyor bize. Diğer karakterimiz Kate Mularkey ise çok iyi bir aileye sahip bir genç kızdır.Onunda kaderi bellidir.Kendi ailesi gibi mükemmel bir yuva kurup,mesleğinde iyi yerlere gelecektir.Ama Tully'le tanıştığında hayatın gerçekleriyle karşılaşır.Ve beraber bu hayatlara adım atarlar.Lise hayatlarından üniversite yaşamlarına,meslek seçimlerinden aşk hayatlarına ve günümüzdeki hallerine kadar ne çok detaylı ne çok sıkıcı ne de çok kısa anlatılmış bir roman.Her şeyi tam tadında okuyoruz.Yazar , dostluklarını küçüklüklerinden başlayıp,yetişkin birer kadın olana kadar anlattığı için onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi oluyoruz.Ve sonu dram,duygu dolu bir şekilde bitiyor.Ama buna gerçekten değiyor.
Bazen olağanüstü,bilim kurgu kitaplarına sığınırken bazen de dram dolu kitaplara ihtiyacım oluyor ve bu kitap kesinlikle ihtiyacımı karşılamıştı.



  Herkese öneririm diyemiyorum çünkü bu kitap anlayana güzel.O yüzden bu yazıyı okuduktan sonra merak ediyorsanız kesinlikle alın,okuyun derim.Dram sevmeyen insanlar bile seveceklerdir diye düşünüyorum. :D Şimdiden iyi okumalar.Kristin Hannah ile tanışmaya çok geç kalmayın !

Sevgiler,öpücükler ; Jane

"Yaşlı bir dost en iyi aynadır..." - George HERBERT

17 Mayıs 2013 Cuma

Kitap Alıntıları : Lux 1 - Obsidiyen



Kitaplardan her zaman alıntılar okumayı severim.Hele ki o kitabı okumadıysam benim için bir fırsat olur.Çünkü her alıntı,kitabın ilgi çekmesini sağlar.Ve bende Obsidiyen'i okumanızı istediğim için biraz heyecan yaratmaya karar verdim.En en en favorim olan bölümün bir kısmını burda yayınlamaya karar verdim.

Okuduktan sonra karar sizin. :D

Gözleri hala üzerimdeyken sırasını öne doğru yatırıp daha da yaklaştı. "Tahmin et bakalım,ne yaptım?"
"Ne ?"
"Blog'una baktım."
Ah.Tanrım.Bebeğim.Yüce İsa.Nasıl bulmuştu? Bir dakika.Önemli olan bulmuş olmasıydı.Blog'um artık Google'da çıkıyor muydu ? Bu muhteşemdi işte. "Yine beni takip ediyorsun,anlıyorum.Yasaklama emri çıkarmama gerek var mı ?"
"Rüyanda görürsün Kedicik." Pişmiş kelle gibi sırıttı. "Ah,bekle,rüyalarında zaten başroldeyim, değil mi ?"
Gözlerimi devirdim. "Kabuslarımda,Daemon.Kabuslarımda."



Kitap yorumum için : Kitap Önerisi : Obsidiyen | Lux 1 - Jennifer L. Armentrout

16 Mayıs 2013 Perşembe

Kitap Yorumu : Lux 2 - Oniks / Jennifer L. Armentrout


          Aman Tanrım !!! Az önce kitabı bitirdim ve tüm tırnaklarımı kemirdim ! Yazarı görsem boğazlayabilirim.Bir kitabın sonu bu kadar mı merak edici bir şekilde biter ? 3.kitabın sinyallerini gayet açık vermiş ama...İnsan meraktan çatlar.Şahsen ben bittiğine inanamadım.Okurken tam şoktaydım,sayfayı bi çevirdim devamı yok ! Yazarın teşekkür yazısı falan var.Bonus bölüm olarak muhteşem bir bölümü Daemon'ın gözünden anlatmış ama devamı yok !!! O an deprem olsa,evi sel bassa ruhum duymazdı.Çünkü devamını gerçekten çok merak ediyorum.Burda nasıl bittiğini anlatmak isterdim.Böylece biraz olsun rahatlardım ama hayır.En kötü huyumda, çok zor spoiler veririm. :D Okuyun,görün,çıldırın benim gibi.(Muhahahah-Adrian Ivashkov gülüşü.)


     Mızmızlanmayı bırakırsam ve genel olarak kitaba yorum yapmaya gelirsek...Çok çok güzeldi.Gerçekten.İlk kitaba göre enfesti.Tadı damağımda kaldı dedirtecek kadar hemde.Yazarın diline gayet çabuk alıştım.Eh birde kitap karakterlerini sevip,benimseyince gerisi lay lay lom. Kitabı okurken bir çok yeri işaretledim.Bunun nedenise ise ; Daemon Black !!! Bu kitapta o asi öküz gitmiş yerine aşık bir oğlan gelmiş sanki.Bu değişime alışmakta çok kolay olmadı.Sonuçta Daemon'ın dalga geçmesine,ukala cevaplar vermesine alışkınım.Birden aşık bülbüle dönünce "Aow neler oluyor böyle?" dedim.Ama bu Daemon'a bayıldım.Hani böyle okurken "Acaba gerçekten böyle birileri var mı ?" diye düşünmeden edemedim.Kitap kurtların en büyük sorgulamasıda budur zaten.Etkilendiği her karakter üzerinde büyük bir iz bırakır ve etrafındaki insanlardan da aynı beklentiler içinde olur.Ve o beklentilerinin karşılığını alamayınca koca bir hayal kırıklığına uğrayıp tekrardan kitaplarına gömülürler.Çünkü aradıkları muazzam yaşam hayal dünyalarında saklıdır. Benimde yaptığım bu. Gerçeklerle yüzleşmek istemediğim zaman hoppp kitabın kapağını açıp,o inanılmaz güzel hayal dünyalara saklanıyorum. Ve Oniks'i okurkende böyle oldu.O yüzden bu kitap şuan benim için çok değerli gözümde.Gerek Daemon'ın etkisi gerek Katy'le aramızdaki benzerlikler kitaba bağlılığımı arttırdı.


Kitap için sonsuz yorum yapabilirim ama tek söyleyebileceğim ilk kitaptan kat kat daha güzel,esprili,romantik,şaşırtıcı ve aksiyonluydu.Okurken hayal etmesi biraz zor oldu benim için.Uzaylılar ve şu ışık gibi değişik yetenekleri ,zorlayıcı geldi ama okudukça insan alışıyor.Ve bir ara "Acaba Uzaylı mı olsam?" dedim ama burnumu oynatarak Uzaylı olunmuyor maalesef. :D 
Kesinlikle okunmaya değer bir seri,kitap.İlk 2 kitap böyle ise diğer kitapları düşünemiyorum.Yazar hayal gücünün sınırlarını zorluyor ve ortaya inanılmaz sonuçlar doğuyor.Bundan çok memnunum.Bu kadar neşeli (?) yorumumdan sonra minnacık kitabın konusuna değiniyim ; Kitap,ilk kitabın bittiği yerden devam ediyor.Daemon,Katy'den vazgeçmiyor ve peşini bırakmıyor.Ama Katy'nin emin olamadığı şeyler var elbette.Sonra okula yeni bir çocuk geliyor : Blake ! Evet biraz klasik konu gibi duruyor."Okula yeni bir çocuk gelir ve bütün kızların gözü üstündedir.Ama o sadece baş karakterdeki kıza abayı yakar.Olaylar gelişir ve sevgili olurlar..." tarzında değil bu sefer.İşin içinde Daemon olursa,Blake nasıl bir çekicilik sağlayabilir ki ! Ama Blake'de ne marifetler varmış görünce şaşırdım doğrusu.Bu yetmezmiş gibi Luxenların düşmanları Arumlardan daha beter bir sorun ortaya çıkar : Savunma Dairesi. Bu grup,Luxenları arada yoklayıp,ne var ne yok bakan tipler ama göründükleri kadar saf değillermiş.Neler neler yapıyorlarmış da haberimiz yokmuş.Bizimkilerin başlarına büyük bir bela oluyorlar tabii.Olaylar bunlarla da bitmiyor.Geçmişte olan olaylar tekrardan ortaya çıkıyor ve bu Daemon-Dee için oldukça zor bir durum.Hele Daemon'ın en hassas bağı bile diyebiliriz.Çok merak ediyorsanız hemen söyleyeyim : Kitabı alın,okuyun. :D Dediğim gibi spoiler yok! Ve kitap Daemon'ın hassas bağı ile bitiyor.Nasıl da işkenceli değil mi ?
Evet,benim diyeceklerim bu kadar.Eğer sizi teşvik ettiysem bu seriyi okumaya,devam edin.Çünkü gerçekten pişman olmayacaksınız.Boşuna parmaklarım klavye üzerinde dans etmiyor. :D 


Son olarak.DEX yayınlarına aşık olduğumu söylemiş miydim ? Çünkü 3.kitap OPAL çevirideymiş ! Şansa bakın.Demek ki gelecek kitabı çok beklemeyeceğim.Umarım seriye başlarsınız ve bol bol bu seri hakkında konuşmalar yaparız.

