Pages

PuCCa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PuCCa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2015 Perşembe

Kitap Yorumu: PuCCa Günlük 5 - O Adam Buraya Gelecek


Merhabalar !

Nabersiniz ? Ben PuCCa okuduğum için süper mutluyum. Neredeyse bir yılı aşkındır bu çılgın kadını okumuyordum. Gerçekten ona ve günlük tarzındaki kitaplarına hayranım. O Adam Buraya Gelecek kitabını uzun süre bekledik. Bu sırada ilk kitabını rezil bir şekilde filmini çıkardılar. Ben izlemedim, izlemem de. O kısımda olaylar karışık zaten. Bir de üstüne yayınevi değiştirildi. Dex üstlenmiş ama benim aklımda başka bir yayınevi vardı. Keşke onlarla anlaşmış olsaydı dedim ama neyse...

"Kendimi bildim bileli günlük tutardım açıkçası. Çünkü bu hayatta en korktuğum şey; unutmak, unutulmak."

Önemli olan sonunda PuCCa okumam. Bir kere PuCCa kesinlikle halktan biri. Anlatamadıklarımızı, ifade edemediklerimizi bizim yerimize öyle güzel bir ortaya seriyor ki... Onu bu kadar çok sevmemin nedeni bu sanırım. Kendimi buluyorum onda. Yaklaşık dört senedir takip edip, okuyorum. Aramızda yaş farklı olmasına rağmen, hayatlarımız hem zıt hem benzer olmasına rağmen onu okurken hep kendimden bir şeyler buluyorum. Onu okuduğum sıralarda karakterime de katkı sağladı. Yani nasıl desem, tam kafadar biri. Hem eğlenmeyi hem başını belaya sokmayı hem nasıl cevap vereceğini hem de nasıl güçlü kalacağını bilen biri. Ben cidden delicesine seviyorum PuCCa'yı. O yüzden bu kitabını okurken baya heyecan yaptım. Tam tahmin ettiğim gibi zevkle okudum. Bir günde bitti. Post-it dolu, anlamlı ve komik cümlelerin altı çizili bir şekilde kitap bendeki yerini aldı.

"Benim kendimi sevmekle ilgili büyük bir problemim var, başka biri tarafından seviliyor olmak bana imkansızmış gibi geliyor."

Uzun zamandır böyle kafa dağıtan, kahkaha attıran, düşündüren, 'vay be' dedirten bir kitap okumamıştım. Beynim rahatladı. Ama bazen de olayları okurken 'ay bana geliyorlar' dedim. Çünkü PuCCa'nın hayatı bokluktan çıkmıyor. Seriyi okuyanlar bilir bu kız hayatına aldığı her erkekten çekti ve çekmeye devam ediyor. Tamam bizimki de az değil ama o Ceri varya... En baştan ısınamamıştım ama bu kitabın başında resmen deli etti beni. PuCCa anlattıkça sanki ben yaşıyormuşum gibi hafakanlar bastı beni. Yeni karakter olan Limon'a yeşil ışık yolluyorum buradan. Sanırsam tahmin ettiğim kişi zaten. Limon'u onaylıyoruz PuCCa!

"Aşk zaten bence, zedelenen egonu tamir etmeye çalışman."

Kitap, PuCCa'nın hiç çekinmeden yazdığı günlüğü ama öyle boş bir günlük değil. Yeri geliyor öğüt veriyor, hayatında yaşadığı anılardan örnekler vererek minik uyarılar yapıyor. İşte bu yüzden bu seriyi seviyorum. Arada açıp açıp okuyorum zaten. Bir de bu kitap çok sevdiğim bir bölüm var. Minicik bahsedeceğim. Gerçekten hayal gücüne hayran kaldım ve kıskandım. :D "... hoop hafızam 64GB'lık oldu. Önümde çok az bir vakit var, anılarımı 64GB'lık alana doldurmalıyım. Bazı anıları atmam gerekiyor. Hangilerini alsam, hangilerini atsam." İşte bu bölüme bayıldım ve farkında olmadan cidden oturup, düşündüm. Böyle bir şey olsam ben n'apardım ? Neyse, derin konualar. Geçelim.

