Pages

Rachel Caine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rachel Caine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2020 Perşembe

Kitap Yorumu: Morganville Vampirleri 2 - Ölü Kızın Dansı

Merhabalar

Ay resmen seriye nazar değdirdim. Morganville Vampirleri şöyledir böyledir dedim ikinci kitabı göz devirmekten okuyamadım. Tamam, yine beklentisiz okudum ama şu Claire'yi bir sarsmak lazım. Bu kadar da saftirik olamaz bir insan yav. 

Bu kitapta baya boş yapılmış. Kitabın ismi de olan Ölü Kızın Dansı adlı partiyi bir iki sayfa okuyoruz ve diğer olaylar tamamen farklı bir yönde gelişiyor. Böyle daha ne kadar saçmalayabilir diye okudum. Kitabın sonunda "heh, tam beklediğim gibi bir salaklık yapıyorsun Claire," dedim. Tabii şaşırtabilir de. Yapıyormuş gibi gözüküyor ama son anda olaylar değişebilir.

Bir kere, artık olaylar Morganville kasabasının dışına çıkmalı. Daha esprili karakterler getirilmeli. Aşklar güzel işlenmeli. Claire "16 yaşımdan biraz daha büyüyüm" demeyi; diğerleri de sen daha çocuksun demeyi bırakmalı. Oy, etrafım ergenlerle çevrili resmen. Yine de pes etmeyeceğim! Ara vermeden seriye devam edeceğim çünkü ilerledikçe baya güzelleşiyormuş. Hadi bakalım.

Bu kitaptaki olaylar beni kesmedi ama yerlerinde hiiiç durmadılar. İlk kitabın sonunda vampir avcısı Shane'in babasının geldiği an dehşet bir sahneye şahit olmuştuk. Michael'ı öldürmeye çalışıyordu. Çalışıyordu diyorum çünkü kendisi bir hayalet. Eve'in eski patronu vampir (sonradan öğreniyorlar vampir olduğunu) Oliver, geçmişte Michael'ı vampir yapmaya çalışırken beceremiyor ve bir şekilde hayalet olarak yaşamına (?) devam ediyor. Gündüzleri ortadan kaybolan Michael geceleri ortaya çıktığı için hep "acaba vampir mi" sorusunu kafalarda oluşturuyordu. Shane'in babası da böyle sanıp çocuğun üstüne çullanıyor ama tabii öldürdüm sanıyor.

Sonrasında olaylara diğer vampirler de karışıyor. Kim bizi öldürmeye çalışan bu herif diye. Shane'i de suçlayıp hapsediyorlar. Shane'i kurtarmak için Claire ve Eve ön plana çıkıyor. Zira Michael hem bağlı olduğu evden ayrılamıyor hem de gündüzleri istese de bizimkilere katılamıyor. 

Bir anda karakterler arttı. Okuldaki isimler çoğaldı. O kim he şu mu derken beynim laçka oldu ama toparladım. Zaten çerezlik bir kitap olduğu için onu da okuyayım bunu da derken kitap bitmiş oluyor.

Tek sevdiğim şey, Michael güzel bir karar verdi. Bir sonraki kitabın yorumunda mutlaka bahsederim ama şimdi spoiler olacağı için gülümsüyorum. :) Ve vampirlerin başı Amelie'yi giderek sevmeye başladım. Gizemliliği oldukça hoş.

Fark ettiyseniz hiç alıntı paylaşmadım. Çünkü beni güldüren, eğlendiren hiiiiç bir diyalog geçmedi. Umarım yazar giderek karakterlere daha çok espri anlayışı yükler. Shane'i bir salın da çene çalsın. Özledim çocuğu.

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Kitap Yorumu: Morganville Vampirleri 1 - Cam Ev

Mer-ha-ba!!!

Bu aralar yerimde duramıyorum adeta. Evde olduğum için sanırım eski günlerimdeki formuma kavuştum. Hatta bir süredir hep ertelediğim ve devamını merak ettiğim serilere sardım. Böyle sanki 17 yaşıma geri döndüm. Öyle özgür hissediyorum. :)
Yaş aldıkça sorumluluklar fena artıyormuş cidden. Farkında değilmişim ama çok boğulmuşum bu durumdan. Yaklaşık üç aydır evden çalışıyorum ve hobilerimi rahatlıkla yapabiliyorum. Evcil bir insanım. Dışarı çıkmamak çok koymuyor da şöyle bir ormanda yürüyüş, sahilde kitap keyfi fena olmazdı.

Bendeki kırmızı kapak
Başka konulara dalmadan önce hemen Morganville Vampirleri serisini tanıtmak istiyorum. Yanlış hatırlamıyorsam serinin ilk kitabı Cam Ev'i 2012 ya da 2013 yılında okudum. O zamanlar kitabın kapağı dehşet kötüydü! O dönemde sahaftan rastgele kitaplar alıp güzel keşifler yapıyordum. Dönüşüm serisi, Ölümcül Oyuncaklar, Sookie Stackhouse hep sahaf ganimetlerimdendir. Eh bu serileri okuduktan sonra Morganville Vampirleri'ni okuyunca yanlarında çok sönük kalmıştı. 

"Onun peşini bırak." Eve'in sesi titriyordu. "O daha bir çocuk."
Brandon, "Hepiniz çocuksunuz," deyip omuzlarını silkti. "Kimse sana hamburger veren ineğin yaşını sormuyor."