Koca bir not : Yazar her kitabın sonunda Daemon'ın gözünden anlattığı Bonus Bölümler paylaşıyor.Ve bu kitabın bonus bölümü...harikaydı ! Daemon'ın düşüncelerini okumak kadar zevkli bir şey var mı bilemiyorum.Evet bunu yazdım çünkü merakınız daha çok artsın diye. :D

Sevgiler,öpücükler ; Jane

Film Önerisi : Ghajini - Aamir Khan / 2008 Hint Yapımı


Ghajini'yi keşfederek hayatımda ilk defa Hint yapımı bir film izledim.Sınıf arkadaşımın "Hint yapımı filmler hiç izledin mi ?" sorusuna bön bön bakınca kızcağız hemen "Ghajini mutlaka izle.Yanından mendilini de eksik etme." diyerek beni bu maceraya sürükledi.İyi ki de söyledi.Ben nasıl daha önce bu filmi izlememişim diye kafamı duvarlara sürtmek istiyorum.Ben ki film delisi bir insan böyle bir sürü duyguyu bir arada barındıran  filmi nasıl görmem ? Arkadaşım sağolsun hayatımın en anlamlı diyebileceğim 3.filmi izledim. İlki Titanik idi.Sanki filmi dünyaya gözümü açar açmaz izlemiş gibi hissediyorum.Yaşım kadar izlemişimdir zaten.Leonardo Di Capri ilk aşkımdır o yüzden. :) İkinci film ise One Day.Hadi ama ! İşin içinde Anne Hathaway varsa nasıl kötü bir film olabilir ki ? Acaip etkilenmiştim.Ve Ghajini onların arasına katılmayı başardı.
       Bir film yorumu yapıyorsam konusundan,oyuncularından,filmin genel özelliklerinden bahsetmem lazım değil mi ? Nasıl anlatılır,betimlenir ki bu film ? Resmen "İzle,anı yaşa" tarzında.Yine de kendimce bir anlatayım ; Filmde ön planda 4 ana karakter var.Sanjay Singhania,ana karakterlerimizden ilki.Kendisi Hindistan'ın en büyük,zengin iş adamlarından biri.Ve karizmatik.Filmin başında onu tanımak zor çünkü hem görünümü farklı hemde psikolojik olarak bambaşka biri.Ama nasıl böyle bu hale geldiğini sonradan anlıyoruz.Diğer karakterimiz Kalpana Shetty.Kalpana,sıradan reklamlarda oynayan esmer güzeli bir kız.Ayağına gelen fırsatları iyi değerlendirdiğinde reklam yıldızı oluyor resmen.Bu fırsatı ona farkında olmadan Sanjay veriyor.Adamla karşılaşmaları bile entresandı.Kızın ağzı çok iyi laf yapıyor.Ben bile izlerken ağzım açık kaldı.Adamın halini siz düşünün artık.Onların aşk hayatlarını anlatmak çok zor.Kesinlikle izlenmesi gerekir.Pişman olmayacağınızın garantisini verebilirim.Sanjay dışardan sert yapılı,soğuk biri gibi duruyor olabilir ama altındaki yumuşak kalbi Kalpana görüyor.
Bu ara Kalpana çok yardım sever biri.Herkese yaşlısından gencine,yardıma muhtaç herkese yardım eden bir kız.Sanjay'da bunu görünce olaylar hızla gelişiyor.Kalpana yine bir kıza yardım ederken gerçeğin aslını öğreniyor.Bu olay sadece bir kızla değil 25 kızla bağlantısı olan bir olaymış.Kalpana'da hepsini kurtarıyor ama sonradan bir sorun çıkıyor.İçlerinden 2 genç kız kayıp.Bu olayın arkasında ise Ghajini -evet kendisi pisliğin teki,katil,mafya- var.Kalpana başına belayı böylelikle almış olur.
Yazının bundan sonrası spoiler ( Filmle ilgili detaylı bilgi içeriyor.Olayları bilmeden,zevk alarak izlemek isteyenler lütfen okumasın).Okumak isteyenler ;



