Merhabalar
Bu aralar birbirinden çok zıt kitaplar okuyorum. Bir gün fantastik bir gün şiir bir gün de Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sı gibi... Bu kitabı okumayan sayılı insanlardandım sanırım. Ama iyi ki geç okumuşum dedim. Hem yaşımın getirdiği olgunluk sayesinde içime sinerek okudum hem de 'okumuş' olmak için değil anlamak, doymak ve benimsemek için okudum.
Ve böylece Sabahattin Ali işe tanışmış oldum. Yazarın düşünce tarzına bayıldım. Çünkü bu konuda çok benziyoruz. İnsanları analiz etmeyi, mimiklerinden ya da dış görünüşlerinden hayatlarına dair tahminler yapmaya bayılıyoruz. Sabahattin Ali gibi ben de çoğu zaman sokakta yanımdan geçen bir insanın hayat hikayesini çok merak ediyorum. Makyajın dibine vurmuş bir kadının aslında ne tür acılar çektiğini, kızların peşinde sülük gibi koşan bir erkeğin aslında nasıl bu kadar sevgisiz kaldığını merak ediyorum. Ve bu kitap resmen duygularıma tercüman olmuş. Kitaba birçok yönden bayıldım.
Öncelikle kitaba başlarken beklentisizdim ve olayların birden farklı bir boyuta geçmesi beni şaşırttı.
"... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri..."

"Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?"
Kitabın bundan sonrası Raif Efendi ile Almanya'da tanıştığı Maria Puder (Kürk Mantolu Madonna) 'ın hikayesini anlatmaktadır. Buralardan bahsetmeyeceğim çünkü okunması gerekiyor. Yazar öyle güzel işlemiş ki konuyu... Dün gece başladım kitaba ve sabah erkenden kalkıp okumaya devam ettim. Kitabı bitirdiğimde böyle göğsüme öküz oturmuş gibi hissettim. Kitabın sonlarına gelirken bazı şeyleri tahmin etmeme rağmen okuması farklı etki yarattı. Romantik seven biriyim ama sonu dramla biten romantik kurguları daha çok seviyorum. Nedense çoğu zaman mutlu sonlar bana yapmacık gelir. Bu kitapta ise her şey doğaldı. Maria Puder karakteriyle o kadar benzeşiyoruz ki... Post-it ile doldu kitap. 👀 Çoğu yerleri fosforlu kalemle işaretledim. Çok eski bir zamanda yazılmış olmasına rağmen günümüzdeki duyguları hala kapsıyor bu kitap. Kesinlikle okunmalı. "Ben o kitabı okudum ya," demek için değil, "Sabahattin Ali ile tanıştım," demek için okunmalı. Kitabı sindire sindire, her sayfasını acele etmeden okudum. Birkaç eski kelime vardı ama takılmadım ona. Zaten günümüz Türkçe sözcük karşılıkları sayfaların alt kısımlarında mevcut.
"Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemeyiz."
Eh ne diyebilirim? Okuyun, okutun. Kürk Mantolu Madonna'yı Instagram'da 'popi' diye değil edebiyatımızın bir parçası olduğunu bilerek anın.
Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane