Pages

Wendy Higgins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wendy Higgins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2016 Çarşamba

Kitap Güncellemeleri 2 - Kış Biterken...

Merhabalar!

Jane olmayı özledim. Hem de deli gibi! Saatlerce bilgisayar başında oturup, blog'a yazmayı özledim. Tam iki buçuk aydır blog'a bir şey yazmıyorum. Ama her şeyin takibindeyim. Blog 300.000+ tıklanma almış. Daha açılalı üç yıl olmadı ve siteyi ziyaret yapanların oranına bakın! Bunu apayrı değerlendireceğim. Ve bir sürprizim olacak ama her şeyin kesinleşmesini bekliyorum. Onay olur olmaz hem buradan hem Instagram'dan duyururum. Ve haftasonu başlayacak olan İzmir Kitap Fuarı'nda şimdiden eğlenceler ! Ben yine ve yine fuara katılamıyorum. Bu sene fuarsız geçireceğim. :(

Gelelim yokluğumda neler okudum. Şimdi bunlara uzun uzun yorum yapmak isterdim ama açıkçası detaylı konulara girecek kadar taze bilgilerim yok. Birçoğunu kütüphaneden alıp, okuduğum için kitaba açıp da bakamıyorum. O yüzden bende bıraktıkları etkilerden bahsedip, en taze kitap yorumlarına geçeceğim.

Çöküş ve Yükseliş / Leigh Bardugo: Bir seri daha bitti. Martı Yayınları'ndan çıkan Grisha serisine geçen sene başlamıştım. Aslında kurgusu çok sağlam ve alışık olduğumuz bir şey değil. Ama sanırım yazar biraz acemiliğe kaçmış. Kurgu iyi ama karakterler zayıftı. Seride favori karakterim Nikolai idi ve Karanlıklar Efendisi'ni de seviyordum nedense. Seri güzel bitti. Final kitabı fena da değildi ama seriye çok ümitlenerek başlamayın derim. 3/5 


Harry Potter ve Azkaban Tutsağı | Harry Potter ve Ateş Kadehi: Harry Potter serisinin kitaplarını da bitirmeye hazırım! Kütüphaneden aldığım Azkaban Tutsağı ve Ateş Kadehi kitaplarını arka arkaya okudum. Yemin ederim başım dönmüştü. :D O kadar müthiş geldi ki... Kitaplar bitince ben neredeyim ya, havasında oldum. Seriye devam etmek için sabırsızlanıyorum. Artık filmlerini izlerken, kitapları daha eğlenceliymiş demeye başladım. Kitaplar bambaşka arkadaşlar. Yazar adeta döktürmüş. Yaş 21 ama ruhum Harry Potter'a aşık. İstanbul sonrası kaldığım yerden devam edeceğim seriye. 5/5


Zac ve Mia - A.J. Betts: Gelelim Pano Yayınları'ndan çıkan Zac ve Mia'ya... Ya kitap çok açık kapı bırakarak bitti. Böyle tam kurgunun moduna girdim ve hoop kitap bitmişti. Ki ben böyle hastalıkla mücadele eden karakterleri olan kurgulara bayılırım. İşin içine aşk, bağlılık ve biraz felsefi düşünceler girince ayılıp bayılırım. O yüzden bu kitabı cidden sevdim. Çok akıcıydı ve sıkmayan bir kurgusu vardı. O karakterlerin güçlü olmaları, kendileriyle ve çevresindekilerle mutlu olma çabaları... Nasıl desem ? Tam anlatamadım da. Yazma yeteneğimi kaybediyorum sanırım. :D Siz okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. 4/5


Tatlı Hesaplaşma - Wendy Higgins: Go!Kitap'tan çıkan ve inanılmaz bir okuma kitlesine oluşan bu seriyi de bitirdim. Serinin geneli tam bir çerezlik. Böyle sıkmayan, sayfaları hızlıca okutturan bir dili var. Kurgusu da aslında çok iyi ama yazar tarafından 'çok etraflıca' işlenememiş. Bence. Seriyi bitirdim ama böyle nasıl desem içime sinmedi. Meeh, yani. Okuduğum için pişman da değilim ama bu seriden çok daha iyileri var. Onlara öncelik tanıyın. Ama karşınıza bu seri çıkarsa da şans verin. Belki siz daha çok seversiniz. Özellikle de genç fantastik serilerine yeni başlayanlara öneririm. 2/5



Devrimin Kızı - Amy Engel: Yabancı Yayınları'ndan çıkan ve bana adeta 'çerezim' diyen seriyi de bitirdim. (Ne çok seri bitirmişim!) Serinin kitapları cidden ince ve tam çerezlik. Böyle sabah başlayın, akşam biter. Kurucunun Kızı, hoşuma gitmişti. Ama kurgusu bir distopya için basit kalıyordu. Yine de bir distopya delisi olarak seriye devam ettim. Final kitabı 'ehh' derecesinde. Ne iyi ne kötü. Onaylamadığım yönleri de vardı onayladığım da... İlk defa distopya okuyacaklar varsa öneririm. Dili ağır değil ve iki kitaplık bir seri. 3/5

Daha iki kitap daha var ama onlara ayrı muamele yapacağım. :D Artık kış bitti. Sevdiğim mevsimlerden ilkbahar ve en sevdiğim aylardan olan nisan ayı geldi. Okunacak bir sürü müthiş kitap var elimde. Okumak için avuçlarım kaşınıyor. İzlenecek milyon dizi ve film var. Bir ara onlara da değineceğim. Sürprizler de gelir. Yani güzel günler bizi bekliyor. Jane'in tatili bitti ve artık hep buralardayım. Arada belli edin kendinizi.

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

24 Haziran 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Tatlı Tehlike - Wendy Higgins


Merhabalar

Yine bir kitap daha bitti. Ama beni de bitirdi. Tamam, her şey hoş güzel hatta serinin ilk kitabı Tatlı Şeytan'ı okuduktan sonra devam kitaplarından umudum var demiştim. Tatlı Tehlike ne yazık ki fos çıktı. Okutturmasına okutturuyor kendini. Üç günde falan sadece akşamları okuyarak kitabı bitirdim. Ama bu kadar durağan, sıradan bir kurgu görmedim. Aslında kurgunun uçulacak bir hayal dünyası var ama yazar yetersiz kalmış sanki. Ya da diğer kitaplara saklıyor olabilir. Bilemiyorum.

Aksiyon yok. Heyecanlı olay yok. Entresan, merak edici unsurlar yok. Sadece Anna'nın yeni hayatındaki değişikliklerini, habire Kai'yi düşünüp ona ulaşma yollarını bulmasını, Kai'nin köşe bucak kaçmasını, en sonunda dayanamayıp birbirlerini yemelerini okuyoruz. Kitap bundan ibaretti.

Kitaptan umudunuz olmasın. Ama ben hala seriden ümidimi kesmedim. Çünkü gerçekten genişletilip, heyecanlı bir seri haline getirecek hayal dünyası var ortada. Yazarın parmakları klavyede dans edip, karakterleri hareketlendirmeli. Ben artık ergen karakterler okumak istemiyorum. Tamam yaşları küçük ama artık biliyoruz ki günümüzdeki serilerde bu yaşlardaki karakterler süperötesi işler çıkarıyor. Bu kitapta hepsine ayrı gıcık olarak okudum. Bir tek Blake'i sevdim. Eğlenmeyi bilen, mızmızlanmayan, anı yaşayan bir karakter. O da olmasa zaten kitabın sonlarına doğru sıkıntıdan patlardınız.

Ay çok mu sert yorum yaptım bilmiyorum ama ben bu aralar alışmışım beni şaşırtan, heyecanlandıran, kahkaha attıran kitaplara. Böyle arada denk geliyor. Durgun, hayattan mezdiren, karakterlerin uyuz davranışları falan... Gerçek hayatta zaten etrafımda yeterince sinir bozucu, uykumu getiren insanlar var. Onlardan kaçıp, kitaplara sığındığım zaman daha entrikalı, farklı ve beni uçuracak bir şeyler aramam gayet normal. O yüzden bu kitap beni tatmin etmedi. Yine de dediğim gibi kendini süper okutturuyor. Yazarın bu yönüne hayranım. Konu sıradan ama sıkmadan size sayfaları çevirttiriyor. Umudum hala diğer kitaplarda. Kitabın sonunda zaten bazı şeylerin sinyallerini vermiş yazar. Yeni karakterler de ortaya çıkmaya başladı. Artık şu Düklerin derslerini verip, hayatı yaşasın bu gençler!