SPOİLER !!! Ghajini,Kalpana olaylara tanık olduğu için onu öldürtmek üzere adamlarını kızın evine yollar.Kalpana eve geldiğinde bunlardan habersiz tabii ama kızların başındaki bayan onu arayarak,uyarır.Ama artık çok geç.Orda olaylar karışıkken Sanjay gelir.Evet bundan sonrası tırnak yedirtecek cinsten.Sanjay'ın gözü önünde Ghajini Kalpana'yı öldürüyor.Ve Sanjah'da kafasına ağır bir darbe alır.Bu onu hafıza kaybına uğrattırır.15 dakika her şeyi hatırlıyor iken daha sonra yine her şey kayıptır.Sanjay o yüzden yanında her zaman fotoğraf makinesi,çektiği fotoğraflarla geziyor ve bazı şeyleri hatırlamak için vücuduna ipuçlarını dövme yapıyor.Çünkü intikamı kötü olacaktır.

    Diğer karakterimiz ise bir tıp öğrencisi olan Sunita.Sanjay'ın dosyasını okuyup merak eder ve onunla karşılaşınca adamın peşine takılır.Biraz olayları karıştırsa da Sanjay'a oldukça yardımı dokundu.Sonu mutlu bitti diyemem ama hüzünlü,masum bir anlatımı vardı.





Film elbette sadece dramdan ibaretti değildi.Öyle sahneler vardı ki baya güldüm.Kız karakter zaten çok komik,sempatik biri.O geveze çenesiyle her insanın dikkati çekmesi,mümkün. :D İş adamı,ağır başlı Sanjay'da ona ayak uydurunca olaylar daha eğlenceli hale geliyor. Ve kesinlikle çok anlamlı sahnelerde vardı.Burda doya doya anlatmak isterdim ama izlerken zevki çıkmazdı.



         Beni asıl etkileyen Sanjay'ın günlükleriydi.Onlar sayesinde olayları gördük,anladık.Bende günlük yazan biri olduğum için film beni çok etkiledi.Günlüklerin değerini bir kere daha anladım. :D Filmimiz böyle.Bence macera,romantik,dram,hafif müzikal seven insanlar bu filmi mutlaka izlemeli.Ben tekrar tekrar izlemeyi planlıyorum.Sanjay'ı oynayan Aamir Khan zaten çok ünlü biriymiş ama ben yeni keşfettim maalesef.Aamir,hem yönetmen hem oyuncu hem yapımcıymış.On parmağında on marifet.Diğer filmlerini izlemek içinde sabırsızlanıyorum.

Size önerim,kesinlikle en kısa zamanda izleyin.Çok etkileyici bir filmdi.Hint yapımı filmlere bambaşka bir açıyla bakar oluyorsunuz.Şahsen ben film izlemek için artık ilk Hint filmlerine göz atıyorum.3 saatlik bir filmin her anını heyecanla izleyeceğinize garanti veriyorum.İlk 20 dakikası olayları karışık gösterebilir ama inan bana bu sadece bir başlangıç !

Sevgiler,öpücükler ; Jane
   

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Kitap Önerisi : Ölümcül Oyuncaklar 1 - Kemikler Şehri | Cassandra Clare