Ya daha ne anlatsam bilemedim. Tipik PuCCa. Kendinden ödün vermeyen, sözünü esirgemeyen çılgın bir Türk blogger ve şimdi kitap sahibi. Okuyun bu çılgının günlüklerini. Tabii ben olsam öldürsem günlüklerimi okutmam. (Bilmem kaçıncı deftere geçtim ama günlüğümü okuyan şanslı kişi yok. Olmasın. Yoksa harbi biterim.)

Hadi ben kaçar. Yeni seriye bir adım atacağım sanırsam.
Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

22 Aralık 2013 Pazar

Kitap Yorumu : PuCCa Günlük 4 - Ay Hadi İnşallah !


Tatlım, Beyazlı Atlı demişsin ama bu sadece at !

Bir PuCCa kitabının daha sonuna geldim. Hatta geç okuduğum için kendime söylendim bile. PuCCa okumak çok eğlenceli ve değişik bir şey. Kitabı okurken bi an kahkaha atmaktan tükürüğünüzle boğulma riskine bile giriyorsunuz ama öyle bi an geliyor ki "hanimiş benim mendilim" modunda oluyorsunuz. Çok dengesizleştiriyor bu kitap beni. N'apcam bilmiyorum. Okumadan da duramıyorum. PuCCa bu ! Nasıl okunmasın ?

Çözüm önündedir ama sen yine de denklem istersin.

Bir de benim kitap sıram var. Şu okunacak, arkasından şu falan diye... Öyle de piskopat bir kitap kurduyum. Neyse. Gittim PuCCa'yı aldım. Bi içindeki başlık adlarına bakayım dedim. Çünkü cidden okunması çok eğlenceli oluyor. Tam okudum, arka sayfayı çevirdim. "Aaa Ceri ve Paris aynı cümle içinde. Dur buna da bir göz atıyım." derken bilin bakalım ne oldu ? Kitap bitti. Ne ara bitti arkadaş, vallahi anlamadım. O kadar akıcı ve eğlenceli bir dili var ki... Edebi bir değer beklemeyin. Eğlencesine okunacak bir seri bu zaten. Çik-lit tarzı desem değil... Böyle çerezlik bir kitap. Soğuk havalarda yatağa gömül, oku saatlerce. Tabii benim öyle bir keyfim olmadığı için 4 saatte okunup bitirelebilecek kitabı koca 4 günde bitirdim. Onunda ayrı bir zevki oluyormuş canım. :D Dershaneden çık. Elinin tersini alnına yapıştır "Ayh içim şişti bu dersten. Bi gidip PuCCa okuyup kendime geleyim." deyip saatlerce kitap okumalar falan... Deneyin derim.

İstemediğim ot olsan, burnumun dibinde kalsan.


Bu serinin bir diğer özelliği, şimdi konusundan bahsedeceğim ama ne yazsam kararsız kalıyorum. Dur şundan bahsedeyim diyorum, yok ya bu direk spoiler olur bir sürü beddua yerim diyorum. Belli bir konusu yok aslında. PuCCa'nın anormal, komedi, tüm aksiliklerin toplandığı ve bir normal insanın bulunmadığı disko topu gibi rengarenk hayatını okuyoruz. Bazen cidden çok komik oluyor. Okurken bir kahkaha atıyorum taa öteki odadan annem sesleniyor "Yine mi o kızı okuyorsun" diye. Alıştı kadın artık. :D PuCCa okumayı seviyorum. Bana ilk kitabını verdiklerinde hiç yüzüne bakmadan sahafa gidip satmıştım. Sonra ikinci kitabı verildi. Haydaaa, neyse bir içine göz atayım dedim. Marilyn Monroe falan var böyle. İlk sayfalarda başlık adlarına gözüm takıldı. Beni aldı bir gülme... Sonra gidip, para verip ilk kitabı aldım. (Kar yapıyorum diye sırıtırken zarara uğradım aslında) Ondan sonra beni tutabilene aşk olsun. Her Kasım'da millet ruh ikizini bekler, aşk yaşamak için. Ben PuCCa'nın kitabı çıksa da gecem gündüzüm birbirine karışsa diye bekliyorum. Kitap öyle bir içine alıyor ki sizi... Şu sayfaya da bakayım, ay dur şurada şunun dedikodusunu yapacak derken gece 2,3,4 ve kitap bitiyor. Pörtlemiş gözlerle ortada kalıyorsunuz öyle. :D

Daha ileri gitmek için bir adım geri gitmek gerekir.