Bu seriye başlamayı düşünenler için güzel ve naif bir uyarı yapmak istiyorum. Çerez ama çok eğlenceli bir vampir serisi. Sıfır beklentiyle başlamınız lazım ve bol bol ergen diyalogları okumaya hazırlıklı olmanız lazım. Ben yıllar içerisinde o kadar çok ağır fantastik, distopyalar okudum ki yeter dedim, biraz da kafamı dağıtacak sıradan bir şeyler okumak istiyorum. Bunu seriyi küçümsemek için demiyorum. Tam tersine, küçük görülmesin. Bu seriden umudum da var. Giderek güzelleşeceğine ve blog'ta yorum yazarken çıldıracağıma eminim. :) Bu da tarihe not düşülsün.

Gel zaman git zaman bu seri yeniden aklıma düştü. Nedense Artemis'in genç fantastik seçkilerini çok seviyorum. Kitaplığımda en çok Artemis kitabı vardır. Son birkaç yıldır Türk edebiyatına yoğunlaşsalar da vampir temalı kitaplarda güzel örneklere sahipler. İşte bu yüzden Morganville Vampirleri'ni tekrar okumak istedim. Ara vermeden lüpleteceğim seriyi. 15 kitaplık bir seri olması gözünüzü korkutmasın. Kitapları çekirdek çıtlatır gibi bitirirsiniz. Anlatımı yormuyor, aksiyon bitmiyor ve kitaplar ortalama 300 sayfadan oluşuyor.

"Ben Latince bilmiyorum!"
"Şaka yapıyorsun. Bütün dahiler Latince bilir sanıyordum. Zeki insanların uluslararası dili değil miydi o?"

Gelelim serinin ilk kitap yorumuna. Okurken baya güldüm. Şaşkın bir genç kızımız başrolde: Claire Danvers. 16 yaşını bitirmek üzere ama üniversitede eğitim görüyor ve çok zeki. Biraz yaşının küçüklüğünden ve naif olmasından dolayı hassas bir yapısı var. Bu kitapta en ufak bir şeye ağladığında göz devirmeyin. Sonrasında başımıza kraliçe olursa şaşırmam. Acayip karakterlerle ve kurallarla dolu olan Morganville kasabasında, hiç istemediği ama ailesinin baskısıyla okuduğu bir üniversitede mutsuz olan Claire giderek daha fazla zorbalığa maruz kalınca yurttan ayrılmaya karar verir. Canını zor kurtarır çünkü psikopat Monica ve çetesi kızı neredeyse öldürecekti. 

İlanda Cam Evi'nde bir odanın kiralık olduğunu öğrenince oraya gider. Değişik bir mahallededir. Kimse ne suratına bakıyor ne de normal davranıyordur. Kapıda evin kiracılarından biri olan gotik Eve ile karşılaşır. Sonrasında deli dolu, kanı kaynayan Shane ile tanışır. Evin asıl sahibi Michael ise gündüzleri ortalarda görünmez ama geceleri fırt diye ortaya çıkar. Vampir değil ama başka bir şey. O detayları bu yorumda yazamayacağım, dev spoiler olabilir.

"Lanet olsun Claire. Bir dahakine yeri boylayacağında yanındaki erkeği uyar. Seni tutup kahraman gibi görünebilirdim."

Bu kitapta dört ana karakteri yakından tanıyıp Morganville'deki vampirlerin nasıl çalıştığını, ne aradıklarını, gizemlerini vs. öğreniyoruz. Claire'in vampir olayına ve Michael'ın sırrına aşırı tepki vermemesi hoşuma gitti. Tabii bu üçlünün arasına çabucak karışması biraz göz devirmeme sebep oldu ama dediğim gibi beklentileri sıfırlayalım, o zaman tadı çıkıyor. Şu ana kadar en çok Shane'den keyif aldım. Hem yerinde duramıyor hem ağzı iyi laf yapıyor hem de grubun en renkli karakteri diyebilirim. Eve, buzdolabı gibi bir kız ama eminim ilerleyen kitaplarda onun da duygusal yönlerini göreceğiz. Michael ise adeta alfa bir karakter. Detaylı düşünüyor, ağırbaşlılıkla hareket ediyor ve herkesi çocuğuymuş gibi koruyor. 

İlk kitap olmasına rağmen hareketliydi ve kitabın sonundaki sahne ikinci kitabı hemen okumanızı teşvik ediyor. Şanslı ben, ilk dört kitap elimde şu anda. Çok ara vermeden okuyacağım. *-* 

Bu arada, Instagram'da seriyi paylaştığımdan beri ne çok seveni ortaya çıktı. Bu konuda yalnız olmadığıma çok sevindim. Bir süredir vampir temalı kitap okumuyordum. Bu yıl vampir yılı olsun tekrar. Eski kitapların üstünden ölü toprağı atıyorum ve gün yüzüne çıkarıyorum. Daha durun, aklımda birkaç seri daha var... *şeytani gülüş*

Kocaman sevgiler, öpücükler: Jane

PS. Meksika fasulyesini bu seride duyup merak etmiştim. Diyorum bu meksika fasulyesi nereden aklıma geldi. Shane'in severek yaptığı bir yemek. :)