Yaratıklarla dolu maceraya hazır olun. Bu kitap aklınızı başınızdan alacak. Baş karakterlerimizden Clary Fray, New York’ta annesi ve en yakın arkadaşı Simon ile sakin bir hayat yaşıyordu. Ta ki tuhaf dövmeli üç genç ortaya çıkana kadar. Gölge avcılarıyla tanışmaya hazır olun.  Bunlar dünyayı şeytanlardan kurtarmaya yemin etmiş gizli bir kabile !
Cassandra Clare’in kitaplarına başladığınız zaman kadının hayal dünyasına öyle bir giriş yapıyorsunuz ki…Mola vermek için kitabı kapattığınızda sanki bir dünyadan kovulmuş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Sonra dayanamayıp yine devam ettiğinizde o sayfaları nasıl çevirdiğinizi,olayları nasıl heyecanla okuyup kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Ve işte asıl darbeyi o zaman yiyorsunuz. Kitap bitmiş oluyor ve sanki sonsuzluğun içinde süzülüyorsunuz.
Ciddiyim, abartmıyorum. Bence kadının sihirli bir hayal gücü var. Zaten kitaptan normal şeylerde beklemeyin. Seride Gölge Avcılarıyla tanışıyorsunuz. Yanında ekstra olarak vampirler, kurt adamlar, periler (masallardaki gibi tatlı, sevimli peri değil bunlar) ile karşılaşıyorsunuz. Karakterlerin yaşlarından dolayı ilkten ön yargılı davranabilirsiniz ama onlar yaşlarından oldukça olgun davranıyorlar. Çünkü yaşamları, bizimkilerden çok değişik. Mühürler, dövüşler, aşklar, doğa üstü olaylar, ihanetler, şaşırtıcı aile bilgileri…Bunu söylemeden geçemeyeceğim eğer ilk defa Cassandra Clare kitabı okuyorsanız ilk işkencenize hazır olun. Kitapta öyle olaylar oluyor ki bir süre sonra ‘Yok artık bu da olamaz! Aman Tanrım şimdi ne olacak’ diyorsunuz. Ama merak etmeyin yazar şaşırtmayı çok seviyor.
Clary,baş karakterimiz çok saf ve bazen zeki biri. Bu kitaptaki her karakteri seviyorum. Ama Jace Wayland ( soyadı daha sonradan birden fazla değişime uğrayacak) ‘ı okuduğunuz zaman kitaba daha çok kaptıracaksınız kendinizi. Bu kitaptaki olaylar günümüzdeki  New York yerinde geçiyor. Yazar hayal gücüyle New York’u daha esrarengiz bir yer haline getirmiş. Bazen ‘gerçekten öyle bir yer var mı ‘ diye düşünmeden edemedim doğrusu.
Kitabı tam 1 sene önce okuduğum için her şeyi tam hatırlamam imkansız.Ama unutmakta imkansız.Kısacası bu sıcaklarda zaman geçirmek, gerçek, sıkıcı, boğucu dünyanızdan kopup macera, aksiyon, aşk ,mühürlerle dolu bir dünyada yer almak istiyorsanız Kemikler Şehri’ni elinize alıp, okumaya başlayın derim. Daha ilk sayfalarında kitap sizi içine çekiyor. Bu fırtınaya kapılmak hem çok eğlenceli hem çok etkileyici.
“Bütün olan bitenlerden sonra, sen hala şu Porsuk Suratlı’yı mı düşünüyorsun ?”
“Ona öyle deme. Porsuğa filan benzemiyor.”
“Haklı olabilirsin,” dedi Jace. “Ben de daha önce çekici bir-iki porsuk görmüştüm. O daha çok sıçana benziyor.”
-Bu inceleme yazısı daha önce http://onokumalar.com/olumcul-oyuncaklar-kemikler-sehri-inceleme 'de yayınlandı.
Koca bir not : Bu yazıyı yaklaşık 1 sene önce yazmıştım.Ve bir kaç ekleme yapma gereği duydum çünkü o zamandan bu yana baya gelişmeler oldu.Öncelikle yazdığım her şeye hala aynen katılıyorum.Okurken kendi yazımdan etkilendim resmen. :D Her neyse. Serinin ilk kitabın filmi çekildi ve tamamlandı.Bir kaç fragmanıda yayınlandı.

 [ THE MORTAL INSTRUMENTS: CITY OF BONES - Official Trailer ve The Mortal Instruments: City of Bones Official Trailer #2 (2013) - Lily Collins Movie HD buralardan izleyebilirsiniz. ]

             
    "Oo süper.Filmi çıkıyorsa kitabı okumaya gerek yok" sakın ha demeyin.En sinir olduğum bir konudur.Bence her zaman kitaplara öncelik verilmeli.Çünkü yapımcılar para kazanmak için kitabı alıp evirip çevirip bambaşka şeyler sunabiliyorlar bize.Ve şuana kadar okuduğum kitapların filmleri hemen hemen böyle oldu.O yüzden size şiddetle ilk kitabı okumanızı öneririm.Çünkü gerçekten okunmaya değer bir seri.Cassandra'yı neden çok sevdiğimi sanıyorsunuz ? :D Kadının hayal dünyası,hayal gücü beni çok etkiliyor.Ve aşırı kıskandığımda doğrudur.Ölümcül Oyuncaklar favori serilerimden biridir.Fantastik edebiyatı ile iç içeyseniz zaten seriye aşık olacaksınız.Ama yok ilk defa okuyacağım derseniz çok güzel bir başlangıç yapmış olursunuz.