PuCCa'yı bu kadar çok sevmemin bir diğer nedeni ise ; ben insanları dinlemeyi çok severim, o ise anlatmayı çok seviyor. Ne kadar uyumlu bir ikiliyiz aslında. O yüzden her yazdığını büyük bir açlıkla okuyorum. Nedense onun tecrübeleri, deneyimleri, anıları çok ilgimi çekiyor. İlla bir şekilde hayatınızla uyumlaştıracağınız bir şey yaşıyor. Sevgili konusunda olsun, aile konusunda olsun mutlaka bir şekilde aynı düşünceye varıyorsunuz. Çünkü o bizden biri. Bizim içimizi döküp, anlatamadıklarımızı o çok rahat bir şekilde anlatıyor. Ve bizde okurken "Evet işte ! Demek istediğim buydu." diyorsunuz. 

İnsanın canı çocukken çok yanınca, hep acıyacakmış gibi geliyor.

Bu kitabında şimdiki sevgilisi Ceri ön plandaydı. O kadar tartıştılar, kavga edip ayrıldılar ve barıştılar ki... Artık içim dışım onların ilişkisi oldu. Normalde bunlardan nefret ederim. Hatta bir ara gözlerimi devirip yeter artık dediğim zamanlarda oldu.Ama bir şekilde kitap devam etti. Ceri'yi yerden yere sürükleyip, dövmek istedim. (Ki adam benden yaşça büyük.) Kıza her kükrediğinde bende arkadan saldırmak istedim. :D Adam'la yaşadıkları olaylar da çok ama çok hoşuma gitti. Bir ara Adam bir şey söyledi, tüm karizmayı yerle bir etti ama sonunda üzüldüm adamın haline ya... Bu kitapta çok kritik bölümlerde vardı. PuCCa'yı ve yıllardır görüşmediği annesiyle olan konuşmalarını okumak... Of çok fenaydı. Küçük İbo'ya bile çeviriyorsun bizi PuCCa !

Kendimi artık devam etmek zorunda kalan 12.sezon dizisi gibi hissediyorum.

Bunların dışında... Valla ne desem az. Hayatınıza renk katmak istiyorsanız alın, okuyun derim. Ben çok severek okuyorum. Kitapları dışında blog'unda ve gazete-dergide de yazıyor. Onları da büyük bir açlıkla okuyorum ama kitaplar gibi olmuyor tabii. PuCCa'da bir blogger ve şimdi hayatını yazarak para kazanıyor. İmreniyorum ona cidden. Hakkıyla yazıp, hayatını yaşıyor kız. O kadar çok seviliyor ki ; geçen gün Instagram'da kitabını okuyorum diye kitabın kapağının fotoğrafını çekip koydum. Aradan daha bir saniye geçmesiyle bir beğeni toplamış ! Hayatımda bu kadar Instagram'da beğeni toplamamıştım. Gözlerim şaşı oldu. İlk defa bir fotoğrafımı 30 kişi beğendi. Sağol PuCCa, sayende geçiniyoruz işte. :D 

"Bitti!"
"Aa iyi, bittiyse bitti!"
"Asıl sana bitti!"
"Bu kez gerçekten bitti!"
10 dakika sonra... "Ne yiyelim?"

Hadi benden bu kadar. Gelecek PuCCa kitabında görüşmek üzere ! (Daha şimdiden kitabın ; kapağını, adını, içeriğini, kaç sayfa olacağını merak ediyorum.)

Not : Umarım bir gün Ankaralı'yı, Erik'i ve Pekmez'i görürüz. Allam, o kadar çok merak ediyorum ki ! Ceri'de olduğu gibi hayal kırıklığına uğramam umarım.

Sevgiler, öpücükler ; Jane

PuCCa'yı neden mi kendimde görüyorum : "Ne kadar acı, geçmişini unutmak. O günden beri, neler yaşadığımı unutmamak için hep günlük tuttum. Hep ama... Bir gün olur da unutrsam beni bir odaya tıkarlarsa, geri hatırlarım umuduyla. Unutmaktan çok korktum, o kadar korktum ki hayatımda bir parça iyi ne varsa sıkı sıkı sarıldım." - PuCCa

17 Haziran 2013 Pazartesi

PuCCa Serisi

Seninle ilk tanıştığımızda iyiliğine inanmıyordum,ayrıldığımızda ise kötülüğüne.Şimdi,sanki seninle büyümemiş,onca şeyi yaşamamış,hatta hiç tanışmamış gibiyim.... 


PuCCa - Allah Beni Böyle Yaratmış 

PuCCa adıyla tanınan,dizüstü edebiyatında yeni bir çağı başlatan blogger yazar,3.kitabıyla yine kitap listelerinde bir numaraya ulaştı.O halktan biri.Bu kadar sevilmesinin ve okunmasının nedeni ise insanların -özellikle bayanların- dile getiremediği sözleri tatlı diliyle,sempatik halleriyle ve açık sözlülüğü ile kitaplarına yansıtmasıdır. Kitabını elinize aldığınızda sanki kendi hayat hikayenizi anlatan bir romanı okuyormuşsunuz hissini veriyor.Aslında günlük yaşantımızda o kadar benzer olaylar yaşıyoruz ki...Bazen "acaba bu sadece benim başıma mı geliyor,benim suçum ne" dediğiniz oluyordur.İşte PuCCa bu benzer olayları dile getirdiği için daha çok okunuyor.Ortak meselelerimiz,sıkıntılarımız,dertlerimiz...Her şeyi bir arada bulabileceğimiz kitap -blog- yazmış. Normalde çik-lit tarzı kitapları sevmem.Aslında PuCCa için tam çik-lit tarzıda denilemez.Fakat kitap resmen hayatımı değiştirdi.Daha doğrusu hayata bakış açımı değiştirdi. Sakın ola bu seriden edebi değerler,özellikler beklemeyin.Tamamen hobi olarak yazılmış,eğlenceli, yeri geldiğinde ağlatan yeri geldiğinde gülmekten karın ağrıtan bir seri. Türk okuyucuların -özellikle kitap okuma alışkanlığı çok olmayan ve bir kitaptan çok çabuk sıkılanlar- rahatlıkla okuyabileceğinden,tavsiye ettiğim bir seridir.Yaş kitlesi sınırlı değil. 7'den 70'e herkes okuyor.Hele ki erkekler okuduğunda aslında bayanların nasıl bir düşünce yapılarına sahip olduğu hakkında fikir ediniyorlar. Biz bayanlar çok güçlüyüz. Elimizdeki değerleri,kozları kullanmayı çok iyi biliyoruz. Özellikle bu seride erkekler hakkında daha çok bilgi öğreniyoruz.Aslında bildiğimiz hatta uyguladığımız şeyler fakat bunları bir başkasından okuyunca daha da farkına varıyoruz. Bu yüzden PuCCa hayatımızda önemli bir yer edindi. Onun kitaplarını okuyan insanları otobüslerde,duraklarda,okullarda hatta iş yerlerinde bile görebilirsiniz.