Şimdilik bu kadar. Sıradaki kitap cidden çok güzel duruyor umarım hayal kırıklığına uğramam.

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Tatlı Şeytan - Windy Higgins


Merhabalar...

Güzel bir kitapla geri geldim. Zaten bu aralar evde çok güzel zaman geçiriyorum. Üç gündür, aralıksız Tatlı Şeytan'ı okudum. Bir yandan How I Met Your Mother izliyorum. Bir yandan da okul başlamadan sezon sezon dizi indirip, depolama yapıyorum. Yani diyeceğim o ki; asosyal gibi görünsem de çok meşgulüm. (Yandan dil çıkarmalar...)

Gelelim Tatlı Şeytan'a... Bu kitabı Goodreads'de çok sık görmeye başlamıştım. Hem kapakları güzel hem de konusu ilgimi çekmişti. Sonra bir baktım GO!Kitap, Tatlı Şeytan hazırlıklarına başlamış. İstanbul Kitap Fuarı'nda kocaman tanıtımlarını görmüştüm. Daha da merak eder oldum. Ve kitap geçen hafta elime ulaştı. O sırada Hiçliğin Kıyısında'yı okuduğum için kitap biraz bekledi ama sonra ona gömüldüm.

Çok akıcı bir dili vardı. Yani, günde rahat bir yüz küsür sayfa okuyabilirsiniz. O yüzden kitap bende çabuk bitti. Hızlı okuduğuma da sevindim. Olaylar bazen ilerledi, bazen duruldu derken kitap bitti bile. Ara verip, okursanız biraz zor kavrayabilirsiniz konuyu.

Kurgusu çok hoşuma gitti. Hem melekler hem de şeytanlar hakkında ama bunlar öyle sıradan ya da bildiğimiz türden değiller. Aslında bildiğimizden türlerden. Bu durum biraz kafa karıştırıcı olabilir ama kitabı okuyunca ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. :D Yani, kurgu bir yandan inandırıcı bir yandan da tatmin ediciydi. Yazar, sanırım bu durumu çok iyi araştırmış. Çünkü hemen hemen her dine göre yorumlamış. Melekleri ve Şeytanları küçüklüğümüzden beri duyuyoruz. Bu kitapta ise onları daha yakından tanıyoruz. Birçok çeşitleri var. Öfke, Nefret, Kibir, Şehvet... Her birinin Dük'leri var. Şunu da belirteyim. Kitabın değişik bir kurgusu olduğu için yeni terimlerle karşılaşacaksınız. Kitabı okudukça daha iyi anlayıp, kavrıyorsunuz. 


"Zevk, günahın tuzağıdır." -Platon

Dük'leri, Şeytan'ın adamları olarak düşünebilirsiniz. Ve bir de Nefiller var. Bunlar bahsettiğim Dük'lerin dünyadaki çocukları oluyorlar. Melez gibi bir şeyler. Çok değer verilmiyor ama tüm önemli görevleri onlar yerini getiriyor. Bazıları görevlerini çok ciddiye alıp, tamamen işine odaklanıyor. Bazıları ise dikkatini dağıtacak şeylere kendini kaptırabiliyor. Kaidan gibi... Tatlı Şeytan'ın bateristi, yakışıklısı ve aynı zamanda sinir bozucusu Kaidan ile tanışın. Kendisi daha reşit olmamasına rağmen çok şey yaşamış ve Şehvet düşkünü babasının görevlerini yerine getirmekle meşguldür. Ama bir gün, baterist olduğu grubun konserine değişik bir kız gelir. Anna. Aslında Anna çok sıradan bir kız. Masum, saf, inançlı ve kendi halinde biri. En yakın arkadaşı Jay'in müzik tutkunu yüzünden adını daha önce hiç duymadığı bir grubun konserine gider ve gözüne Kaidan takılır.