Kemikler Şehri filminin fragmanından bir sahne.

       Son olarak seriden minik bilgiler veriyim.Yurtdışında ve ülkemizde toplam 5 kitabı mevcuttur.6. ve final kitabı Mart 2014'te yayınlanacak.O yüzden seriye başladığınızda yavaş yavaş okuyun ve benim gibi beklerken sürünmeyin derim. Kitap isimleri sırasıyla ; Kemikler Şehri,Küller Şehri,Camlar Şehri,Düşmüş Melekler Şehri,Kayıp Ruhlar Şehri.
   Birde bunun yan serisi var.Ona diyecek söz yok zaten.O seriye tapabilirim. İlerleyen zamanlarda inceleme yazısını yayınlayacağım.Detayları ordan görebilirsiniz.Evet,bilgiler şimdilik bu kadar.Umarım seriye başlarsınız.

Sevgiler,öpücükler ; Jane

14 Mayıs 2013 Salı

Kitap Önerisi : Obsidiyen | Lux 1 - Jennifer L. Armentrout


Yeni bir bağımlayıcı karaktere aşık olmaya hazır olun ! Kendileri başlarda biraz öküz,ukala,egosu tavan yapmış bir Uzaylı olarak görülebilir.Ama sonra ağız sulandıran bir varlığa dönüşüyor.Ana karakterimiz Katy'ye hak vermemek imkansız.Daemon, öküzlük yapıyor ama yinede insanı kendine hayran bırakıyor.
 Dex yayınlarından çıkan bu muhteşem seriyi okumak benim için çok önemliydi.Çünkü tam sınav döneminde kafa dağıtmalık,hayal dünyama sığınmalık bir limandı.O yüzden bu serinin yeri bende ayrı.Ne kadar kitabı doya doya anlatsamda öyle uzaktan okumakla olmaz.Hemen kapıp okumanız lazım.Yoksa uzaylı,öküz Daemon Black'den mahrum kalırsınız.Özellikle bayan okuyucular...

Kitabın konusu başlarda basit gelmişti ve işin içinde Uzaylılar olunca "acaba..?" sorusu aklımda yankılandı.Fantastik edebiyatında vampirlere,meleklere,cadılara,büyücülere kendimi öyle kaptırmışım ki uzaylılar karşıma çıkınca bir duraksama oldu ama işin aslının öyle olmadığını öğrenince kitap anında bitiverdi.Hele ki o uzaylı yemyeşil gözlü,fena kaslı ve bilmiş Daemon olunca işler bambaşka boyuta geçiş yaptı.

Kitabın konusu ; Katy ve annesi Batı Virginia'ya,ufak tefek bir kasabaya yerleşirler.Katy,tam benlik biri.Kitapkurdu,ev kuşu,asosyal ve blog yazarı.İş böyle olunca annesi onun aktif olması için komşularla tanışmasını ve etrafı gezmesini ister.Kitapkurdu,evden dışarı çıkıp karşı komşusunun kapısını çaldığı an karşısına yarı çıplak,kaslı,çekici,ufuuu dedirten biri çıkınca feleği şaşar.Fakat Katy şunu bilmiyordu ki o büyüleyici kişi ağzını açtığı an tüm çekiciliğini kaybediyordu.Ki öyle de oldu. Kitabı okurken "Gerçekten mi ? Bu Daemon'ı nasıl seviyorlar anlamıyorum.Kaba,öküz herifin teki ! " diye kendi kendime söylenmişliğim var.Ve evet...sonradan söylediğim her şeyi tek tek geri yuttum.Ağzımı yumup,Daemonlı hayallere başvurdum.
Daemon'ın birde ikizi var.Dee,Daemon'ın tam tersine çok yardımsever bir kız.Ve Katy'nin en yakın arkadaşı olmayı başarıyor.Ama Daemon bu arkadaşlığı pek onaylamadığı için habire Katy'le uğraşıyor.Neden böyle davranıyor bu öküz derken olayların asıl gerçeğini öğreniyoruz.Eh bundan sonrasını anlatırsam size kocaman bir spoiler olur.Ama neler olmuyor ki...
O yüzden kitabı gerçekten okumanızı tavsiye ederim.Okuduğum diğer seriler yanında bu kitap bana biraz çerez gibi geldi ama ilerleyen kitaplarında olaylar bambaşka boyutlara taşınıyormuş.O anları bekliyorum.


Çevirisiyle,basımıyla,kapak fotoğrafıyla mükemmel bir kitap.Yazarın dilide çok akıcı.Sıkıldığım hiçbir bölüm olmadı.Normalde her zaman yeni serinin ilk kitabı zorlayıcı olur.Yeni karakterler,yeni olaylar,yeni terimler gibi unsurlar okumakta zorluk çekmeme sebep olurdu ama bu kitap su gibi akıcı geçti.Hatta bittiğinde "Hadi canım!Burda bitiyor olamaz.Devamı nerde bunun ? " diye paniğe kapılmıştum.Ama DEX arayı çok uzatmadan ikinci kitabı ONİKS'i yayınladı.
Son olarak ; eğer bir öküze aşık olmak istiyorsanız...Buyrun tam sizlik bir Daemon var.Serseri,bilmiş,esprili karakterlere de ayrı bir zaafım vardı.Daemon tam üstüne geldi.Okuyacaklar için şimdiden iyi okumalar.Pişman olmayacağınıza garanti verebilirim. :D

Not : Kitabın adının ne anlama geldiğini okurken öğreneceksiniz.Obsidiyen,gerçekten ilgi çekici. Ve yazar gerçekten araştırmacı.Çünkü Obsidiyen gerçek bir taş.

Film Önerisi : 3 İdiots - 3 Ahmak | Aamir Khan / 2009 Hint Yapımı




Hint yapımı filmlere izlemeye devam ! Ben daha önce nasıl keşfedemedim Aamir Khan'ı ve filmlerini...Şu önyargılar insanın başına belada olur , hayattan zevk almasına da engel olur.Bundan iyi ders çıkardım.Aamir Khan'ı çok sevince iyice araştırdım ve karşıma 3 İdiots çıktı.Gözlerimi ekrana dikip,yanlış mı okuyorum diye baya inceledim.Çünkü filmin adını milyon defa film sayfalarında görmüştüm.Bir çok repliklerini okuyup,olumlu yorumlarını görmüştüm.Zaten film listemi açınca izlenecekler arasında en başta olduğunu görünce okul,sınav demeden açtım,izledim. Tanrım !!! Hayatımın en güzel 3 saatini geçirdim yine.Filmin süresinin uzunluğuna aldanıp, "çok uzun,sıkılırım ben" demeyin çünkü zaman ne ara geçti anlamıyorsunuz.Adamlar öyle bir film yapıyorlar ki gerçek hayattan kopup filmin tam ortasında buluyorsunuz kendinizi.


Bir çok komedi filmler izledim ama bu kadar eğlenip ve güldüğümü pek hatırlamıyorum.Hintliler farklılıklarını yine göstermiş oldu.Zaten konusunu okurken bile eğlenceli bir şeyler olduğunu fark ediyorsunuz.Neşeli yorumumdan önce konusunu özet olarak anlatmak gerekirse ; Film bir adamın uçağı,bayılmış numarası yaparak durdurmasını ve diğer adamın yataktan fırlayarak pantolonsuz -evet adam resmen yataktan öyle fırladı- yollara Ranco denilen adam için düşmeleriyle başlıyor.Hemen merak söz konusu oluyor.Kim bu Ranco ? Sorumuza cevaben geçmişteki olayları izliyoruz.Bu 3 kafadarın üniversite yıllarındaki hallerini görüyoruz.Nasıl tanıştıklarını,neler yaptıklarını,inanılmaz fedakarlık gerektiren dostluklarını,hangi maceralara atıldıklarını ve Ranco'nun aralarından nasıl ayrıldığını... Ranco çok zeki ve bilimadamlığına aday bir öğrenci.Bir yandan zeki ama bir yandan oldukça muzur biri.Ranco, Farhan ve Raju'yu biraz kışkırtan ve destek veren bir arkadaş aynı zamanda.Ranco her zaman her şey için bir haksız sebep buluyor ve bunu savunuyor.Bu yüzden üniversitenin Dekanının gözünde "kötü örnek arkadaş" olarak kalıyor.Ve bu 3 ahmak o dekandan neler neler çekiyor.Eh bunlarda az ahmak değiller.Hele Ranco gidip Dekanın kızına vurulunca olaylar bambaşka bir boyuta geçiyor.Kız ilkten Ranco'nun amacını anlamıyor ve baya sert davranıyor ama sonra aklından çıkmaz oluyor.O sahnelerde oldukça komikti ve müzikal tarzdaydı..Klasik aşık kızıydı resmen.Olaylar ne çok hızlı ne çok yavaş geçiyor.Tam tadında her şey oluşuyor ve olayın aslını öğreniyoruz.Yıllar sonra dekanın kızı Pia ve Farhan ile Raju'nun yolları kesişiyor.Amaçları Ranco'yu bulmak.Farhan ve Raju'nun Pia'yı aldıkları sahne görülmeye değer.Gerçekten ahmaklar,zekiler ve komikler.Filmin sonuna şaşırdım.Böyle bir şey olabileceğini düşünmemiştim.Ama sonradan çok anlamlı geldi.Ve sonu gerçekten mükemmeldi.Yine görülmeye değer bir sahne ile bitti.Biterken bile kahkaha atıyor insan.Bir ara filmi dondurup kahkahalarıma devam ettim zaten.İnsanın arada böyle filmler izleyip,kafa dağıtması lazım...


Filmde duygusal sahneler yok muydu ? Elbet vardı.Şoklar geçirip,ağzım açık ekrana baktığım zamanlar oldu.Müzikal sahnelerde vardı ve bunlar hiç itici ve sıkıcı gelmiyordu.Tam tersi bambaşka renk katmış filme.Zaten film sonrası o müzikleri buldum ve mp4ümde sık dinlenenler arasında.
Film her şeyiyle dört dörtlüktü.Aamir Khan'ın karakteri bu sefer çok farklıydı.Adam filmi çektiği zaman 44 yaşındaymış.Bu bilgiyi bilmesem taş çatlasa 25-30 falandır derim.Gerçekten adam hiç yaşını göstermiyor.Minyatür olduğundan olsa gerek.  Diğer oyuncular,kadro,ekip mükemmeldi.Hint yapımı filmlere bambaşka açıyla bakmamı sağladılar.Biraz araştırma yapınca böyle orijinal ve ilgi gören Hint yapımı filmlerin ülkemizde vizyona girmediğini öğrendim ve çok şaşırdım.Bence ülkemiz böyle filmlere daha çok yer vermeli.Nereye kadar Amerikan,İngiliz yapımı filmler ? ( Sakın yanlış anlamayın.Amerika delisiyim ama olaya farklı açılardan bakmak gerek.) Bence Ghajini ve 3 İdiots ülkemizde çıkan her tür yapımlı filmlerden daha güzel.Sinema dünyasında reklamın önemini bir kere daha anladım.Reklam olmadıkça filmlerin değeri görülmüyor.Umarım bundan sonra Hint yapımı filmleri sıkça izleriz.Çünkü artık her fırsatta böyle filmleri izleyeceğim.Bazen göz önünde olmayan,kenara atılmış,değersiz gibi gözüken filmleri izlemek gerek.Şahsen bu 2 film bana oldukça katkı sağladı.3 İdiots sadece bir komedi filmi de değil.Anlayana bir sürü öğüt,derste var.Oldukça etkileyici idi.


Son olarak eğer bana güveniyorsanız en en yakın zamanda 3 saatinizi ayırın ve filmi izleyin.Boşa zamanınız gitmeyecek emin ol.Garantisini veriyorum yine.  Şimdiden iyi izlemeler. :D

Not : Filmin Türkçe dublajı var mı bilmiyorum ama size önerim altyazılı izleyin.İlk Hint yapımı film izleyişiniz ise endişe etmeyin.ilkten tuhaf geliyor ama sonradan kulağınız alışıyor ve zaten ingilizce - hint karışımı bir dilleri var.Kesinlikle bu deneyimi yaşamınız gerekir. 


Filmden şarkılar : All izz well / Give me some sunshine / Zoobi Doobi