  PuCCa'yı bu kadar anlattıktan ve bazılarınız için tanıttıktan sonra gelelim 3.kitabın konusuna...Birinci kitabında 'Küçük Aptalın Büyük Dünyası' 'nda ilk anlattığı erkek arkadaşı Ankaralıyı bu kitapta daha yakından ve hayat hikayelerini en baştan okuyoruz. İlk kitabı okuyanlar bilir. Kızımız,Ankaralıyı zorla terk edip İstanbul'a geliyordu ve ondan intikam almak için blog yazmaya başlıyordu.Aralarda ondan kısa kısa bahsediyordu ama hepimizin kafasında soru işareti oluşmuştu. 'Kim bu Ankaralı?' PuCCa'nın tabiriyle "Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan İmirzalıoğlunun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyor." diye tanımladığı bu adamı bir ilk yaparak baştan sona tüm kitapta onunla olan geçmişini anlatıyor.Daha önceden merakla beklediğim için kitabı sabah elime aldığımda taa akşam gözlerim şiş bir şekilde yerine,bitirerek bırakmıştım.Olayları anlamlı,eğlenceli başlıklar altında oldukça akıcı ve sıkmayan bir dille yazmış.PuCCa yine döktürmüşte döktürmüş...Ve aslında kitapta verilen mesaj şuydu "Ön yargılarınızı kaldırın,bazen nefret sevgiye hatta en büyük acıya ; aşka dönüşüyor." Yine yeri geldiğinde kahkaha attırıp yeri geldiğinde de gözleri yaşlarla dolduran bir kitaptı.Okumalısınız.Sıkılmayacağınızı düşünüyorum.İlk defa okuyacak olanlar şanslılar ki arka arkaya 3 kitabını birden okuyabilirler.Aman dikkat ! Kitaplar kısa sürede bitebilir.Bu yüzden ya haftasonlarında ya da boş zamanlarınızda rahat rahat,sıcak kahvelerinizle/çaylarınızla beraber okuyun derim... İyi Okumalar !

1.Kitap : Küçük Aptalın Büyük Dünyası
2.Kitap : Ve Geri Kalan Her Şey
3.Kitap : Allah Beni Böyle Yaratmış.

Kitaplardan kısa kısa ön okumalar  :


Küçük Aptalın Büyük Dünyası : Mutlu son diye bir şey yoktu,mutluluk sonsuza kadar da sürmeyecekti,beyaz atlı prensesim şuan kim bilir hangi kızları götürüyordu.O o....çocuğunu beklerken başıma gelmeyen iş kalmadı,artık ondan da bir umudum kalmadı bu yüzden...

Ve Geri Kalan Her Şey : İki gündür evde Lost izliyorum.O adadaki mistik esrarı çözerken dizideki belli detaylara takılı kalarak,kafa dağıtıyorum.Mesela,şu kızlar kaş,bıyık,ağda,dip boyası gibi şeyleri nasıl yapıyorlar ? Onu da gösterip aradan çıkarsınlar bence.Hiç mi koltuk altı uzamaz anacım bir insanın ? Hadi elin Amerikalısının diyelim ki kılı uzamaz,o dip boyasını nasıl hallediyorlar ? O adaya sadece ve sadece ondan gitmek isterdi,yemin ederim. Bir de diziye kendimi öyle kaptırmışım ki rüyalarım bile alt yazılı olmaya başladı.Adam konuşuyor rüyamda,altta bir yazı beliriyor,onu okuyorum.Rüyanın sonunda da 'Pınar Batum' yazıyor.
Allah Beni Böyle Yaratmış : Tam karşımda,öylece duruyordu ya öylece,sanki o kadar acıyı bana yaşatmamış gibi,sanki onca seneyi onunla geçirmemişim gibi bakıyordu bana. Tanımış mıydı ? Muhakkak,boru mu beraber büyüdük,dört sene beraber yaşadık,beraber yapmadığımız tek şey unutmak eylemi olmuştu.Karşımdaydı şimdi,yaşlanmış epeyce.Kaşlarının ortasını hala alıyor ve hala aynı gülümsemeyle,gözleri küçülerek bakıyor.Hep merak ederdim, çok çok çok büyük aşklar seneler sonra birbirleri hakkında neler düşünürler diye.Ona sarılıp uyurken,ya bir zaman sonra başka birileriyle olursak,birbirimizi nasıl hatırlayacağız diye.Meğerse böyleymiş...