Ve bundan sonrasında işler karışır. Çünkü hayatı tamamen değişir. Evet, klasik bir genç fantastik kurgusu gibi görülüyor ama kitabın kendine has bir havası var. İnanın bana. Bu türden o kadar çok kitap okudum ki artık benzerlikleri, ayrımları çok fark edebiliyorum. Mesela, bu kitabın başlangıcı bana çok kısa bir an Kemikler Şehri'ni anımsattı. Minik benzerlikler vardı ama Tatlı Şeytan, ilerleyen sayfalarda kendi yolunda devam etti. O yüzden kitaptan çekinmeyin. :D

Kaidan ve Anna'nın tanışmasından sonraki olaylardan bahsedersem spoiler olabilir. Çünkü bazı önemli noktalar, kitabın dönüm noktasını oluşturuyor. Ama dolu dolu bir kitaptı. Karakterlerin yaşları küçük olduğu için bazı bölümleri görmezden gelmek isteyebilirsiniz. :D (Anna, 16; Kaidan, 17) Bir de ilk kitap olduğu için yazar daha çok karakter tanıtımı ve kurguyu oturtma çabalarında olmuş. Serilerin ilk kitapları her zaman riskli olur ama Tatlı Şeytan sınavı geçti. :D Açıkçası ilerleyen kitaplardan çok daha ümitliyim. Kurgu sağlam ve çok daha heyecanlı bir şekilde ilerletilebilir. 

Kaidan, gerçekler insanın canını yalanlardan çok daha fazla acıtabilir, dediğinde haklıydı. -Anna

Karakterlerden bahsetmek gerekirse... Kaidan'ı sevdim. Yani kitabın ilk yarısında cidden çok sevdim. Bateri çalabilmesi ona kocaman bir artı getirtiyor. Yaşına göre olgun ve korumacı. :D Kitabın ikinci yarısında huysuz herifin teki oluyor ama bunun elbette bir sebebi var. Bakalım nereye kadar devam edecek...
Anna'yı da sevdim. Ama kendini geliştirmesi lazım. Tüm umudum ilerleyen kitaplarda. Ve kitaptaki bir bölümde Anna'ya gerçekten hayran kaldım. :D Onun babası Madde Bağımlılığı uzmanı olduğu için kızımızın biraz açılması lazımdı ve kitaptaki bölümde fena uçtu. Cesaretine hayran kaldım. *Alkış*

Anna'nın ailesini çok sevdim nedense. Normalde bu tür serilerde aileler arka planda kalır ve pek bir bilgimiz olmazdı. Ama bu kitapta üvey annesi Pattie'yi ve öz babası Belial'ı çok sevdim. Özellikle babası çok matrak bir adam. Onu daha çok görmek istiyorum. :D 
Son olarak bir de Kaidan'ın arkadaş grubu var. Bunlarda Nef'ler. İkizler; Marna ve Ginger, Blake ile Kopano da sanırım ileride daha çok göreceğimiz isimlerden birkaçı.

Tatlı Şeytan, adı gibi tatlı bir kitaptı. Aksiyonlu ya da hareketli bir sahne beklemeyin. :D Ben zaten tamamen beklentisiz bir şekilde kitaba başladım. Ve memnun da kaldım. Kitaba bir şans verin derim. Gerek kapak tasarımı -ki yayınevi bu konuda 'the best'- gerek kurgunun akıcılığı ile bu şansı hakkeden bir seri olacak.

Son olarak... GO!Kitap'a ilgilerinden dolayı çok teşekkür ederim. Beyaz Balina Yayınları'na bağlı bir yayınevi. Beyaz Balina da benim ilk tanıştığım yayınevidir. Hatta ilk kitap hediyemi onlardan almıştım. Her sene de mutlaka fuarda onların yanlarına uğrarım. Geçen haftalarda, GO!Kitap'a Tatlı Şeytan'ın bir örneğini bana gönderebilme olanaklarının olup, olmadığını sordum ve hiç bekletmeden yolladılar. Canımsınız. Çok teşekkür ederim!

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane